Herkes birilerini eleştiriyor, ben de gazetelere taktım bu aralar... Niye bilmiyorum?... Belki de, "Ya yarın onlarda yazarsam" diye kafa yormadığımdandır... Gazetelerin (bazı) şöyle güzel bir yönü vardır... "Bazı" diyorum çünkü burada birkaç isim yazacakken tek kelime ile hepsini anlatabiliyorum... Okuyunca siz isim isim sıralayacaksınız zaten... Derler ki; "Hükümet şimdi ayvayı yedi... Savaş bitti... Avrupa Birliği rafta... Kıbrıs tatlıya bağlanıyor... Gündem boş, bütün gözler Tayyip Erdoğan ve hükümetinin üstüne çevrilecek..." Yani, "Fena saldıracağım, kolla kendini"nin başlık ve spot çıkarılmış hali... Ve saldırırlar... (Tayyip Erdoğan ismi güncel olsun diye yazılmıştır... Döneme göre isim yazılabilir) Milli Güvenlik Kurulu... Amerika ile kavga... Kadrolaşma... Deprem... Deprem sonrası... Kimse, "Depremi ben mi takvime bağladım" diye kendini yırtmasın, fatura kesildi bile... En azından acılı halkın bilinç altına yerleşti... Amerika'nın, "Türkiye hata yaptı, kabul etsin, özür dilesin" diretmesi çok normal... Çünkü bizim basından takip ediyorlar, bizim hükümetin dış politikasını... Bir kutu haberle yeniden kaşınmaya müsait yaralarımız var... AK Parti istediği kadar, "Diğer hükümetler döneminde yüzde 2, bizim dönemimizde yüzde 20 atama kararnamesi geri gönderildi" diye kadrolaşma savunması yapsın... Devletin her kademesi AK Partili kaynıyor diye bilinecek... Biraz ciddi oldu ve hoşuma gitmedi ama, bağlayayım; Bizde ne zaman sular durgun gözüküyorsa, korkun... Kadınlar & Erkekler Bir kadın; "kadınların erkeklerden üstün olan özelliklerini" yazmış... Bir "erkek" de ona cevap vermiş... Bunları da Tuncay Şenyürek toparlamış; Kadın: Kişiliğimiz, kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değişmiyor... Erkek: Sizin kişiliğiniz beraber olduğunuz erkeğin cüzdan gücü ile değişiyor... Kadın: Kızmızı ışıkta yanımızdaki arabanın bizden önce çıkması ya da bir aracın bizi sollaması hiçbir şey ifade etmez. Erkek: Bizim için de çevremizde diğer hemcinsimizin sahip olduğu mücevherat veya üzerindeki pahalı giysi hiçbir şey ifade etmez. Kadın: Kas olacak diye bir zorunluluğumuz yok... Erkek: Selülitler olmayacak gibi bir zorunluluğunuz var ama... Kadın: Evde, banyoda, kıl-tüy dökmeyiz. Erkek: Lavabodaki, yastıktaki ve yemekteki saçların çoğu size ait. Kadın: Biribirimizin ağzını yüzünü kırdığımız sporlar yapmıyoruz. Erkek: Vahşi bakışlarla birbirinizin gözünü oyduğunuz kıskançlık, haset, çekememe sporlarıyla yeterince uğraşıyorsunuz. Kadın: Hiç iki kadının silahla oynarken birbirini vurduğunu duydunuz mu?... Erkek: Hiç iki erkeğin "Eyvaaah benim elbisemin aynısını giymiş" diye mahvolduğunu duydunuz mu?... Kadın: Sanat eserlerinin yüzde 90'ı kadınlardan esinlenilmiştir. Erkek: Sanat eserlerinin yüzde 90'ı erkekler tarafından yapılmıştır. Kadın: Kol saatimizde aynı zamanda hesap makinası, takometre, barometre, termometre ve radyo olması gerekmiyor. Erkek: Çantamızda ruj, allık, pudra, çorap, ıslak mendil vs. taşımamız gerekmiyor. Kadın: Doğum günü evlilik yıldönümü gibi özel günleri parmağımıza kırmızı iplik bağlamadan da hatırlayabiliyoruz. Erkek: Ütüyü fişte, yemeği ocakta, arabanın anahtarını kontakta unutmuyoruz. BİZİMKİLER H Ercan, Trabzon'da alnı yarılan Fatih Terim'in resmini renk ayrımına göndermiş... Resimde Terim'in alnında kan lekesi var, haberde de "Terim'in kafası yarıldı" başlığı... Ancak renk ayrımından Adem, Fatih Terim'in alnındaki kanı bilgisayarda bir güzel temizleyip öyle göndermiş... H Müşfik, Trabzon-G.Saray maçını seyrederken Ümit Karan'ın attığı golün tekrarı yayınlanırken, "Trabzon ne kötü bir takım... Aynı golü ikinci kez yediler" demiş... H Polenlerden aşırı rahatsız olan Adnan Abi, maske sezonunu açtı... Akşam eve giderken mahalledeki çocuklar, "Sars geliyor, Sars geliyor" diye kaçışmış... H Mustafa Karagöl, Bahadır'ın arabası diye binanın önünde bekleyen yabancı bir arabaya binmiş... "Hadi gidelim çavuş" deyince, adam "Abi ben ineyim sen devam et istersen" diye takılmış... Meçka Engin / Yılbaşı hediyesi Öğleden sonra Celaliye'den akrabaları gelecekti... Evde kimse olmadığı için, misafirleri karşılaması evden çıkmaması gerekiyordu... Ancak bu arada telefon çaldı ve görevli memur, postanede kendisine gelen koliyi alması gerektiğini söylüyordu... Bu süre içinde postaneye gidip gelebilirdi ancak, "Ya misafirler erken gelirse" diye düşünerek bir an tereddüt etti... "Gelirlerse biraz beklesinler" ile, "Yorgun gelirler, bekletirsek ayıp olur" arasında gidip geldi... Sonra aklına bir fikir geldi ve A-4 dosya kağıdına "İki saat sonra buradayım" diye yazarak kapıya yapıştırıp evi terketti... TSYD'den gelen yılbaşı kolisini kucaklayıp, eve döndü... Evin önünde kimseyi göremeyince sevindi ve kapıyı açıp içeriye girdi... Bu kısa yolculuk Meçka Engin'e bir televizyon, bir müzik seti, 800 dolar ve 3 tam altın kaybettirdi... Hırsız evi dümdüz etmişti... * Vatansever, toplum adamı, herkesin yardımına koşan, gerçek insan... Temel'in yeri ! Hakim, Temel'e sormuş; -Temel bey, davacıyı merdivenden ittiniz mi?... Temel cevap vermiş; "-Sadece bir basamak ittim... Diğerlerinden kendisi düştü..." HHH Fadime ve Temel oturmuş, sohbet ediyorlarmış... Fadime sormuş; -Ben ölürsem ne yapacaksın?... "-Deliririm..." -Tekrar evlenir misin?... "-Deliririm dediysek, o kadar da değil..." HHH Sunucu, Temel'i sahneye davet etmiş ve -Buyurun beyefendi mikrofon sizin, demiş... Temel; "-Şurada bir yere koy da giderken alırım onu..." HHH Temel bir gün kahvede oturuyormuş... Dursun koşa koşa yanına gelmiş; -Temel arabanı çalıyorlar, demiş. Temel koşarak gitmiş... Döndüğünde Dursun sormuş; -Ne oldu?... Yakalayabildin mi?... "-Yakalayamadım... Ama plakasını aldım..."