"Burada yazılı her şeyi çalabilir, çırpabilir, nette arkadaşlarınıza iletebilir, sevgilinizi etkilemekte kullanabilirsiniz" notu olunca aldık... "Link vermek kaydı ile kullanıp hava da atabilirsiniz" uyarısını da yerine getirip, maddelere geçelim... "www.dryagci.com"daki; sözlükten sizin için - şimdilik - dört tane seçtim... Depresyon... Temel olarak içe kapanıklık ve olması gerekenden fazla üzüntü ve mutsuzluk hali... Günümüzde depresyon yerine iki uçlu duygulanım bozukluğu terimi kullanılmakta olup periyodlar halindeki duygudurum değişmelerini ifadeye yarar. Öncelikle depresyona "deprasyon" denmesi öyle yaygındır ki; manken-fotomodel makulesinin tamama yakını, sanatçı ve futbolcu ahalisinin yarıdan fazlası bu kelimeyi böyle kullanır... Böyle olunca kendi halindeki vatandaşım da doğrusunu böyle bilecektir... Depresyon özellikle de okumuş yazmış ademler ve bunların kadın cinslerinde bir statü sembolüdür... Psikiyatri hekiminin seanslarına ne sıklıkta gidildiği ve kullanılan ilacın fiyatı da statü açısından fikir vericidir... Malı mülkü düzmüş, kendine ayıracak zamana kavuşmuş nisa taifesinde belli aralıklarla depresyona girmeyene adam gözü ile bakmazlar... Olaya seksist yaklaşmış olacağız yine ama depresyonun kredi kartı ekstresi ödeyen erkekler açısından zararı katmerlidir... Zira yukarıda bahsettiğimiz iki uçlu duygulanım bozukluğunun iyi ucu da kötü ucu da hatunları alış veriş yapmaya itebilmektedir... Obezite... Kişinin boyuna göre belli limitlerin üzerinde kilolu olması hali. Aşırı şişmanlık. Son yıllarda obezlere layık görülen muamele sonrasında bu insanlar birleşip örgütlenseler ve topluma savaş açsalar haklarıdır... Aşırı kilolu olanların televizyonlarda öcü gibi gösterilmesinden tutun da gözümüze sokulan diyetlere kadar her şey bu isyanı haklı kılıyor... Hele de çok mütenasip vücutlu bir takım diyet-metabolizma uzmanlarının boy boy ve ille de "ben ne kadar sıhhatliyim" diye bağıran fotoğraflarına bakmak bulantı uyandırıyor... Zararlı değil demek haddimize değil ama herşeyin günahının kilolara yüklenmesi de acımasızlık... İllüzyon Görsel uyarıların yanlış algılanması... Yanılsama... Espriyi yapmazsam ölürüm... İlluzyonun babası makyaj ve giyim kuşam ile olandır... Bu konuda en çok söylenen de Levis 501 kot içinde güzel duranın aslında güzel olmadığı, olayın bir kot illüzyonu olduğudur... Detay mı?... Bozar bizi arifim... IQ - Zeka... Orta bilmiş insanımızın en fazla kullandığı terimlerden biridir... Öncelikle kendisine yüksek zeka seviyesi biçen nice orta-alt zekalı insanlar arasında komik olmaya devam edegelir.. Bir çok anne baba da çocuklarının ilk kelimeleri, ilk cümleleri ve çizdiği eciş bücüş şekillerden dahi olduğu kanısına varıp IQ ölçtürme yollarına düşerler... Psikolog cemaatinin fazla bir şikayeti yoktur elbette... Tebeşir Tozu... "Doğru şeyi yapmak için her zaman 'doğru' zamandır..." (Nelson Mandela) temelin yeri Temel'in yaşadığı köye nüfus cüzdanı verilmediği anlaşılmış.... Nüfus memurları; yanlarında fotoğraf makinası ve boş nüfus cüzdanları ile köye gelmişler... Fakat bakmışlar ki bir kişi dışında bütün köy halkı ormana ağaç kesmeye gitmiş... Beklerlerse dönüşleri gece yarısını bulacak, bir nüfus memuru demiş ki; "-Biz burada kalan adamın fotoğrafını çekelim... Bütün nüfus kağıtlarına aynı fotoğrafı yapıştıralım ve bizdeki kayıtlara göre cüzdanları dolduralım..." Öyle de yapmışlar... Kadın, erkek, çocuk her nüfus cüzdanına aynı fotoğrafı yapıştırmışlar... Bütün nüfus cüzdanlarını hazırlamışlar... Akşam tam dönecekken köy halkı ormandan gelmiş... Hepsine nüfus cüzdanlarını dağıtmışlar... Cüzdanı alan, şöyle bir cüzdana bakıp "Sağolun" deyip cüzdanı cebine koyuyormuş... "Acaba hiç işin farkına varan olmayacak mı" diye düşünürken Temel'in dikkatli dikkatli nüfus cüzdanına baktığını görmüşler; -Ne o?... Bir şey mi var?... Yoksa yanlış fotoğraf mı yapıştırılmış?... "Bir yanlışlık falan yok" demiş Temel; "-Fotoğraf benim fotoğrafım... Ama benim böyle bir mintanım yok..." diyAlog... (Lig TV'deki Futbol Gündemi'nde Beşiktaş masaya yatırılmış...) ÖZTÜRK PEKİN: Sen ne diyorsun Saffet Beşiktaş konusunda?... SAFFET SANCAKLI: Beşiktaş yönetimi şu anda yukarı tükürse saç sakal, aşağı tükürse bıyık... *** (TGRT'deki 'Sevginin Gücü'nde, öldükten sonra ruhu ortalarda dolaşan çocuğun diyaloğu...) KARISI: Amcamın oğlu sayesinde kurtulduk... ÖLEN ÇOCUK: Ona söyle, ben de teşekkür ediyorum kendisine... Bizi çok büyük bir beladan kurtardı... Hayata dair... Söylesem, ah söyleyebilsem derdimi, mehtaplı bir gecede açabilsem sana kalbimi, göreceksin seninle dolu... Desem, diyebilsem ki seviyorum seni, çılgınca aşığım sana... Ama demem, diyemem, çünkü aramızda dağlar, denizler, ve benim o kahrolası gururum var... Bu böyle sürüp gidecek, sen, seni sevdiğimi bilmeyecek, öğrenmeyeceksin... Ben her gece yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim, sana asla... Çünkü aramızda dağlar denizler, ve benim o kahrolası gururum var... - Victor Hugo - Bugünün buluşu İlk kez büyüyünce teri kokmasın diye bir çocuk tuzlandı... (29.09.1949) İtiraf Reyonu (isim: ömerfarukyıldız... şehir: istanbul... yaş: 21...) Lise yıllarımız, ders matematik... Hoca bizi tahtaya kaldırıyor, soru çözdürüyor falan... Sıra bir kız arkadaşa geliyor... Arkadaş da öyle biri ki; çoook sulugöz... "Merhaba" desen ağlayan bir tip nerdeyse... Bir de peltek, "s"leri söyleyemiyor... Kız tahtaya çıktı, hoca soruyu sordu, ben bir yaramazlık adına kurtlanmaya başladım... Kızın duyacağı bir şekilde, "Aha gene ağlayacak... Ağlama ne olur... Selpak vereyim mi" falan diye takılıyorum... Ağlamayan kızı tahtada ağlattım, birden dönüp bana, "Kesh sheshini" diyerek o güne kadar hiç yemediğim tokatı yüzüme patlattı... *** (isim: hasan... şehir: istanbul... yaş:18...) Bir gün pazardan yaklaşık 50 kadar cicvic aldık... Bizim evin alt katı inşaat halindeydi... O zamanlar da abim araba tamircisiydi, civcivlere sac'tan kafes yapmıştı... Aradan bir hafta kadar geçti, ben zavallı hayvanlar üşür düşüncesiyle içeri lamba koydum; hem ışık yapar, hem de ısınırlar diye... İki gün sonra civcivleri dışarı çıkarmak için kafesin kapısını açtığımda gördüm ki, bütün civcivler kel... Uzun süre hayretle baktıktan sonra anladım ki; zavallı hayvanlar çok üşümüşler ve lambaya iyice sokulmuşlar ve de "acı son" olarak hepsinin kafasında tüyler yanmş.. bizimkiler (Bizimkiler'in duyunca en sevindiği haberler - 2...) Hayrettin Abi: Yiyerek zayıflama yasalaştı... Dündar Abi: Yeniden daktiloya dönüyoruz... Turgay Abi: Senin basın ilan parası çıkmış... Engin Abi: Yatmayan faturalara af çıkmış... Şaban Abi: Yemeğe inelim mi?... Cem: "okey.gen.tr"nin portları açıldı... Talip: Yasal uyarı... Dikkat... Otomatik kapı çarpar... Alişirin Abi: Ankara deplasmanına sen gidiyorsun... Faik Abi: Yiyecek bir şey var mı?... Herkes: Yüzde 30 diyorlar ama... sanatik kritik "Ben köy filmi çekmem... Bu yüzden en bildiğim konuları çekiyorum... Aşk, alkol, Rock'n roll..." (Teoman) politik kritik "Bu hükümet düğün dernek hükümeti... Onlar düğünlerde altınları toplarken, köylü tarlada nal topluyor..." (Mehmet Ağar) sportik kritik "Kadro dışı olanlar çalışıp, çabalayıp formayı kapacak... Dünyada bir tek hocalar hediye vermez..." (George Hagi) Şifa Yemek Öğle Menüsü Ezogelin Çorba... Mantar Soslu Köfte... Salata... Sütlaç...