Nasıl kaybettim?...

A -
A +

Onu ilk gördüğüm günü asla unutamam, bir rüya gibiydi... Pırıl pırıl parlayan gözleri, sıcacık gülümsemesi ile kendisini tanıyan insanları müthiş etkiliyordu... Fiziksel güzelliği de büyüleyici olmasına rağmen ben onu her zaman gözle görülmeyen erdemleri nedeni ile hatırlayacağım... İnsanların dertlerini dert edinir ve onları hiç şikayet etmeden dinlerdi... Mizah anlayışı sayesinde gününüzü şenlendirir ve güç anlarınızda her zaman doğru sözcükleri bulup kendinizi iyi hissetmenizi sağlardı... Hem kızlar, hem de erkekler ona bir yandan hayranlık, bir yandan da saygı duyarlardı... O ise inanılmayacak kadar mütevazı idi... ... Söylemeye gerek yok, peşinde birçok erkek vardı... Ben de bunlara dahildim... Bir gün onunla sınıfa kadar yürüdüm... Hatta bir keresinde, sadece o ve ben yemek yedik... Mutluluktan uçuyordum. Sürekli, "Ah, ne olur onun gibi bir kız arkadaşım olsa" diye düşünüyordum... O zaman başka hiçbir kıza bakmazdım. Ama bu kadar müthiş bir kız elbette ki benden çok daha üstün biri ile beraber olabilirdi, kendime hiç şans tanımıyordum... Mezun olurken ona "elveda" dedim... ... Bir yıl sonra, onun en iyi arkadaşı ile karsılaştım... Boğazımda bir yumru ile onun nasıl olduğunu sordum... "Nihayet seni unutmayı başardı" dedi... "Sen neden söz ediyorsun" diye sordum... "Sen ona çok zalim davrandın. Hep onunla sınıfa yürüyor ve onunla ilgilenmiş görünüyordun. Birlikte yemek yediğiniz günü hatırlıyor musun?... Ertesi hafta belki ararsın diye telefonun başından ayrılmamıştı... Senin onu arayacağından ve bir randevu isteyeceğinden o kadar emindi ki..." ... Reddedilmekten deli gibi korktuğum için hiçbir zaman ona duygularımdan söz etmemiştim. Ya onu arasa idim ve o da bana "hayır" dese idi?... Olabilecek en kötü şey ne idi?... Bana "hayır" demesi ve onunla olamamam... Peki şimdi ne oldu?... Zaten onunla birlikte olamadım... En kötüsü de ne biliyor musunuz?... Büyük bir ihtimalle bana "hayır" demeyecekti... (J.Schlatter'ın pişmanlığı...) temelin yeri Üç savaş gazisi Temel, Dursun ve İdris lokalde oturmuş, sohbet ediyorlarmış... İdris demiş ki; "-Benim büyük büyükbabam, 120 sene önceki savaşta öncü kuvvetlerdeymiş... Onunla gurur duyuyorum... Onun izinden gittim..." Dursun küçümser bir bakışla; "-Benimki 150 sene önceki savaşta madalya almış..." Temel biraz da çekinerek; "-Maalesef ailede tek asker benim... Ama benim büyükbabam yaşasaydı dünyanın en meşhur adamı olacaktı..." Arkadaşları merakla; -Nasıl yani?... "-Çok önemli değil canım... 165 yaşında olacaktı..." bizimkiler (Sinirlenince ne yapıyorlar?...) Adnan Abi: Yüzü kızarıyor... Sağ gözü açılıp kapanıyor... İşaret parmağının üstü ile burnunun üstünü kaşıyor... Telefonda kızıyorsa kapattıktan sonra yüksek sesle bağırıyor... Ahmet Abi: Gözlerini kocaman açıyor, ağzını sımsıkı kapatıyor... Pantolonunu göbeğinin üstüne kadar çekiyor... Bağırarak konuşuyor... Kazım Abi: Kafeteryaya gidip geliyor... Bardağı masaya sert koyuyor... "Kızdığı belli olsun"la "olmasın" arası birşeyler yapıyor... Belli oluyor... Dündar Abi: Kızdıran adamın yüzüne boş boş bakıyor... Sağ elinin dışı ile işaret ediyor "ya de get şurdan" deyip uzaklaşıyor... Başkalarına dert yanıyor... Yılmaz Abi: Avuç içiyle kollarındaki tüyleri sıvazlıyor... Pazularını yokluyor... Baş ve işaret parmağı ile çene altına masaj yapıyor... Konu ne olursa olsun "Ne alakası var, hiç alakası yok" deyip duruyor... Emin: Masanın altına doğru kayıp, içinden birşeyler söylüyor... Duyulduğu zaman bilgisayardaki yazıyı okuyormuş gibi yapıyor... Maçta kızarsa çift dalıyor... İtiraf Reyonu... (isim: veli... şehir: istanbul... yaş: 21...) * Babam Eskişehir'de görev yaparken tayini memleketimiz Konya'ya çıkmıştı... Eskişehir'i kafasından atamamış olacak ki; bir gün yolda giderken Konya plakalı (42) bir araç görmüş (doğal olarak)... "Bizim memleketin arabası" diye şoförle konuşacakken aklına zaten Konya'da olduğu gelmiş... (isim: orhan çelik... şehir: istanbul... yaş: 29...) * Gülhane Parkı'nı gezerken annemle aynı pardesüyü giymiş bir kadının eteğine yapıştım... Kadın "Benim hiç bu kadar dikkatsiz oğlum olmadı" deyince yüzüne baktım... O günkü utancımı hiç unutamadım... (isim: cem demirel... şehir: konya... yaş: 22...) * Fabrikanın servisiyle her sabah rutin yolumuzu alıyorduk... Ustabaşının evinin önüne geldik ama o daha aşağı inmemişti... Bizim şoför tam kornaya basacak, "sabah sabah milleti uyandırma selektör yap" dedim... Uyuyan herkes uyandı ve olay bir yıldır "selektör yap cem" diye devam ediyor...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.