Dinlemekten çok konuşmayı fazilet bilen günümüz insanının vazgeçilmezlerinden birisi haline gelen ve günlük hayatımızda önemli bir yer tutan geyik muhabbetinin nereden geldiğini veya hangi olaydan kaynaklandığını biliyor musunuz?... Bildiğiniz gibi avcılık, Osmanlı döneminde revaçta olan faaliyetlerden birisiymiş... Günlerden bir gün iki arkadaş avdan dönüşte, kıraathaneye uğramışlar ve başlamışlar o günkü av maceralarını anlatmaya. İki arkadaş o gün bir geyik avladığını söylemiş, diğerleri hemen geyiğin büyüklüğünü sormuşlar. Büyüklüğünü tarif etmek için, boynuzlarının 1 metre olduğunu söylemiş iki kafadar. Oturanlardan birisi kendisinin daha önce 2 metre boynuzu olan bir geyik avladığını söylemiş. Kimse altta kalmak istemediğinden avladıkları geyiklerin boynuzlarını uzatarak kendi maceralarını abarttıkça abartmışlar. Olay öyle inanılmaz bir hale gelmiş ki; sonunda birisi avladığı geyiğin boynuzunun 30 metre olduğunu iddia etmiş. Diğerleri bu kadar uzun boynuzlu geyik olmayacağını ileri sürünce, yalancı muamelesi gören delikanlı olayı gururuna yediremeyerek çekmiş bıçağını ve kıraathane kan gölüne dönmüş. Bunu duyan zamanın padişahı 4. Murat olayı kökünden çözümlemiş: "Bundan sonra kıraathanelerde GEYİK MUHABBETİ yapmak yasaktır..." Görüldüğü gibi geyik muhabbeti sadece zaman kaybına değil, can kaybına bile neden olabilir... İtiraf Reyonu... (isim: ?... şehir: ?... yaş: ?) "Köşenize ben de bir itiraf göndermek istiyorum... Ama ben isim vermeyeceğim çünkü çok rezil olup arkadaşların dilinden düşeceğimden korkuyorum... Üç yıl önce memleketimden 1000 km uzakta görev icabı kalıyordum. (Batman) İnsan gurbetteyken memleketindeki düşmanını görse sarılası geliyor... Çarşıda trafiğin yoğun olduğu bir yerde dolmuşu durdurdum ve hızla bindim... Şoförden sonra üçüncü koltuğa kendimi bıraktığım anda bir de dikiz aynasından ne göreyim, hemen benim önümdeki koltukta, köyümüzden çok tanıdığım birisi var... Tam adamla konuşacaktım ki; bir an dikkat ettim aynada gördüğüm tanış sima benmişim... Hakikaten bu hadise oldu... Ondan sonra gideceğim yere varıncaya kadar sessizce gülmekten karnım ağrıdı..." diyAlog (Beyaz Show'a Vatan Şaşmaz gelmiş...) BEYAZ: Sende sanki Amerikan tarzı bir yakışıklılık var... Yanılıyor muyum?... VATAN: Evet... Anneannem Çerkez'miş benim... *** (Altınşehir'de yıkım ekipleri ile vatandaşlar arasında olaylar var, ortalık yangın yeri... TGRT muhabiri, olay yerinden bağlanıyor...) ERTUĞRUL ERBAŞ: Evet sevgili seyirciler... Su dolu tankerler de şu an suları söndürmek için olay yerine geldiler... Ayaküstü Afişi tam olarak anlatmam lazım... Cicili bicili, çiçekli balonlu, "Bunları biliyor musunuz" başlıklı rengarenk bir afiş... Ve içeriği; * Dünyanın tüm bağımsız ülkelerinde; eğitimin kendi anadilleri ile yapıldığını, ve hazırlık sınıfı diye bir saçmalığın olmadığını... * Birçok batı ülkesinde dükkanlara ve çocuklara yabancı isim vermenin yasak olduğunu... * Türkiye'de ise bilimin ve uluslararası dilin İngilizce olarak yutturulduğunu... * Türkçe'nin 10 bin yıllık geçmişi ile dünyanın en eski ve en üretken bilim dili olduğunu... * Dildeki bu hızlı yozlaşma ile, gelecekte şuursuz, kişiliksiz, geri kalmış çocuklara sahip olacağımızı... * Büyük bir ulusu yok etmek için önce dilinin yok edildiğini... * Bu renkli afişin vurdumduymaz gençlerin ilgisini çekmek için yapıldığını... (Değerli hocamız Oktay Sinanoğlu'nun uyarıları... İlginizi çeker mi bilmem?...) Sanatik kritik "Ben Türk kadınının çoğunluğunu temsil eden biriyim... Erkekler beni yakından takip ederse, kadınlarla ilgili çok iyi tüyolar alabilirler..." (Pınar Altuğ) Politik kritik "Böyle bir dönemde yapılan bu çıkışlar rahatsızlık veriyor... Bizimkilerin gereksiz yere yaptığı ihanet, ne yazık ki AKP'nin işine yarıyor..." (Deniz Baykal) Sportik kritik "Spor malzemesi istendi, ben de tamamlanacağını söyledim... Bunda nasıl art niyet olabilir?... Zaten Alaattin Çakıcı ile konuşuyorsan, gül desen bile silah anlaşılır..." (Sinan Engin) Bizimkiler * Dündar Abi'nin köyünde bizim gazetenin okunma oranı; Nüfus: 450... Abone: 510... * Cem'in telefonları akşama kadar susmadı... Doğumgünü falan mı var diye merak ettik sorduk; "Yok abi, hep senin yüzünden" dedi, "Arkadaşlar dün gazetede ismin yoktu başına bir şey mi geldi diye aradık diyorlar..." * Çekmeceli satışın öncü isimlerinden Faik Abi'nin dükkanından alınan ürünlere çıkan promosyonlar verilmiyor... Bilginize... * Bu da Cem'in arkadaşları için... Dün sayfaya Trabzon fotoğrafı girecek, Cem soruyor; "Trabzon'un idman resmini alayım mı?..." Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Ezogelin Çorba... Kağıt Kebabı... Çoban Salata... Sütlaç... Tebeşir Tozu... "Çocukluğunu tam yaşayamamış insan, kolay kolay tam bir insan olamaz..." (Hölderlin) Temelin yeri Doktor Temel: "-Tam zamanında geldiniz, sizinle konuşmam lazımdı..." Hastası: "-Niye doktor, çok mu acil?... Doktor Temel: "-Hayır... Bir gün daha geç kalsaydın zaten kendiliğinden hallolurdu..." *** Dört ayda beşinci işini değiştiren Temel, son girdiği şirkette depo görevlisi olarak işe başlamış... İlk haftanın sonunda yükleme yapılırken Temel, kullandığı yükleyicinin kontrolünü yitirerek bazı malların zarar görmesine neden olmuş... Bunu gören depo sahibi yanına gelerek Temel'e zararın tazmin edilmesi için zarar karşılanana kadar maaşının yüzde 10'unun kesileceğini söylemiş... Temel bunu duyunca gülmeye başlamış... Patron şaşırınca Temel; "-Ne kadar sürer bu zararı karşılamam sizce?..." -Yaklaşık 8 ay sonunda zararı kapamış olursun... "-Çok güzel... Nihayet sürekli ve güvenli bir iş bulabildim..." *** Temel; "-Kahve içer misin?... Dursun; "-Yok sağol... Sabaha kadar uyuyamıyorum sonra..." Temel; "-Sabaha kadar içmek zorunda değilsin ki..." RAKAMLARLA TÜRKİYE (Dünya bizi nasıl tanıyor?...) % 30: Boğaz ve Şiş Kebap'tan... % 25: Tarkan'ın şarkılarından... % 20: Sertab Erener'den... % 14: Naim Süleymanoğlu'ndan... % 10: Süreyya Ayhan'dan... % 01: Fenerbahçe'den... Bugünün buluşu İlk kez tavlada kaybolan pulun yerine bozuk para konuldu... (23.05.1953)