Evlat olmak...

A -
A +

(Bu hikaye de Tolstoy'dan... Belki bayram günü bir işe yarar...) Köyün tek çesmesi başında üç kadın sıraya girmiş kaplarına su doldurmaktaymış... Kadınlar aralarında çene çalarken yanlarına yaşlı bir adam yaklaşmış ve kadınların konuştukları ile yakından ilgilenmiş... Birinci kadın şöyle demiş; "-Bakınız benim bir oğlum var... Becerikli mi becerikli, yetenekli mi yetenekli... İnanın örnek bir delikanlıdır o..." İkinci kadın; "-Benim de bir oğlum var... Bülbül gibi şakır, sesi insanlara gözyaşı döktürür..." Üçüncü kadın ise oğlu hakkında hiçbir şey söyleyememiş... Kadınlar serçe parmağı kalınlığında bile su akmayan çesmeden kaplarını zorlukla doldurduktan sonra oradan uzaklaşmaya hazırlanırken yaşlı adam onları izlemekteymiş... Bir ara, birinci kadının oğlu görünüp grubun önünde mükemmel bir takla atmış... Annesi, "Jimnastik gösterileri de yapabilir" diyerek oğlunu pohpohlamış... Derken ikinci oğul gelmiş... O kadar güzel, o kadar yanık türkü söylemiş ki, dinleyenler hayranlıklarından neredeyse küçük dillerini yutacaklarmış... En son üçüncü kadının oğlu onlara yaklaşmış... İlk ikisinin aksine hiçbir şey yapmamış, sadece annesine koşmuş ve su kabını onun elinden alarak kendisi taşımış... Bundan sonra üç kadın yaşlı adama sormuşlar; -İşte şimdi oğullarımızı gördünüz değil mi?... "-Ben sadece bir tek oğul gördüm... Annesinin elinden su kabını alarak kendisi taşıyan oğulu" cevabını vermiş yaşlı adam... Tebeşir Tozu... "Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir... Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir... Ya da evli olmadığı için acı çekiyordur..." (Simone De Beauvoir) Bizimkiler * Bu ay maaşlar bayram sebebiyle erken verildi... Herkes alış verişini yaptı, kurbanını aldı, parayı bitirdi... Aradan iki gün geçtikten sonra Dündar Abi kafeteryada söyleniyor; "Bu ay maaşları erken verseler ne güzel olur değil mi?..." * Özden çalınan telefonunu aramış... Hırsız telefonu açmış, "Yanlış numara kardeşim" demiş Özden'e; "Bu telefon iki gündür benim..." * Lütfi Abi emekliliğimi hesaplayıp göndermiş... Eğer 31.05.2016 tarihine kadar basında çalışır isem, 45 yaşımın dolduğu 22.01.2018 tarihinde emekli oluyormuşum... Pazartesi'ne denk geliyor, ona göre hazırlayın kendinizi... * Yemeğe giderken, "Aylık Yemek Fişi"nden, o günün tarihini kopararak iniyoruz... Fakat dün dağıtılan fişe göre Şubat ayı 31 gün sürüyor... * Şifa Yemek Öğle Menüsü; Mercimek Çorbası... Tas Kebabı... Pirinç Pilavı... Sütlü Prenses... MAKAS Bayhan burnuna estetik yaptırmış... Geriye gözler, kulaklar, kaşlar ve dudaklar kaldı... İtiraf Hattı... (İsim: Angel... Şehir: İstanbul... Yaş: 32...) Turkcell'de çalışıyorum... Bir gün orta yaşlı hamile bir bayan geldi ve; "Çocuğum erkek olursa, Selo ismini versem ömür boyu ücretsiz hat verir misiniz" teklifinde bulundu... Böyle bir şeyin mümkün olmadığını anlattık... Bu arada yanımdaki arkadaş, "Ya kızınız olursa" diye sordu... Bayan aynen şöyle dedi; "-Buradan çıktıktan sonra Aycell'e gideceğim..." (osoztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) SAAT TEDAŞ görevlileri, Cumhurbaşkanı Sezer'in evinde de kaçak elektrik aramış... Sezer hükümetten yeni yeni elektrik almaya başlayınca şüphelenmişlerdir... Haftanın şarkısı (Dört... Dört... - Lucescu Version) Dört... Dört... Ağladı bak saçlarım dört dört... Dört... Dört... Damlıyor gözyaşlarım dört dört... Dört... Dört... Getirdiler bana dert... ... Dört... Dört... Uçtu gönül kuşlarım dört dört... Dört... Dört... Terk ettiler sahayı dört dört... Dört... Dört... Bıraktılar bana dert... ... Dört... Dört... Çektim hepisinin ipini dört dört Dört... Dört... Haşladım hepisini dört dört Dört... Dört... Bıraktılar bana dert... Son sözleri... "-Bundan sonra Denktaş sizin, Kıbrıs da Rumlar'ın olacak... Nasıl, adaletli bir dağıtım oldu di mi?..." (Colin Powell - Arabulucu görevini yerine getirince) ... "-Hakim bey beni idam cezasına çarptıramazsınız... Kalp var bende..." (Tuğba Özay - Mahkemedeki son itirazı) ... "-Gönül demir parmaklık dinlemez... Cezaevinde yaşayıp, cezaevinde ölürüm icabında..." (Seren Serengil - Kandıra Cezaevinde nikahı kıyılırken) ... "-Zago sen biraz kalede dur, ben bir kafaya çıkıp geliyorum..." (Cordoba - Kaleden açılma işini abartınca) Temelin yeri Temel, arkadaşı Dursun'a telefon etmiş; "-Dursun... Benimle yemek yemek ister misin?..." -Tabii ki... Nerede buluşalım?... "-İyi o zaman... Akşam saat sekizde sofrayı hazırla, geliyorum..." *** Adam fırına gelmiş ve Temel'e isteğini söylemiş; - Rica etsem bana bir tane ekmek verir misiniz?... "- Parasını verecek misin?..." - Elbette vereceğim... "- Parasını vereceksen ne diye yalvarıyorsun?..." Küçük ilan... Cimbom'dan büyük kampanya... Artık bilet alma işkencesi yok... AKBİL ile maçlara girebilirsiniz... 1 milyonluk biletler, indirimli olarak 650 bin TL... Üstelik AKBİL'in bütün hizmetlerinden faydalanarak... Bir saat içinde otobüs, metro ve tramvay bedava... Eski açık AKBİL deseneeee... (M.Kazım Aktürk) Bugünün buluşu Dikiş iğnelerini saplamak için, içi elyafla doldurulmuş kalp şeklinde iğnelik yapıldı... (1 Şubat 1953) Sanatik kritik "Şu an evime damatsız dönüyorum... Ama biz Cengiz'le yüzyılın değil, asrın aşkını yaşıyoruz..." (Seren Serengil) Sportik kritik "Bu nasıl profesyonellik, anlamadım... Mondragon küfür edecekse kendi dilinde etseydi bari..." (Fatih Terim) Politik kritik "Bence Everest'e, Himalayalar'a tırmanmak, Türkiye'de bir inşaatta çalışmaktan daha kolay..." (Murat Başesgioğlu)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.