Saddam'ın Bush'la ekranda kapışma isteğini yerine getiriyoruz... Bu iş için konum itibariyle en uygun yer Türkiye... En uygun program da Karar Anı... Seyrediyoruz; Bush ve Saddam içeriye girer girmez birbirlerine doğru yumruklarını sıkarak koşmaya yelteniyor... Beton Bayram araya girip, Saddam'a "sus" işareti yapıyor... BUSH: Erman Bey, kitle imha silahları var... Gaz çıkarıyor, rezil oluyoruz bütün dünyaya... ERMAN: Başka kötü huyları var mı?... BUSH: Var... Üstü başı yağ içinde, pantolonu yırtık... Kaşınıyor... (Saddam, ellerinin arasına aldığı kafasını kaşıyor... Üzgün görünüyor) SADDAM: Erman Abi... Kitle imha silahını ben tek başına mı yaptım?... Yani tarlaya soğan ekince zehir mi biçiyorum?... Ben bütün silahların parasını son kuruşuna kadar ödeyerek bunlardan aldım... Şimdi bu ne ambargo, bu ne gazlı lahana turşusu?... (Bush hışımla Saddam'ın üzerine yürüyor... Ama Beton Bayram, Saddam'ı tutuyor...) BUSH: Erman hocam; şimdi ben size bir tane dipçik, bir tane ateşleme mekanizması, bir tane tetik, bir tane namlu, bir tane gez, bir tane göz, bir tane de arpacık satıyorsam, size "Yahu Erman... Al bunları silah yap" mı diyorum?... (İkisi de saç ayakkabısını çıkarıp birbirine fırlatıyor... Bush'un kısık gözleri iyice kapanıyor...) ERMAN: Açıkçası bu bana daha mantıklı geldi... Ama ikinizden başka kimse savaş istemiyor galiba... SADDAM: Erman Abi, savaşı ben de istemiyorum... İsteseydim bu programa çıkmazdım zaten... Ama bu Bush oğlu Bush var ya, bunlarda savaşmak ırsi... Babasından oğluna geçiyor... Tedavisi yok yani... ERMAN: Daha önce olmuş muydu böyle bir olay?... BUSH: Bana babamdan kaldıysa, bundan da oğullarına kalacak Erman Bey... (Saddam sıranın üstüne çıkıp sağ eliyle Bush'un yüzünü avuçluyor) SADDAM: Oğullarımı karıştırma... Ben senin kızının alkollüyken trafikte işlyediği suçları sayıyor muyum?... BUSH: Haa iyi hatırlattın... Erman Bey bunun oğlu futbolcuları falakaya yatırmıştı... Bu bile bizim bir savaş nedeni... ERMAN: Sülaleboyu tartışmalara girersek bu programı bitiremeyiz... Bu arada benim gözlerim yaşarmaya başladı... Bu suya bir şey katanınız oldu mu?... BUSH: Önce bir yudum Saddam alsın... SADDAM: İçmeyin Erman Abi, kesin bir pislik var, bana içirmeye çalıştığına göre... ERMAN: Sizden her şey beklenir, Beton şundan bir fırt çeksene... (Beton sudan bir yudum içiyor ve yığılıp kalıyor... Bu görüntünün üzerinden yazılar akıyor... Türkiye savaşa dahil oluyor...) Temel'in yeri Temel kasabaya uzak bir yazlık evde oturuyormuş... Her hafta uşağını bir gazete aldırmak için kasabaya gönderiyormuş... Bundan bıkan uşak, her hafta kasabaya gitmektense on gazete birden almış ve her hafta bir tanesini yeni getirmiş gibi Temel'e veriyormuş... 3-4 hafta sonra Temel kendi kendine söyleniyormuş; "-Yahu şu Deniz Akkaya da amma acemi şoför... Her hafta aynı yerde aynı kazayı yapıyor..." HHH Gece yarısıdır... Dışarıda bir şamata, patırtı, korna sesleri, ara sıra da tabanca... Temel sormuş; "-Ne oluyor burada?..." -Abi 3-0... Belinden tabancayı çekip birkaç el ateş etmiş ve merakla sormuş; "-Kim kimi yendiydi?..." HHH Baba Temel ve oğlu Dursun bir halı toptancısına gitmişler ve mallarını seçmişler... Başlamışlar pazarlığa... İş bağlanıp dışarıya çıktıklarında oğlu Dursun kızmış; -Baba pazarlığı ne kadar uzun ettin... Nasıl olsa ödemeyeceğiz... "-Oğlum pazarlığı kendimiz için değil, adam için ettim... Gördüğün gibi adam iyi, sempatik ve dürüst biriydi... Zararının fazla olmaması için uğraştım..."