Köşeye yazayım diye değil, sadece Cuma günlerimi tebrik etmek için her hafta böyle bir hikaye gönderir... İşi yazmak değil, ama nice işi yazmak olanlardan iyi yazar... Bunu kendisi yazmışsa güzel yazmış, yazmamışsa da ben daha iyi yazabileceğini bilirim... ... Geçen gün geldi çocuğum dünyaya, ama yetişilecek uçaklar, ödenecek faturalar vardı... Yürümeyi ben uzaklardayken öğrendi... Bir de baktım, öğrenmiş konuşmayı... ...Ve büyürken bana dedi ki: "-Senin gibi olacağım baba, senin gibi olacağım..." Geçen gün oğlum on yaşına bastı. Dedi ki: "-Top için sağol baba, hadi gel oynayalım... Bana atmayı öğretir misin?..." -Bugün olmaz, çok işim var... "Sorun değil" dedi ve yürüyüp gitti... Gülümsemesi hiç sönmemişti... Diyordu ki: "-Onun gibi olacağım, evet biliyor musun onun gibi olacağım..." Emekliyim uzun zamandır, oğlum gitti uzaklara... Geçen gün onu aradığımda dedim ki: -Sakıncası yoksa seni görmek istiyorum... "Çok iyi olurdu" dedi, "Bir de zaman bulabilsem; biliyorsun koşturup duruyorum. Ama sesini duyduğuma çok sevindim yine de..." Telefonu kapatınca anladım ki, oğlum bana benzemişti, tıpkı benim gibiydi... Ayaküstü "-AK Parti, dört kağıt oynuyor... Geçiyor saf adamın karşısına, 'Dolar düşüyor' diyor, elindeki sinek ikiliyi atıyor... 'Enflasyon düşüyor' diyor, maça ikilisi atıyor... 'Faizler düşüyor' diyor, kupa ikilisini atıyor... Arkasından; 'İhracat 50 milyar doları aştı' diyor, karo ikilisini atıyor... Ama bizim elimizde kare as var..." ... Bu sözler kimin olabilir?... Mesut Yılmaz'ın zannederseniz, değil... Muhalefet olarak Deniz Baykal'dan beklersiniz, değil... Mehmet Ağar'ın tarzı değil... Bülent Ecevit kağıt tutmayı bilmez... Peki herkesten beklersiniz de, Erbakan Hoca'dan bekler misiniz, ey kahve milletinin insanları... Politik kritik "Tel örgülerle başbakanlık binasına girilemediği, bakanlık caddesinde gezilemediği, milletvekillerinin parti rozetini takamadığı Türkiye'yi unutmayın..." (Faruk Çelik) Sanatik kritik "Cep telefonunun hayatı sabote ettiğine inanıyorum... Sevgilimle bir yere gittiğimde üç kişi oturmak istemiyorum; ben, o ve cep telefonu..." (M.Ali Alabora) Sportik kritik "Beşiktaş maçının bizim için çok zor geçeceğini biliyorum... Çünkü Türk insanı zoru gördüğü zaman çok daha fazla mücadele etmeyi sever..." (Ziya Doğan) Son sözleri... "-Yaş 28... Yolun yarısı eder..." (Enflasyon) ... "-İnan üstümde beş kuruş yok... Maaşlar mâlum..." (Tayyip Erdoğan) ... "-Kıbrıs'ın tamamını verseniz bile ben küstüm... Boz..." (Rauf Denktaş) ... "-Ayakla vurduğunuz o yuvarlak şeyin adı ne?..." (Fatih Terim) Tebeşir Tozu... "Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakın..." (Stuart Mill) TÜRKÇE "Mydonese Showland"daki "Eurovision" Şarkı Yarışması'nda "Athena" Grubu, "For Real"le Türkiye'yi temsil edecek... Anlaşılmayan bir şey var mı?... Diyalog (İspanya dönüşü havalimanında gazetecilerle Fatih Terim arasındaki diyalog...) "- Çekmeyin çocuklar... Bizi dört döndürüyorsunuz havaalanında..." - Ama Fatih Bey... Siz dünyaya malolmuş bir hocasınız... "- Çekme diyorum kardeşim... Siz kendi işinize bakın..." Bizimkiler Sırrı'nın Metin Şentürk'ün gördüğüne dair en ufak şüphesi kalmadı... Röportaj yaparken Sırrı'nın makinesini alıp resim çekmiş... Sırrı'nın çektiklerinden daha net çıkmış fotoğraflar... *** Masasına oturur oturmaz Cem'in masasındaki telefon çaldı... Adamın sesini duyunca "Bir saniye" dedi ve beklemeye aldı... Bize dönüp, "Nasıl atlatacağız bu adamı şimdi" diye sordu... Sonra tekrar açtı hattı, "Abi ben şu an yoldayım... İşyerine gidince ararım seni" dedi... Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Naneli Yayla Çorba... Etli Patates... Tepsi Böreği... Komposto... KUYU İsveç'te alkolle çalışan araba varmış... Bizde alkolle çalışan şoförler var... (Orhan Tartıcı'dan...) Temelin yeri Öğrenci Temel, sınavda soruları cevaplamak için zar atıyormuş... Bir gelirse (a), iki gelirse (b), üç gelirse (c), dört gelirse (d), beş gelirse (e), altı geldiği zaman da tekrar zar atıyormuş. Bir atmış altı gelmiş... Bir daha atmış, yine altı gelmiş... Birkaç defa daha atmış yine altı gelince: "-Bu soru çok zor... Geçeyim bunu" demiş... *** Temel İngiltere'ye gidecekmiş... Dursun İngiltere'de trafiğin soldan seyir ettiğini ve bunun Temel için çok tehlikeli olduğunu söylemiş... "Merak etme, biliyorum" demiş Temel; "-Dün alışayım diye Rize'den Samsun'a soldan gittim, ne kadar tehlikeli olduğunu gördüm..." İtiraf Reyonu... (İsim: Bayan şoför... Şehir: Bursa... Yaş: 28...) Karlar henüz erimeye başlamış ve artık caddelere zincirsiz çıkılabilmeye başlanmıştı. İşte böyle bir günde arabamla dışarı çıktım. Ancak gideceğim yerde askeri bir cenaze töreni olduğu için tam geçiş sırası bana geldiğinde yol kapatıldı ve bizi şehrin eski arka sokaklarından gidecek şekilde yönlendirdiler... Buralarda sokaklar zaten normal zamanda bile zor araba kulanılacak kadar dar olduğu gibi birde kar yağdığı ve sanki güneş buralarda hiç görünmemiş gibi hâlâ buz ve kalın kar kütleleri ile kaplıydı. Arkamda bir konvoy ile bu ara sokaklarda stres ve kan ter içinde kaya kaya ilerlerken birden çok keskin bir viraja geldim ve beyaz bayrağı çekip durdum. Arabayı tekrar kaldırmak istediğimde ise araba yerinden kıpırdamıyordu. Tekerleklerin altında bir kar kütlesi vardı ama bu arabanın gidişine pek engel olamayacak gibi görünse de tüm esnaf ve ben arabanın hareket etmemesine bir türlü anlam veremedik ve esnafın da katkılarıyla "sağa çevir bacım, sola çevir bacım" sesleri içinde gaza yüklenmeye devam ettim ve bu sırada arabadan dumanlar çıkmaya başladı... Artık arkamdaki araçlardan korna sesi ve homurtular yükselmeye başlamıştı. Evet araba su kaynatmıştı. Hayırsever amcanın biri dayanamayıp "in bacım arabayı arkaya alalım" dedi. Tam arabadan inmeye yeltendiğimde bir farkettim ki ilk durduğumda el frenini çekmişim ve unutmuşum... Arabanın hareket etmemesinin sebebi buymuş... E tabii o anki sağlığım için bunu hayırsever vatandaşlardan sakladım... (osoztutan@tg.com.tr itiraf edin, rezil edelim) Bugünün buluşu Camdaki yağlanmayı alsın diye silecek kutusuna elma suyu ilave edildi... (07.03.1983)