Muhalefete kıyak...

A -
A +

Türkiye'de bir bahar havası, sormayın... Enflasyon 28 yıl sonra tek haneli... Dolar düşüyor, liranın kamburları gidiyor... Kıbrıs çözüm aşamasında... Avrupa Birliği kapıda... Bunlara rağmen "başarılı" olarak lanse edilen Tayyip Erdoğan'ı koltuğundan edecek, etmese bile sarsacak konuları buldum... Hesap soruyorum; *** Her yerde "Rizeli'yim" diye hava atıp, oy toplayan Tayyip Erdoğan; Kızılderili çayı olan "ekinezya" içmiştir... Hastalığında Türk doktorlarına emanet edilmesi gerektiğini kabul etmiş, ancak grip olunca Türk Çayı'nı reddetmiştir... Başbakan bunun hesabını vermelidir... *** Televizyon, internet ve diğer teknolojik aletlerin esiri olmuş Türk halkının tek muhabbeti olan, "Ne olacak bu memleketin hali" konulu konuşma özgürlüğünü elinden almıştır... Hesabı Başbakan'ca verilmelidir... *** Zaten işsizlik alıp başını gitmişken, "korsanla mücadele" yasasıyla milyonlarca ekmek kapısını kapatmıştır... Başbakan, zaten zengin olan sanatçı takımının cüzdanını biraz daha şişirmek için yapılmış bu yasanın hesabını vermelidir... *** "Açın Türkiye'nin önünü... Durduramazsınız" diyen siyasi rakibinin sloganını çalmış, hakikaten Türkiye'nin önünü açmaya kalkmıştır... Başbakan bunun hesabını; ekinezya, muhabbet ve korsan yasası hesaplarıyla birlikte vermelidir... *** Fenarbahçe'nin Avrupa'ya gidemediği 2003-2004 sezonunda bütün Avrupa'yı karış karış gezmiş ve hasretini gidermiştir... Bu da haksız rekabete yol açmıştır... Bunun hesabı, hava durumundan sonra yayına girecek spor kuşağında verilmelidir... *** Başbakanlık maaşını açıklayarak siyasete atılmayı düşünen genç beyinleri bu mesleğe soğutmuştur... Başbakan tek başına ödeyemeyeceği bu hesabı ödemek için de meclisten ödenek çıkarmalıdır... Tebeşir Tozu... "Küçük kusurlarımızı itiraf edişimiz, büyük kusurlarımız olmadığına herkesi inandırmak içindir..." (La Rochefoucauld) KUYU Özhan Canaydın, "G.Saray adına aldığımız kredi hataydı" demiş... G.Saray'ın size verdiği kredi ile ödeşmiş oldunuz... Ayaküstü Tayyip Erdoğan, "CHP'nin kökü bereketsiz" dedi... CHP'liler gönderme yaptı; "AK Parti'nin kökü menemen" diye... Diğer partiler "kök" konusunda çok şanslı... Eski genel başkanları hepsinin kökünü kuruttu çünkü... Fatih Terim'in ajandası * Arif, Bülent ve K.Hakan geri çağırılacak... Kendim gönderilecek... * Teklif hâlâ geçerliyse başkanlığa aday olunacak... * Galatasaray bırakılıp, kendi çapımda bir takım çalıştırılacak... Galata olabilir... * Belediye Başkanlığı için listeler verilmiş... Eve yakın bir belediyede zabıta memurluğu sınavlarına girilecek... Politik kritik "Bir konu hariç ticari hayatımda devletle en ufak bir alış verişim yok. Benim devletle olan tek ilişkim, kazancımın vergisini veriyor olmak..." (Tayyip Erdoğan) Sanatik kritik "Genç ve yakışıklı diye siyasete girilir mi?... Bu iş tipe göre olsaydı benim Cumhurbaşkanı olmam gerekirdi... Benden güzel kim var Türkiye'de?..." (Hülya Avşar) Sportik kritik "Elle tutulmayan ve gözle görülmeyen bazı güçler bizi frenliyor... Ama böyle olmasına ben de sevindim... Lige istenen heyecan geldi..." (Mircea Lucescu) Bizimkiler Dün Gazeteciler Cemiyeti'nin seçimi vardı... Dündar Abi de yönetim kurulu listesinde yer alıyordu... Listesini tanıttı, icraatlarını anlattı, herkesten oy istedi... Seçimden sonra Dündar Abi oy pusulasını cebine, boş zarfı da sandığa attığını farketti... Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Ezogelin Çorba... Fırında Kıymalı Karnıyarık... Soslu Makarna... Cacık... Diyalog (Seda Sayan kendisinden yardım isteyen adamla konuşuyor...) -Bu hastalık bütün ailede mi var?... "-Hayır... Bende, kardeşimde, annemde, bir de babamda var..." Ha babam... Hababam Sınıfı'nın serisi, gündeme uygun konularla devam edecekmiş... Milletçe bekliyoruz; - "Hababam Sınıfı YÖK Sorununu Çözüyor..." - "Hababam Sınıfı Eğitim Sistemi'ni Değiştirdi..." - "Hababam Sınıfı Başörtü Olayını Aştı..." Ezeli rekabet... Haftayı spor ağırlıklı geçirdik ya; Maç sohbetleri esnasında anlatılan bir "rekabet" fıkrası; G.Saraylı, F.Bahçeli ve Beşiktaşlı birer taraftar olaylara karıştıkları gerekçesiyle mahkemeye çıkmışlar... İdamdan başlayan karar, itirazla ömür boyu hapis cezasına çevrilmiş... İyi halleri göz önünde bulundurularak cezaları kaldırılmış ve hepsine 20 kırbaç cezası verilmiş... Hatta taraftarlar çok sempatik bulunmuş ve bir kıyak daha yapılarak 20 kırbaçın yanında cezayı hafifletmek için bir de istek hakkı tanınmış... Beşiktaşlı, "Sırtıma bir yastık bağlayın" demiş... 10 kırbaçtan sonra yastık paramparça olmuş ve pek fayda etmemiş... Uyanık G.Saraylı bunu görünce: "Sırtıma iki yastık bağlayın" demiş... Ama iki yastık da 10 kırbaca dayanamamış... Sıra F.Bahçeli'ye gelince demişler ki; "Bak sana acıdık... Avrupa'ya gidemediniz. Türkiye Kupası'nı 18 senedir kazanamadınız... Teknik direktörlerden çektiniz vs.vs... Bu yüzden sana iki istek hakkı veriyoruz..." Peki demiş F.Bahçeli; "O zaman bana 40 kırbaç vurulsun"... Herkes şaşkına dönmüş, "Peki ikinci isteğin ne" diye sormuşlar; Fenerbahçe'li pis pis sırıtmış; "-Galatasaraylı'yı sırtıma bağlayın..." Bugünün buluşu Trafikte her an çıkabilecek kavgalar için şoför koltuğunun altına levye saklandı... (06.03.1966) Temelin yeri Temel'le Dursun yürürken mâlum cin şişeden çıkmış; "-Size birer dilekte bulunma hakkı tanıyorum... Söyleyin bakalım..." Dursun hemen atlamış; "Bana bol para..." "Tamam" demiş cin ve Temel'e dönmüş; -Sen ne istiyorsun?... "-Ben bir şey istemem... Şu arkadaşın adresini verin yeter..."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.