"Terimizm... Bir isyan modeli..." Daha önce ucundan bucağından sözettiğim; Fatih Terim'in başarılarını anlattığı için kalın sayılabilecek kitabın son 12 sayfasındayım... Aslında satır aralarından birşeyler çıkarmak niyeti ile okumuyorum kitabı... Dönemin başarısını, şimdiki kötü günlerin üzerine montaj yapıp, "Eee... Ne oldu?..." gibilerinden nanik yapma peşinde değilim yani... Zaten kitap da, "İmparator... Gladyatör... Terminatör" pohpohlaması ile yazılmamış... Soyunma odası edebiyatından çok, Terim'in futbol hayatının seyri ve sevimli yorumlar var... "Örnek alın... Bu başarıya giden yolda şunlar yapıldı"yı alırsanız mesele yok... Ama "Ben yaptım"a takılırsanız soru işaretleri ile kapatırsınız kitabı... ... Bulunduğum sayfaya dönüyoruz... Son bölümde Terim'in röportajlarına yer verilmiş ve yazar soruyor; -Tarihi bir başarıya imza attınız. Sizce bu başarı basına nasıl yansıdı?... "-Evet, çok çalışarak mazeretlere sığınmayarak, bugüne kadar yapılmayanları yaparak bir ilki gerçekleştirdik. Bizim bu başarımız fazla mı abartıldı, yoksa gerektiği gibi yazılmadı mı?... Ben bu başarının gerektiği gibi yazılmadığı kanaatindeyim..." ... Şimdi herkes bir Fatih Terim yazısı yazacak... Bense olayı kendi kafamda çözmeye çalışıyorum... Piontek döneminde Milli Takım'da foto muhabirliği yapıyordum ve Hasan Sarıçiçek bizi oradan oraya sürüklerken; Fatih Terim'in 24 saat maç kaseti seyrettiği otel odaları aklımda hâlâ... Şimdi o Terim'den eser yok... Maç seyrederken en küçük tartışmalı pozisyon olsa, "Fatih Hoca'ya bahane çıktı" lakırdıları çocukların ağzından dökülmeye başladı... Stad, seyirci, transfer... Şimdi iki kelimeden biri bahane... Diyelim zamanında başarıyı gerektiği gibi yazmayan basın, başarısızlığı gerektiği gibi yazıyor... Ve idmanlardan kovuluyor... Az çalışıp, çok mazeret üretmeye, başarısızlığı hazmedemeyiş eklenince olacak bunlar değil mi Fatih Hoca?... ... "Sözlüğümde mağlubiyet yok" başlığını merak ederseniz; O günün şartlarına göre röportajın özünü anlattığı için seçilmiş... Belki de yeni bir kitap, yeni bir sözlük, bize gülecek bir neden lazım... son sözleri "-Çaldığın paralarla birlikte, yarın sabah saat sekizde Galata Köprüsü'nün altındaki balıkçıya gel..." (Kemal Unakıtan - Uzanlar'la yaptığı telefon görüşmesinden sonra) ... "-Ben bu Galatasaray'ın ve Fatih Terim'in iyi bir çıkış yakalayacağına inanıyorum..." (Ümit Aktan - G.Saraylı taraftarlarla yaptığı sohbet sırasında) ... "-Aaa... Bayhan, sen elendin mi?... Tüh, o kadar da destek vermiştim..." (Deniz Seki - Popstar'dan elenen Bayhan'la karşılaşınca) Canavar burcu... (İngilizler, burçlara göre sürücülerin trafikteki davranışlarını belirlemiş...) Yay; En hızlı araba kullanan... Terazi; Trafik sıkışıklığına aldırmayan... Balık; Trafikte oldukça sabırlı... Boğa; Trafikte ne olursa olsun hoşgörülü... Aslan; Çok öfkeli, kırmızıda geçene tahammül edemiyor... Oğlak; Arabasına en çok masraf yapan. Kova; Trafiğin en dikkatli sürücüsü... İkizler; Otomobillerini en çok sevenler... Yengeç; Hız tesbiti yapan kameraları hiç sevmiyor... Başak; Burnunu karıştıranlardan nefret ediyor... Akrep; Yay'lar kadar hız yapmayı seviyor...