Mucebince amel oluna !

A -
A +

Şifa Market'te "acaba bizim yazıları beğenip de bişey ısmarlayan çıkar mı" diye aylak aylak dolanırken, baktım yeni bir kitap... Üzerinde "Mucebince Amel Oluna" yazıyor... Hemen aldım, evirdim, çevirdim... Adettir, önce arka kapak okunur... Ben de öyle yaptım... Sonra, iç sayfalardan birkaç paragrafa göz attım, kitaba vuruldum... Alıp eve götürdüm, çölde susamışın suyu içtiği gibi içtim... Birkaç satır da sizlerle paylaşmak istedim. Okumazsanız, küserim... "... Ortaçağda galibin dediği olur. Yenenler, mağlubu isterse boğazlar, isterse boğaz tokluğuna çalıştırırlar. O, artık bir esirdir ki, evi ocağı dağıtılsa ne yazar? Ama Osmanlılar görülmemiş bir şey yapar ahaliye müşfik davranırlar. İkide bir savaş mağlubu olduklarını hatırlatmazlar. Halbuki o yıllarda Hıristiyanların Hıristiyanlara yaptıklarını kimse yapmaz. Mesela İspanya'da Katolikler'den gayrisi barınamaz. İtalya'da (özellikle Napoli ve Toskana'da) Protestanlar şiddetle tazir olunurlar. İsveç'te ise malı, emlâki müsadere edilir, kölelikle cezalandırılırlar. Yunan kanunlarına göre bir Ortodoksun diğer Hıristiyan mezheplerinden birine geçmesi kesinlikle yasaktır. Hatta başka milletten bile olsa bir Ortodoks Rumca ayin yapmak zorundadır. Sırf bu yüzden Bulgarları bunaltırlar. Lehistan'da ise Ortodokslara (Katolikliği kabul etseler bile) "tedabiri şedide" uygularlar. Osmanlı bütün bu baskıları kaldırır. Artık isteyen istediğine inanmalı ve insanlar dilediği lisanla konuşmalıdırlar. Eğer bugün Ermenice, Rumca, Rumence, Bulgarca, İbranice, Arnavutça ve Sırpça yaşıyorsa Osmanlıların hakimiyetinde rahatça konuşabildikleri içindir. Osmanlıda vezirler ilmiye sınıfındandır. Kaldı ki Hacı Bektaş-ı Veli, Davud-ı Kayseri, Taceddin-i Kürdi, Alaaddin Esved, Çandarlı Kara Halil, Karacaahmet Sultan, Molla Muhsin, Geyikli Baba, Ahi Evren, Aşıkpaşa gibi âlimler Sultan'ın kararlarında müessirdirler. Osmanlılar kiliseye idari yetkiler de tanırlar. Hıristiyan reayanın evlenme, boşanma, miras gibi davalarına kendi örfi makamları bakar. Ancak Müslümanlar'la, Hıristiyanlar arasındaki meseleler kadıya götürülür. Ama İslâm hukukçuları zımmileri de bir tutar, haklarını korurlar. Hepsi bir yana, yörenin itaatında, İslâm'ı yayma adına yola çıkan dervişlerin rolü büyüktür... Ahilerle Alperenler halkın arasına katılır ki bunlar demirci, dülger, saraç, debbağdırlar. Sanatkârdırlar ve işlerini mükemmel yaparlar. Mamulleri hem kaliteli, hem ucuzdur. Kul hakkına riayet eder, fukarayı kollarlar. Hıristiyanlar onlara "sarıklı" der ve çok güvenirler. Emanetlerini onlara bırakır ve kendi aralarındaki meselelerde bile hakem olmalarını isterler. Alperenler haram yemez, yalan bilmez. Halkın gönlünde taht kurarlar ki, işte asıl fetih orada başlar. (tarih düşünce yayınları, tlf. 0212 511 75 00) İtiraf Reyonu... (isim: telaşe müdürü... şehir: istanbul... yaş: 32...) 1992 yılında üniversitede okurken bir gün dersin başlamasına çok az bir süre kalmıştı... Çok sıkışmıştım, acele tuvalete gidip ihtiyacımı karşılayıp hızla derse girdiğimde sınıftaki bütün kızların bana baktıklarında kıpkırmızı olduklarından bir şey anlayamamıştım... Taa ki bir kız arkadaş Sedat'ın kulağına birşeyler fısıldadıktan ve Sedat'ın da fermuarımı kapatmam gerektiğini söylediğinde dersten çıkış o çıkışım oldu... Bir hafta okula uğrayamadım utancımdan... Meğer fermuarımı açık bırakmış, gömleğin ucu da açık olan yerden dışarı çıkmıştı... (osoztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim) diyAlog (Bizim Stadyum'da Faik Çetiner, İhsan Kalkavan'a Nouma olayını soruyor...) FAİK ÇETİNER: İhsan Bey siz ne düşünüyorsunuz?... İHSAN KALKAVAN: Faik'çiğim ben yönetici olsam, hastaneye gider, Nouma'ya fıtık raporu alırdım... 'Bu adam mecburen elini oraya götürdü' derdim... Son sözleri... "-Olay biraz abartılıyor gibi geldi bana... Kafasına torba geçirilen insanın memnun olmadığı nasıl anlaşılıyor anlamıyorum..." (Bush - Poşet geçirirken gülüyorlardı konulu panelde...) ... "-Tekzip... Üç yıl sonra yokum diyecekken, yanlışlıkla üç ay sonra yokum demişim... Düzeltir özür dilerim..." (Ecevit - Yaptığı son yanlışını düzeltirken...) ... "Beşiktaş'a asla dönmem demiştim ama o zamandan bugüne çok şey değişti... Rengi bile mor değildi o zamanlar..." (Alpay - İmza töreninde imalı konuşunca...) temelin yeri Bir hayli yaşlı olan Fadime ve Temel'e basın mensupları sormuş: -Kaç yaşındasınız efendim?... "-Seksen yedi" demiş Fadime... "Yüz yaşıma kadar yaşamak istiyorum..." "-Ben de seksen yedi" demiş Temel... "Ben yüzbir yaşıma kadar yaşamak istiyorum..." -Neden bir yıl fazla yaşamak istiyorsunuz?... "-Hiç değilse bir yıl kafamı dinlerim..." *** Temel'le Dursun balığa çıkmış... Bir ara Temel efkarlanmış; "-Ula Dursun... Şu deniz bile bana Fadime'yi hatırlatıyor..." -Nerden çıkardın?... "-Baksana köpürüyor..." *** Şakacı bir pilot iniş yaparken, kuledeki Temel'e her seferinde; "Bil bakalım ben kimim" diyormuş... Temel iyice sinir olmuş artık... Bir gece pilot yine: "Bil bakalım ben kimim" demiş.... Temel kulenin ışıklarını söndürmüş; "Bil bakalım pist nerde?..." *** Temel tarlasına o kadar korkunç, o kadar korkunç bir korkuluk yapmış ki; Onu gören kargalar korkudan geçen sene aldıkları mısırları bile geri getirmiş... bizimkiler (Geçtiğimiz hafta, herkes bir sebepten dolayı arkadaşlara birşeyler ısmarladı...) * Nuh Abi (İzinden geldiğinden dolayı) Konya şekeri ve lokumu... * Kasım Abi (Terzideye yaptırdığı takım elbiseye kavuştuğundan dolayı) Bütün servise tatlı... * Hanefi Abi (Fenerbahçe'nin şampiyonluğundan dolayı): Gececilere lahmacun ziyafeti... * Halis Abi (Ispartaspor amatör kümeye yükseldi diye) Gülsuyu... * Mahmut Abi (Nemalara kavuştuğu için) Amasya elması ve bamya... * Emin (Turnuva maçında 5 golden az gol yediği için) Turgay'a bir kilo baklava... * Adnan Abi (Sırf Adnan Abi olduğu için) Faik Abi'nin dükkanından tuzlu fıstık - 1 poşet) * Tahir (Tercüme yaptırdığı için) Yahya'ya ince belli bardakta bir tane çay... * Cahit (Yeniden gazeteye döndüğü için) Aybaşında yemek - inşallah) * Adem Şirin (İzine gidip, iki gün de geç dönerse) Zile pekmezi sözü... * Erol Abi: (Hiçbir sebep olmadığından) Hiçbir şey... sanatik kritik "Sarhoşken konuşmalarımın yayınlanmasını istemiyorum... O yüzden artık uzatılan mikrofonlara küfür edeceğim... Biiip bip diye yayınlasınlar..." (Deniz Akkaya) politik kritik "Ben sayın Başbakan'ın pilotluktan çok süvariliğe yakıştığı kanaatindeyim... Eğer pilotluğu süvariliğinden iyi değilse vay başımıza..." (Deniz Baykal) sportik kritik "Haluk Ulusoy gerektiği yerlerde gereken tepkiyi koyamıyor... Maalesef görevde olmaları Türk futboluna zarardan başka bir şey vermedi..." (Aziz Yıldırım) BUgünün buluşu İlk kez biri arkadaşına inanmadığı için ona, "rahmetli de öyle diyordu" dedi... (26.05.1965 - İhsan Boz'dan...)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.