Her gün okula gitmek için çıktığımızda görürdük onu... ...Ve ben onu gördüğümde hızlı yürüyemezdim, yavaşlardım... Sanki, "Bak biz de hızlı yürüyemiyoruz" der gibi... Caddede her gördüğümde takım elbiseli adam karşıdan karşıya geçirirdi onu... Koltuk değnekleri ve takım elbiseli o adam sanki en yakın dostlarıydı... Hep kendi kendime sorup dururdum; "Neden, neden onu her gün görüyorum?..." ... Sadece sabır ve kolaylık dilemek gelirdi elimden, kendim için de şükretmek... Yine her zamanki gibi okula gitmek için çıktık arkadaşlarla... Caddede olağandışı bir kalabalık vardı... Gözüme çarpan polislerden ve duran trafikten caddede bir kaza olduğunu anlamıştım. Yürüdükçe caddenin ortasında yatan ve üstü gazete sayfalarıyla örtülü bir ceset belirdi gözümün önünde... Arkadaşım kısık bir ses tonuyla "Hiç olmazsa, inşallah yaşlı biridir" dedi. Ama yolun üzerinde birden gözüme takılan iki nesne daha vardı, "koltuk değnekleri..." Benim yüreğim hiç bu kadar sızlamamıştı... ... Ertesi gün duyduk ki, karşıdan karşıya geçiren takım elbiseli adam onun öğretmeniymiş... O gün birkaç günlüğüne okuldan izin almış ve sonrası mâlum hadise... Şimdi biz de birer öğretmen olmak için okuyoruz... Düşünüyorum da gelecekte benim böyle ilgilendiğim bir öğrencim olursa onun yanından ayrılabilecek miyim acaba?... ... (Bugün hikaye günüydü... Ama bu bir hikaye değildi... Halil Demirel'in "İşine yarar mı ki" notuyla gönderdiği gerçek bir olayı aktardım... Kimin işine yaramaz ki?...) Tebeşir Tozu... "Bütün zekamı, yeteneğimi, şöhretimi, eserlerimi akşam eve zamanında gelip gelmeyeceğimi merak eden bir kadın için feda edebilirim..." (Bernard Show) Yeni Lucescu mazeretleri * Herkes Beşiktaş'ın aleyhine çalışıyor... Minibüs Şoförleri Federasyonu'nun Kadıköy'de daha fazla sayıda araç görevlendirdiğini öğrendim... Beşiktaş'ın neredeyse iki katı... Bizim taraftarın maça gelmesi engelleniyor... * Rakipler sırf biz şampiyon olmayalım diye elinden geleni yapıyor... Diyarbakır'daki stadın çimleri bizimkiler gibi enine değil, boyuna doğru biçilmişti... * Diyarbakır'ın karpuzu meşhurmuş... Takımın rengi de karpuz rengi; dışı yeşil, içi kırmızı... Bu durum doğal olarak futbolcularıma yaz aylarını hatırlattı, bu yüzden de kendilerini tatilde zannettiler... * Bütün suç Fenerbahçe'de... İlk yarı bile bile 11 puan geriye düşerek futbolcularımızı rehavete soktular... Şampiyonluğu çantada keklik gören bizimkiler de gevşedikçe gevşedi... * Aslında dikkatli bakarsanız G.Saray'da da suç var... Ben bütün planlarımı G.Saray ve Fatih Terim'le yarışmak, ya da yarıştırmak için kurgulamıştım... Erken havlu atmaları motivasyonumuzu bozdu... * En büyük suç bizim Rumen atalarımızda... Alt tarafı iki laf etmişler "atlar-itler" diye... Başka örnekler bulamayınca takım olarak bocalama dönemine girdik, bu da rakiplerin işine geldi... * Ahmet Çakar'ın vurulma olayı bizi de derinden vurdu... Haftalardır televizyonda atışacak bir rakip bulamadım kendime... Böyle olunca da konsantrasyonumuz sıfırlandı... Çakar'a sıkılan kurşunlar Beşiktaş'a da sıkılmıştır benim gözümde... * Tayvan Devlet Başkanı'na suikast düzenlenmiş... Bu olay da bizi çok etkiledi diycem ama "ne alaka" diyceksiniz... Ne yapalım etkiledi yani, yapacak bişey yok... H Biz Samsun maçında kaç kırmızı kart gördük; 5... Fener geçen hafta Konya'ya kaç gol attı; 5... Bir elin parmakları kaç tane; 5... 5 kere 5; 25... 5'i 5 kuruştan 5 yumurta kaç kuruş; 5... Anladınız mı, anlamadınız di mi?... Bu 5'le ilgili bir şey vardı ama ben de toparlayamadım... Diyalog (NTV muhabiri, Fatih Terim'le konuşuyor...) HALUK YÜREKLİ: Bugün görevi resmen bırakıyorsunuz... Neler hissediyorsunuz hocam?... FATİH TERİM: Futbolculuk kariyerimi de sayarsak 1974'ten 2004'e kadar G.Saray'a hizmet vermişiz... Bunun özellikle son 30 yılı çok hareketli geçti... Meçka engin (Vatansever, toplum adamı, herkesin yardımına koşan, gerçek insan...) Süpürge... Engin Abi'nin küçük çocuk elektrik süpürgesinin sesini çok seviyormuş... Kızda öyle bir hastalık olmuş ki; her dakika elektrik süpürgesinin yanına gidiyor, "Aç... Aç..." diye annesine baskı yapıyormuş... Yenge bir gün gazeteyi aramış, "Senin kız yine evi süpürmemi istiyor..." "Çalıştır" demiş Engin Abi, "Eğlensin çocuk..." -Eğlensin de, dünyanın elektrik faturası gelecek sana... "-Haa... Onu hiç düşünmemiştim... Tamam... Çalıştır ama süpürme o zaman..." Bizimkiler * Dündar Abi hasta, Bilgehan görevde, Cem haftalık, Fehim yıllık izinde olduğundan bombalara bugün ara verilmiştir... Okuyucularımızın hoşgörüsüne sığınarak duyururuz... Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Mercimek Çorba... Tas Kebabı... Bulgur Pilavı... Meyve... VEFAT Bir internet sitesi üyelerinin içinde vefat edenleri duyuruyor... Mesela tarih yazıyor ve "Önay Hüseyin ölmüştür" diyor... Altında da bir seçenek var; "Tavsiye et"... Temelin yeri Anne, baba misafirliğe gitmek üzere yazlıktan ayrılırken çocukları Temel'e tembih etmişler: "-Aman oğlum bak kardeşin Dursun küçük, ona dikkat et tamam mı?..." Temel, "Tamam" demiş ve anne babası gittikten sonra kardeşi Dursun'u da alarak deniz kenarına balık tutmaya gitmiş... Anne ve baba eve geldiklerinde Temel'in bir köşede somurtmuş oturduğunu görmüşler; -Ne oldu yavrum?... Niye böyle kızgınsın?... "-Bir daha bu çocuğu benim yanımda bırakmayın... Onun yüzünden bir tane bile balık tutamadım..." Annesi Temel'in başını okşayarak; "-Tamam yavrum merak etme... Dursun bir dahaki sefere uslu durur, balıkları kaçırtmaz sana..." Temel puflayarak; "-Ufff... Sorun bu değil ki... Oğlun benim bütün solucanlarımı yedi..." Bugünün buluşu Bıçak veya tabanca çeken birine "Demirden korksak trene binmezdik" cevabı verildi... (21.03.1953) Politik kritik "Kayseri'ye deniz götüreceğim diyen siyasiler var... Bekara karı boşamak kolay... Millet artık bunları yutmuyor... " (Tayyip Erdoğan) Sanatik kritik "Arkadaşlar sizden rica ediyorum, bana soru sormaya gelirken, normal sayılan sanatçılara gelir gibi gelmeyin..." (Nükhet Duru) Sportik kritik "Bir köpek böyle durumlarda üzerindeki suyu, pisliği atar ve yola devam eder... Biz de aynısını yapacağız..." (Christoph Daum)