Şantaj kaseti Ünlü olmayanın başına gelenine "Irz düşmanı" deniyor... Ama sevilen birşeyler yapan biri için -hele de erkekse- bulunmuş güzel bir "sıyırma" sözü... Destek olma Hillary Clinton, Hülya Avşar ve son olarak Arzu Balkan en belirgin örnekler... Şimdi güzelim bol kazançlı günlerimizi; X ya da Q kızı için bozmaya değer mi mantığı?... Standart hat Beş karışık paketten sadece birinin ismi... Başlığa çıkmasının nedeni, bir abone olarak hiçbir şeye bulaşmazsanız, içine otomatikman gireceğiniz paket olması... 11 milyon 500 bin alınacağı kesin, "gerisine bakarız" hesabı... Sıfırlı eğitim 100 bin öğrencinin sıfır aldığı sınavlara verilen isim... Ne öğretildiği belli olmayan ve ne öğretildiği belli olmayanın sınavlarda çıkmaması sonucu ortaya çıkan bir "kına tablosu"... Hızlı sınırı "Hızlandırılmış facia, hızlandırılmış katliam, hızlandırılmış cinayet" benzetmeleri ile iyi giden bir hükümete, "O kadar da yanında değiliz" deme şansı... Muhalefeti de pışpışlama fırsatı... Gülben neden ayrıldı?... Basın; "Hesabı hep kendi ödediği için" diyor... Ben şunlardan da şüpheleniyorum; -"Üç Gülben aynı arabada" klibini seyreden Mustafa Erdoğan, "Ben bunların biriyle başedemiyorum... Bu kadarı da fazla" deyip resti çekti ve ayrılık gerçekleşti... -Medya araştırmalarında ikilinin haber olma istatistiği, Türkan Şoray'ın kızı Yağmur'dan bile geri kaldı... Dolayısı ile "Reyting uyuşmazlığı" sonucu konuşarak ayrıldılar... -Mustafa Erdoğan; Gülben Ergen'in, seminerlerde bile söylediği "Çocuk istiyorum" sözünü yanlış anladı ve akşam eve giderken bir Barbie bebek götürdü... Bu yanlış anlaşılma ilişkiyi bitirdi... -Mustafa Erdoğan iş hesap ödemeye gelince hep ağır davranıyordu... Üstelik kasiyer, "Fişi kimin adına keseyim" diye sorunca hemen kendi ismini veriyordu... -Mustafa Erdoğan'a davul ders almaya başladığı zaman aşık olmuştu... Dolayısıyla davulun sesi uzaktan hoş geliyordu, yaklaştıkça soğudu... kadınlar erkekler Yazar İlhan Uçkan'ın, kitabında şöyle bir bölüm var; "-Bir kadın genellikle sizi kendisine eziyet ettiğiniz için terketmez... Aldattığınız için hiç terketmez... Bir kadın sizi sadece bir tek nedenle terk eder, o da ekonomik durumunuzun kötüleşmesi... Yani iyi bir finans kaynağı olmaktan çıkmanız..." Belki de iyice yaygınlaşan, "Üç maymunu oynama psikolojisi"ne yakın bulduğum için bu notu da buraya aldım... bizimkiler Kafeteryada günün konusu şu; "-Direksiyonu sağda olan bir araçla, Boğaz Köprüsü gişelerinde nasıl ödeme yaparsınız?..." Dündar Abi: Birinci köprüde mi, ikinci köprüde mi?... Mustafa Abi: Kapıdan iner, yürüyerek parayı verdikten sonra geri dönerim... Engin Abi: Benim yanımda her zaman biri olur... Parayı ona veririm, öder... Sırrı: Gişeye geri geri yanaşırım, gişelerden çıkınca normale dönerim... Mehmet Akbal: Soruda bir hinlik seziyorum ama... Gece mi, gündüz mü?... Cem: Yan taraftaki camı açarak parayı uzatırım... Biraz da adam uzansa tamamdır işte... Harun Abi: Ne biçim soru bu?... OGS alırım olur biter... Çaycı Ercan: Abicim işiniz yok mu sizin?... Gidin çalışın biraz, sabahtan beri vır vır vır... Bizim Ora... Tanınmış Türk senetçisi Seda Sayan uzun müddetdir ki, Gökhan Şükür'le olan sevgi macerasını gizli sahlayırdı... Birge şekilleri metbuat sehifelerine çıhınca, cütlük bu yasağı aradan galdırdı... Bu günlerde ise gezetçiler onları Bodrum'dakı istirahet merkezinde birge görürler... İsti yay günlerini sözü geden mekanda dincelen senetçi jurnalistlerin heç birine çimerlik geyiminde şeklini çekmeye izin vermeyir... Amma sevgilisi G. Şükür fotoaparatı eline alıb şekil çekdirmeye cehd edince, senetçi "yoh" deye bilmeyir... Bele ki, S. Sayan'ın bir neçe gezetçiye "olmaz" deyir israr etdiyini gören G. Şükür özü onları evezlemek fikrine düşür... Ve onlardan birinin elindeki fotoaparatı alarag Seda'nın şekillerini çekmeye başlayır... (Azerbaycan Musavat Gazetesi'nden...) diyAlog (Acun Firarda; İngiltere'de karşısına çıkan bir kaleyi tanıtıyor...) ACUN: Sevgili seyirciler savaş planları karşımda görmüş olduğunuz bu kalede yapılıyordu... Birkaç sene önce, daha doğrusu 700 sene önce kullanılıyordu bu kale... temelin yeri "-Temel Las Vegas'ta müthiş bir şans makinesinden acayip kazandığını söylemiş..." "-Ama, o kadar kolayı ne yapacağımı bilemedim" demiş... *** "Amcam katarakttan öldü" deyince "Nasıl" diye sormuşlar Temel'e; "-İttiler onu..." demiş... *** Pizzacı "Altı dilim mi, on dilim mi olsun" diye sorunca... Temel'in cevabı, "Altı olsun, ötekini bitiremiyorum..." *** "-Temel'in abone olduğu gazete niçin 20 sayfa daha kalındır?..." -İlk 20 sayfa kullanma talimatıdır da ondan... *** "-Temel niçin eczacı olamamış?..." -Çünkü etiketli ilaç şişelerini daktilodan geçiremiyormuş... *** "-Süpermen, Noel Baba ve zeki bir Temel arasında ne benzerlik var?..." -Üçü de hayal mahsulü... *** "-Temel'i denizaltıda nasıl teşhis edersiniz?..." -Paraşütünden... sanatik kritik "Aslında hatalarımla sevaplarımla iyi bir insan olduğuma inanıyorum... Ama ben de bir insanım, en kötüsü bir erkeğim..." (Tamer Karadağlı) politik kritik "Beni durdurmak isteyenlere verecek cevabım şudur... Ben rüzgarının sert, delikanlısının mert olduğu yerden geliyorum..." (Mustafa Sarıgül) sportik kritik " Sergen kilosundan kaybetmezse, formasından kaybeder... Çünkü benim lügatımda favori olan yok, profesyonel olan var..." (Del Bosque) Bugünün buluşu -İlk kez kilitli kumbaradan örgü şişi ile bozuk para çıkartıldı... (02.08.1965) Şifa Yemek Öğle Menüsü; Mercimek Çorba... Sebzeli Kebap... Pilav... Yoğurt...