Politikacı standartları...

A -
A +

Eldivenden merdivene her şeye standart koyan TSE, politikacının standardı sorulduğunda; "Onların standardını halk belirler" dedi... Halkın işi ne, hemen belirledi; ... Maaşları artırılsın... Hatta rakamını kendileri belirlesin... Çalıp çırpmasından iyidir... ... Üç ismi olanlar kalsın, ama iki ismi olanların başına "Fahri Doktor" ünvanı getirilsin... ... Koltukları ceylan derisinden olsun, ama bol miktarda cila sürülsün... Biz istediğimiz zaman gitsin, yapışmasın... ... Yabancı sınırı getirilsin... Bir partide "vatandaşa yabancı" en fazla 5 politikacı bulundurulsun... ... Çizgi kahramanlarla uğraşmak yerine masal öğrensinler... Biz halkı uyutmada daha etkili olacaktır... ... İşsiz kalanlara ekmek kapısı açılsın... Sanatçıların politikacı olduğu gibi, politikacılara da sanatçı olma yolu açılsın... ... Halka açık yerde üç kez düşme tehlikesi geçirenler ve bir konuşmada en fazla üç kez takılanlar otomotikman elensin... ... Herkese sahip çıkılsın, "Benim köylüm, benim işçim, benim memurum" ayrımı yapılmasın... Zamane bedduaları -Öncekiyle kıyaslayasın ama hesapladığın rakamın yarısı kadar bile nema alamayasın... -Bankadan aldığın sıra numarası 999 ola... Şu anda 5'inci kişiye daha yeni sıra gele... -Sıra sana geldiğinde nüfus cüzdanında vatandaşlık numaran yazmaya... Zaten fotokopi de çalışmaya... -Daha ne söyleyeyim sana bilmiyorum ki; nemanın son rakamı dokuz ola e mi... Diyalog (Bir Maraton klasiği...) ERMAN TOROĞLU: Beşiktaş'ın işi zor... ŞANSAL BÜYÜKA: Niye hocam?... ERMAN TOROĞLU: Arkadan gelen avantajlıdır... ŞANSAL BÜYÜKA: Beşiktaş arkada hocam... ERMAN TOROĞLU: Yok Fener daha arkadan geldi... ŞANSAL BÜYÜKA: Haa... En arkayı söylüyorsun... kadınlar & erkekler... (Erkekleri çileden çıkaran sorular...) "-Beni neden seviyorsun?..." ANLADIĞI: Sevdiğim ve duymaktan hoşlandığım bir yanım var. Bakalım farkına varabildin mi?... GERÇEK: Herkesin kendine has bir özelliği vardır. Saçlar, gözler, hem kaçık hem de zeki olmak... İşin kötüsü erkekler genelde bu tür şeyleri itiraf etmekten kaçınırlar... ÇÖZÜM: Ona karşı açık olun... Birlikte olduğunuz kişiye neden onu sevdiğinizi açıkça anlatırsanız, o da size karşı açık davranacaktır... ... "-Benden önceki kızı gerçekten sevmiş miydin?.. ANLADIĞI: Daha önce hiçbir kızı benim kadar sevmediğini söyle... GERÇEK: Eğer size önceki kız arkadaşını sevmediğini söylerse, bu sefer de sizi gerçekten sevip sevmediğini düşüneceksiniz. Onu sevmiş olduğunu söylediğindeyse sizi daha çok sevdiğini ispatlamasını bekleyeceksiniz... ÇÖZÜM: Her şeye rağmen sizinle tanışmadan önce başkalarından etkilenmesinin son derece normal olduğunu kabul etmelisiniz. O nedenle de bu tarz sorularla romantik günlerinize gölge düşürmeyin... ... "-Emin misin?..." ANLADIĞI: Bana yalan söyleme... GERÇEK: "Seni seviyorum" deyince, siz "emin misin" gibi bir cevapla karşılık veriyorsanız zavallı sevgilinizin işi çok güç demektir. Çünkü siz, söylediklerine "mutluluktan inanmadığınız" için böyle sorarken, o ise ona inanmadığınız için öyle söylediğinizi sanacaktır... ÇÖZÜM: Anlaşmaya varmak için ona duygularınızdan açıkça bahsedebilirsiniz... ... "-Sanki biraz kilo aldım. Rejime mi başlasam acaba?..." ANLADIĞI: Bakalım beni şişko buluyor musun?... GERÇEK: Size, "Evet, biraz kilo aldın" demesi, aslında şişman olduğunuz anlamına gelmese de, sizin öyle düşüneceğinizi bildiğinden "şimdi ne desem" endişesine kapılabilir... ÇÖZÜM: Erkekler, yanlarında yemek yemeyen kızlardan hiç hoşlanmazlar... Haberiniz olsun... (Sema Kumbaracı) Tebeşir Tozu... "Hiç kimse yumrukları sıkılıyken net düşünemez..." (George Jean Nuthar) Bizimkiler -Fehim'den hiçbir şey kaçmıyor... Bir gazetede haberi okumuş; "Aaa... Hataya bak, Unakıtan'ın soyadını yanlışlıkla Mısırakıtan yazmışlar" diye alay ediyor... ... -TGRT haberden Yücel Abi telaşlı telaşlı bağırıyor, "Arkadaşlar Turkcell şarjı olan var mı?..." ... -Berber Coşkun diyor ki; dükkanda bir arkadaş deck telefonunu unutmuş... Televizyonun kumandasını getirip, onu alsınlar... Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Ezogelin Çorba... Etli Bezelye... Türkmen Böreği... Cacık... İCRAAT Kocasını baştan çıkardığı gerekçesiyle Yeliz Yeşilmen'i döven Gülbin Akbaş, muhtar adayı olmuş... Siyasetten anladığı kesin... Biz de aldatıla aldatıla öğrendik bu işi... Temelin yeri Temel, Dursun ve İdris'in oğulları çok zengin olmuş ve babalarına aldıkları hediyeleri anlatarak böbürleniyorlar... İdris'in oğlu; "Ben babama kocaman bir ev aldım..." Dursun'un oğlu; "Ben bir Mercedes aldım ve bir de şoför tuttum..." Temel'in oğlu; "Benim hediyem hepinizden güzel. Babamın gezmeyi ne kadar sevdiğini ve gözleri iyi görmediği için artık dışarı çıkamadığını biliyorsunuz. Ona her yeri ezbere bilen, ihtiyaç duyacağı şeyleri getiren ve konuşup dertleşebileceği bir papağan gönderdim... Eğitmek için sahibi 12 yıl uğraşmış... Bu papağan için 20 yıl boyunca her yıl bir milyon dolar ödeyeceğim ama buna değer..." Kısa bir süre sonra babalardan birer teşekkür mektubu gelmiş... İdris; "Evladım bu ev çok büyük... Bana tek bir odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum..." Dursun; "Oğlum yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba..." Temel; "Canım yavrum... Babasını mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin... Tavuk çok lezzetliydi... Teşekkür ederim..." Bugünün buluşu İlk kez bir şoför; yokuşta dur-kalk olmasın diye hafif gaz verip, debriyajı da aynı oranda bırakınca araba kalkmaya hazır halde durdu... (20.03.1963) Politik kritik "Senin ampulün külüstür... Bırak Türkiye'nin karanlığını aydınlatmayı, önünü bile aydınlatamazsın..." (Deniz Baykal) Sanatik kritik "Mankenin standardı olmaz... Ne yani ben TSE belgesi alınca daha mı güzel olacağım?..." (Nefise Karatay) Sportik kritik "Değerimiz anlaşılacak... Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır... Biz de yoğurdu sıcak yiyoruz..." (Özhan Canaydın)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.