Her kötülükte bir iyilik...

A -
A +

* Tuğba Özay'ın 3 yıl hapis yemesinin en güzel yanı, yapımcılara "Ünlüler Koğuşu" diye bir program fikri vermesi... * Erman Toroğlu'nun spor yorumcusu olmasının en güzel yanı, spor bakanı olmaması... * Ahmet Çakar'ın programda çok konuşmasının en güzel yanı, Osman Tanburacı'ya daha az konuşma süresi kalması... * Özcan Deniz'in dizide başkasının sesini kullanmasının en güzel yanı, belki şarkılarında da başkasının sesini kullanabileceği... * Süreyya Ayhan ve Nurcan Taylan'a davetiye gönderilmemesinin en güzel yanı, Sezer'in adaletsizlikte ayrım yapmaması... * Banu Alkan'ın Ünlüler Çiftliği'ne katılmasının en güzel yanı, çıkınca Banu Alkan diye birinin olmayacağı... * Başbakan'ın hayatının film olmasının en güzel yanı, önceki başbakanların hayatının da korku filmi olma ihtimali... * Kaynana programlarının en iyi yanı, herkesin kaynanasının kıymetini anlaması... Kupa krizi... Beşiktaş-F.Bahçe rekabetine fıkra ile zekice bir yaklaşım... Yıllardan bir gün F.Bahçe maddi krize girmiş ve çok borçlanmış... Yönetim kupaları satmaya karar vermiş... Kupayı bir alıcıya götürmüşler, adam bir milyon dolar fiyat biçmiş ve almış... Daha sonra maddi kriz bu kez Beşiktaş'ı vurmuş... Onlar da kupa satıp borçları kapatmak istemişler... Aynı alıcıyı bulup, "Ne kadar verirsin" diye sormuşlar, adam on milyon dolar vermiş... Bunu duyan F.Bahçe yönetimi çok sinirlenmiş... Alıcıyı bulup "Neden Beşiktaş'a fazla verdin" diye sormuşlar... "Yav arkadaşlar" demiş alan adam; "-Onlarınki antikaya giriyor... Tabii ki daha pahalı olacak..." tiraf reyonu (isim: ömer_faruk_yıldız... şehir: istanbul... yaş: yirmi...) Lisede milli güvenlik dersi... Derse zorlu bir yarbay geliyor... Öyle ki derste çıt çıkarmıyoruz... Bir ara dalmıştım ki hocanın gürlemesiyle uyandım ve sese döndüm... Hoca biri erkek, biri kız, iki arkadaşı azarlıyor; Erkek arkadaşa bağırarak; "Ne konuşuyonuz siz?... Çık çabuk dışarı, defoool..." Kız arkadaşa dönerek, gayet kibarca, "Ve siz hanımefendi... Lütfen dışarı çıkar mısınız?..." *** (isim: sevil iççimen... şehir: istanbul... yaş: yirmi...) Lise hazırlıktayken zayıflamak adına günde 5 litre su içerdim... Hazırlığa başladığımın ilk haftası herkesle yeni kaynaşıyoruz... Hoca tanışalım diye herkesi ayağa kaldırıp sorular soruyordu... Sıra bana geldiğinde felaket sıkışmıştım, sorulara dura dura cevap veriyordum... Neyse sıramı zar zor savdım ama zilin çalmasına 5 dakika kala sıraya saldım... Yeni tanıştığım arkadaşlara dört sene boyunca makara konusu oldum... Kötü bir durumdu... günün sorusu... Soruyorum size: Asena nasıl kurtulur?... Cevap veriyorum: İbrahim Tatlıses'in peşinden koşmaya başlayınca... bizimkiler Sırrı yine sistem desteği ayağa kaldırdı, yazıyı kaydetme tuşuna bastıkça bilgisayar kapanıyormuş... Gelince anladılar ki, bilgisayar "Q klavye"ye geçmiş... *** Her sene düşülen kuyuya bu kez Hasan Hocam kurban oldu... Hocam, Beşiktaş Kulübü'nün iftar yemeği için davet edilirken telefonda, "Yemek kaçta yenecek" diye sordu... *** Cem Cumhuriyet Bayramı için televizyondan duyduğu "Devlet Erkanı" sözüne güldü; "-Yuh be... NTV'ye spiker olmuşsun, Devlet Bakanı demeyi bilmiyorsun..." Fatih Akyel'in ajandası * G.Saray'a dönmek için daha zekice yöntemler geliştirilecek... İki Fener taraftarı dövülecek... * Ergun Abi'ye uğrayıp bir çay içilecek... * Manchester maçındaki hataların bilerek yapıldığı yolunda haberler sızdırılacak... (Haber Serhat Ulueren'e uçurulacak...) * Ergun Abi'ye uğrayıp bir çay içilecek... * Tan Sağtürk'ün Fenerbahçeli, Ahmet Taşçı'nın Galatasaraylı olduğu açıklanacak... * Ergun Abi'ye uğrayıp bir çay içilecek... Hayata dair... Şimdi olacaksa bir şey, yarına kalmaz... Yarına kalacaksa bugün olmaz... Bütün mesele hazır olmakta... Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış; erken bırakmış ne çıkar... Ne olacaksa olsun... - Shakespeare - diyAlog... ECE: İstanbul'a gelince işlerim açıldı... Mankenlik, sunuculuk, bütün kapılar açıldı... OYA AYDOĞAN: Efendim nasıl açılmasın?... Fizik güzel... İncecik boyu var... *** BANU ALKAN: Beni üzüyorlar... FERHAT GÜZEL: Seni üzemezler... Ayaklarını bağlayıp kollarını kırarım onların... temelin yeri Temel maça gitmiş, bilet beş milyon... O çıkarmış iki buçuk... "Bir kişi" demiş... Gişedeki -İyi ama biletler beş milyon... Temel; "Valla ben sadece bizim takımı seyredeceğim... *** Temel berber salonunda Dursun' u tıraş ediyormuş... Etrafta dolaşan kediyi görünce Dursun takılmış; -Temel bu kedi senin mesleğe çok meraklı... " Ondan değil" demiş Temel ; "-Ara sıra kulak burun uçuruyorum da onları bekliyor..." sağdan - soldan (Murat Bakar, "Bizim iş yerinden" diye göndermiş...) "-Hiçbir iş yapmayan hata yapmaz... Sürekli hata yapan, bu şirkette hiçbir iş yapamaz... - Patron -" *** (Krizalit'in, Samsun Bafra'daki bir evin duvarında gördüğü not...) "-Burda her türlü iş yapılır..." *** (Elazığ Harput'ta görülen bu duyuruyu da Sedat gönderdi...) "-Burada her türlü kazı çalışmaları yapılmıştır. Altın ve gümüş yoktur, yorulmamanız kendi menfaatiniz içindir..." sanatik kritik "Açlıktan ölsem de ne Tatlıses'le bir araya gelirim, ne de çalışırım... Bu bir nefret değil, kadın haklarını savunmaktır..." (Asena) politik kritik "Bir kısım partiler daha ne olduklarına karar verememişler... 'Biz elma mıyız, armut muyuz' bunu araştırmaktadırlar..." (Mehmet Ağar) sportik kritik "Futboldaki mafyanın üzerine gideceğiz... Bir İngiliz atasözüyle anlatmak gerekirse, o kadar geç ki erken sayabiliriz..." (M.Ali Şahin) Bugünün buluşu Gelen mektup zarfının kenarı yırtılmadan önce ışığa tutulup içinin siluetine bakıldı... (30.10.1967) Şifa Yemek İftar Sofrası Şehriye çorba... Piliç sote... Pilav... Meşrubat...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.