(Doğru bilinen yanlışlar serisi...) 1 - Kadınlara verilebilecek en güzel hediye çiçektir... Külliyen yanlış... Kesinlikle tek taş yüzüğü tercih ederler... 2 - Kadınların moralini düzeltmek için birkaç güzel söz yeterlidir... Kısmen yanlış... Ama bozuk morallerini düzeltmenin en zahmetsiz yolu alış verişe çıkmaktır... İki ayakkabı bir bluz aldınız mı bozuk moral falan kalmaz... 3 - Sevdiği erkek dünyada herşeyden önce gelir... Birlikteliğin ilk senesi için doğru da, kalan sürenin tamamı için yanlış... Sonraki senelerde sıralama şu şekilde olur; Yemek yemek... Rejim yapmaya karar vermek... Rejim yapmak... Rejimi bozup yemeğe devam etmek... Alış veriş... Dekorasyon... Kalan yerlerin dekorasyonu... Tatil... Sevdiği erkek...Kedisi... 4 - Depresyonda oldukları zaman saçlarının şeklini değiştirirler... Yanlııış... Kuaföre gitmek en önemli şeydir onlar için... Her fırsatta saçlarının şeklini değiştirirler... Bugün herhangi bir kuaföre gidin ve kalabalığı görün... Hepsi belediye otobüsü gibi... Aynı gün bir de erkek kuaförüne gidip bakın... 5 - Bütün kadınlar güzeldir... Çirkin kadın yoktur... Sadece güzelleşmesini bilmeyen kadın vardır... Kesinlikle doğru... (Gamze Özturan'dan...) temelin yeri At yarışı hastası Temel'le Dursun sohbet ediyormuş... Temel başından geçen bir olayı anlatıyor; "-Bir keresinde rüyamda onbir atlı bir yarış gördüm... Ne tesadüf ki o gün onbirinci ayın, onbirinci günüydü... Oğlumun onbirinci yaş günü, benimse okuldan mezun olmamın onbirinci yıldönümüydü... O günki koşulardan birinde onbir atla koşulacağını öğrendim. Ben de bunların bir işaret olduğunu düşünüp, o koşuda onbirinci ata bahis oynadım..." -Eee... Demek bütün ikramiyeyi götürdün?... "-Yok yahu... Oynadığım at onbirinci oldu..." *** Temel, Dursun'a; "-Fadime'nin kürk alerjisi var..." -Nereden biliyorsun? "-Ne zaman kürk giymiş bir avrat görse hastalanıyor..." *** Fadime 10 yıllık kocası Temel'le tartışmaya başlamış; "-Peşimden az koşmadın... Ama senin o kur yaptığın dönemlerde dönüp birkere bile sana bakmadım..." Temel, "Yeter artık" demiş; "-Ne olmuş yani?... Kapan da farenin peşinden koşmaz ama eninde sonunda fareyi yakalar..." diyAlog (Lucescu yerine gelen Del Bosque'a nasihat verirken muhabir hayatının sorusunu yöneltiyor...) LUCESCU: Maraton diye bir program var... Erman Toroğlu isimli eski bir hakem yorum yapıp lige yön veriyor... Dikkatli olman gereken tek konu bu... MUHABİR: Efendim Samsunspor takımı?... *** (Nurgül Yeşilçay, Cem Özer'le olan ilişkisini açıklamakla açıklamamak arasında kararsız...) UÇANKUŞ: Cem Özer'le her gün berabersiniz, birlikte olduğunuzu söyleyebilir misiniz?... NURGÜL YEŞİLÇAY: Aşık değilim ama Cem Özer'le birlikteyim... Bunu saklamıyoruz ama söylemiyoruz da... Hayata dair... Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur, seyrederim... Adam belki yüz kere vurur taşa... Ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz... Sonra birden, yüzbirinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir... İşte o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir... -Jacob Riis- Son sözleri... "-Bizi Türkiye'de onbire onbir yenecek takım yok..." (Del Bosque - İlk maçta 5 kırmızı kart görüp yenildikten sonraki sözleri...) HHH "-Alex'i UEFA'ya şikayet ettik... Ya bizde oynayacak, ya da hiçbir takımda oynamayacak..." (Aziz Yıldırım - Alex'in Ortega gibi gitmesinden sonra...) *** "-Atacağınız köşeyi önceden tesbit edip, bütün dikkatinizi topa vereceksiniz veee..." (David Beckham - Beckham Futbol Öğretiyor programının çekimlerinde...) bizimkiler Geçtiğimiz hafta nema haftasıydı... Bilgi İşlem Müdür Yardımcısı Ali Yüceer, arkadaşlara demiş ki, "-Yenibosna'da bir Ziraat Bankası buldum, bomboş... Adamlar resmen 'biri gelse de nemasını versek' diyorlar..." 10-15 kişiyle bankanın kapısına dayanıp tabelaya bakmışlar; "-Ziraat Bankası Çocuk Yuvası ve Kreşi..." İtiraf Reyonu... (isim: serdar... şehir: samsun... yaş: 26...) Hakan adında bir arkadaşım var... Bir gün evden çıkmak için eşine yalandan, "Bugün Serdar'la önemli bir işimiz var... Bak şimdi onu arayacağım" demiş... Numaradan benimle konuşur gibi yaparken olan olmuş... O sırada onu ben aramışım ve Hakan konuşma numarası yapmaya devam ederken kulağında telefon çalmış ve foyası ortaya çıkmış... Uzun süre eşinden izin alıp çıkamadı dışarı... *** (isim: yaramaz... şehir: düzce... yaş 18...) Bir gün dedem bir haftalığına Ankara'ya gitmek zorunda kaldı, ben de kertenkele ailesini eve getirdim... O gün de annemin günü vardı, ev misafir doluydu... Ben mutfaktayken misafirin ufak kızı odama girerek "danger" yazan kutuyu açmış... E tabii ki kertenkele ailesi özgürlüklerini ilan etmişler... Salona girdiğimde misafirler koltuk tepelerindeydi... Kimisi bayılmış, kimisi çığlık atıyordu... Sonuçta bütün aileyi biraraya getirdik, ama görünüşe bakılırsa bizim eve bir daha misafir gelmeyecekmiş... *** (isim: yusuf... şehir: şanlıurfa... yaş: 15...) Bir gün içeri girdiğimde babaannemin fotoğraflarını yırttığını gördüm... "Hayrola babaanne neden onları yırtıyorsun" diye sorduğumda, aldığım cevap beni gülmekten yerlere sermişti; "-Ben ne yapacağım?... Bunların hepsi eskidi..." sanatik kritik "Yanımdan hızla araba kullanarak geçenlere küfrederek deşarj oldum hep... Böyle giderken geçtiğiniz her arabada ben varım diye düşünebilirsiniz..." (Hülya Avşar) politik kritik "Ağacı görmekten ormanı göremiyoruz... Hortumcuyla ne pazarlığı yapacağız?... Bizim esas maksadımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil..." (Cemil Çiçek) sportik kritik "Formumu babamın çaycılık yaptığı Yalova Adliye Binası'na borçluyum... Asansör arızalı olur, bütün gün merdivenlerden inip çıkmak zorunda kalırdım..." (Mehmet Okur) Tebeşir Tozu... "En çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır..." (Moliere) Bugünün buluşu Söz dinlemeyen, laf anlamayan insanlar için "nato kafa, nato mermer" deyimi kullanıldı... (26.06.1976) Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Patlıcan Musakka... Soslu Makarna... Çoban Salata... Yoğurt...