Doğum günlerimi sevmem ben... Belki de, "Bir yıl daha morukladı" diye kutlama yapmayan ender insanlardanım... Hediye gelirse (ki üç tane garanti) değer sırasına göre onlara sevinirim... Hiçbir zaman, "Bugün benim doğumgünüm... Heyyooo" diye o günü mutlu geçirmedim... Diğer günler gibi akşam saatlerinde, "Bugün de bitti"nin hüznünü yaşadım o kadar... Hatta 1 Nisan'ın nev-i şahsına münhasır oluşu, benim doğum günümü bastırmıştır bende... 21 Mayıs Dünya Kültürel Kalkınma Günü'ne denk gelse, benim için 21 Mayıs Dünya Kültürel Kalkınma Günü, doğum günümden önce gelirdi... ... Yaşlanmayı kimse sevmez, ama sona bir adım daha atmanın törenini kutlama ikiyüzlülüğünden de kimse vazgeçmez... Diyeceğim odur ki; bu gece yılbaşı, yarın da bir doğum günü... Her ne kadar karikatürlerde göğsünde "2003" yazan bastonlu, beli yamulmuş, kamburu çıkmış dede gidiyor... Yerine el değmemiş, emzikli, "2004" tabelasını taşıyamayacak kadar küçük ber bebek geliyor olsa da, gerçekte dünya bir yaş daha ihtiyarlıyor... ... Aslında... Bu gece şarkı söyleyeceği için 30 bin dolar alacak Seda Sayan değilseniz sizi de pek ilgilendirmiyor... Tanyeli, Asena, Sibel Barış... Kırmızı hediyeleri bol olan bir dükkan işletmecisi değilseniz... Yeni yılların iyi yönleri yok değil... "Pazartesi günü"... "Bayramda"... "Doğumgünümde"... deyip alamadığınız "prensip" kararlarına yeni bir fırsat tanıyor... "1 Ocak Bu Sefer Kesin Diyete Başlıyorum Günü"nüz kutlu olsun... bizimkiler * Sırrı, bir dönem yıldızı parlayıp sönen sanatçılarla ilgili haber yapıyor, "Oya-Bora var, Ayşen var, Deniz Arcak var, Kerim Tekin var..." * Şekip Abi Almanya'dan kaliteli ve pahalı bir tişört almış... İstanbul'a gelince bakmış ki, "Made İn Turkey" yazıyor... Üstelik gazetenin karşısındaki fabrikada üretiliyormuş... * Ziya Irak'taki bir saatçide ters dönen bozuk bir saat görünce, "Bunların saatleri de tersten çalışıyor" demiş... * Şifa Yemek Öğle Menüsü; Mercimek Çorba... Piliç Kavurma... Sade Pirinç Pilavı... Tulumba Tatlısı... ayaküstü Cep telefonundan birine ulaşamadığınızda; "Aradığınız telefon kapalı veya kapsama alanı dışındadır" anonsunu duyarsınız... Bu anons Azerbaycan'da şöyle söyleniyormuş; "Aradığınız numara sönüktür veya dengine cettirilmemiştir..." Light erkek... Bu aralar, "metroseksüel erkek" diye bir şey çıktı... Maço olmayan, giyinmesini bilen, bakımlı, şehirli erkeklere diyorlar... Hugh Grant, Keanu Reeves, Davit Beckham ve bizim Tarkan tipi erkekler... Mahsun Kırmızıgül'le röportaj yapan muhabir sormuş; "Siz metroseksüel misiniz" diye... "Ne alakası var" demiş Mahsun, "Ben Bingöl'lüyüm..." tepkili vatandaş "-Tuvalet kapılarında okuduğum yazıları bir kitapta topladım... Çok güzel bir şey oldu... Ama kitabın asıl nedeni kredi kartımın borçları... Bir de annem iyi bir evlat yetiştirdiğini sansın... Destek verirseniz sevinirim... (Arka Kapı - Mail) ... "-Bugün seni rüyamda gördüm Ömer abi... Tuhaf bir rüyaydı, sen fırıncı olmuşsun güya, ben de senden ekmek alıyorum... Rüya tabirlerine baktım, 'bol kazanç' demekmiş... Acaba hangimiz zengin olacak?..." (Zuhal) ... "-Geçenlerde Kylie Minogue ile ilgili yazında Kylie Minoge'yi Kaylie Manoge olarak yazmışsın... Sen de gaf yapmaya başladın, istersen Bizimkiler köşesine bir de Benimkiler köşesi hazırla... Bir de ÖSS hakkında atıp tutsana, çok çektiriyor bana..." (Kara) son sözleri "-Annan Planı, üzerinde oldukça titiz çalışılmış, her şey düşünülmüş gayet güzel, şık bir plan..." (Abdullah Gül - Planı görüşeceklerini söylerken) ... "-Şiire dönmek bana yaradı... Kuşları, ağaçları, böcekleri yazıyorum... Kendimi o kadar enerjik hissediyorum ki..." (Bülent Ecevit - Kendine geldiğini açıklarken) ... "-Bana bak... Bayhan mısın nesin, ayağını denk al kırarım kemiklerin haa..." (Elena - Popstar'da tartışma esnasında) ALINTERİ 2005'te Dünya Fırıncılar Yarışması yapılacakmış... "Ekmeğini taştan çıkarma" biçimli eserimizle yarışmanın favorisiyiz... temelin yeri Temel, Fadime'nin evde beslediği kediden nefret ediyormuş ve ondan kurtulmanın yollarını arıyormuş... Bir sabah kediyi arabaya attığ gibi evlerinin 20 blok ötesinde bırakmış ve işe gitmiş... Aynı akşam eve geldiğinde kediyi evin bahçesinde Fadime'yle oynarken bulmuş... Fadime, "Bütün gün onu aradım ama akşamüstü yolu bulup gelmiş benim zeki kedim" diye seviniyormuş... Temel bozulmuş ama belli etmemiş... Ertesi sabah kediyi arabaya atmış, bu sefer 40 blok öteye bırakıp işe gitmiş... Eve geldiğinde bakmış ki Fadime kedisiyle yuvarlanıyor... 60 blok öteye bırakmış, akşam kedi evde... 70 blok öteye, kedi evde... Derken; Ertesi sabah kediyi atmış arabaya, 90 blok öteye gitmiş, oradan köprü yoluna girmiş, ilk çıkıştan sağa dönmüş, gitmiş gitmiş, bir 20 blok daha öteden soldaki ilk çıkışa girmiş, biraz daha gitmiş ve kediyi arabadan atmış... Saatler sonra evin telefonu çalmış... Temel, Fadime'yi arıyor; "-Hayatım, kedi orda mı?..." -Evet yanımda... Neden sordun?... "-Şunu telefona bir çağırsana... Kayboldum..." sanatik kritik "Bu ülkede başarıya ulaşmak savaşmak gibi bir şey... Ondan daha da acısı savaşı abuk subuk insanlar kazanıyor..." (Deniz Seki) politik kritik "Artık edebiyata ve şiire döndüm... Şiirlerimde her türlü temayı işliyorum ama ölümle ilgili şiirler yazmayı bıraktım..." (Bülent Ecevit) sportik kritik "Ben forvet değil, kaleci istiyorum... F.Bahçe'nin kalesi çok duygusal, bir gol yedikten sonra günlerce kendine gelemiyor..." (Christoph Daum)