Öğrenildi: Sürekli yalan haber yazdığım için Samandıra'ya almıyorlar, ben de mantık olarak doğru bulduğum bir haberi koyayım. Örnek: Sol kanada oyuncu arayan Fenerbahçe'nin Denilson ile ilgilendiği öğrenildi. ... İddia edildi: Tamamen uydurma, böyle bir olay yok, bu sayede başkandan da intikamı alırım. Ama ola ki olur, ben de "biz demiştik" haberimi arşivden çıkartır, malı götürürüm... Örnek: Yönetimin Daum'u göndereceği, Brezilyalı 2 teknik direktörle gizlice anlaşma yaptığı iddia edildi... ... Belirtildi: Röportaj falan yapmadım, duyduğum da bir şey yok. Örnek: Daum'un yönetime "Şampiyonlar Ligi'nde daha etkili bir forvete ihtiyacım var. Hooijdonk bu takımda artık yararlı olamaz. Avrupa Şampiyonası'nda gördünüz. Üst düzey maçlarda hocası yedek bırakıyor" dediği belirtildi. ... Sızan haberler arasında, alınan haberler arasında: Kardeşim bu sene transferde tamamen çuvalladık. Hiçbir şey sızmıyor içeriden. Ama yine de bulurum ben bir şey. Örnek: Yönetimin bundan rahatsız olduğu ve bunu yüksek sesle dile getirdiği sızan haberler arasında. ... Dedi: Genelde basın toplantısında söylenen sözlerin çarpıtılmasını ifade eder. Ancak bazı durumlarda iddia edildi teriminin yerine de kullanılabilir. Örnek: Daum, son antrenmanlarda isteksiz gördüğü Fatih Akyel'i de odasına çağırarak huzursuzluğunu dile getirdi ve milli futbolcuya "Burada zor şans bulursun. Kendine takım bul" dedi. Örnek 2: Soyunma odasına giren Aziz Yıldırım, "Bu ne biçim oyun, bu kafayla devam ederseniz hepinizi satarım" dedi. ... İmza aşamasında: Menejerler beni aradı, Beşiktaş'ın bu oyuncunun fiyatı sorduklarını söyledi. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Örnek: Hasselbaink'le anlaşmanın sağlandı ve imza aşamasına gelindi. ... Kulübe yakın kaynaklar: Dedik ya içeri almıyorlar, bir Gürbüz Abiyi ve Aziz Yılmaz'ı arayayım. Zırrr. Abi şu konuda ne düşünüyorsun, bla bla bla... Tamam abi görüşürüz. Örnek: Kulübe yakın kaynaklar Önder'in aslında sakat olduğunu, sırf G.Saray'ı zor durumda bırakmak için bu transferin yapıldığını söylediler. ... Ele geçirdi: Ele geçirdiğim bir şey yok, ancak kanaatimce bu iş kesin böyle olur. Ben de havamı atarım. Örnek: Gazeteniz Hagi'nin gönderilecekler listesini ele geçirdi. Buna göre yeni sezonda Ali, Veli, Mehmet'le kesin olarak yollar ayrılıyor. (sadeddin@ihlas.net.tr) bizimkiler Cem, çocukluğunda çıkan "Yarın" gazetesini çok garipsemiş, "Yarın olacakları nereden biliyorlar" diye düşünüp duruyormuş... ... Ford'un sahibinin ismini hatırlamaya çalışırken herkes bir şey söyledi, "George Ford", "Gerard Ford" diye... Bilgehan son noktayı koydu, "Apranax Ford"... İtiraf reyonu (isim: yedek parça... şehir: istanbul... yaş: 24...) Bilgisayarıma disket sürücü almak için, bilgisayar parçaları satan büyük bir firmaya gittim. İçeri girdiğimde şaşırdım. Etrafta bilgisayar parçası yok, herkes bir bilgisayarın başında oturmuş bişeyler yapıyor. İçerisi bir bilgisayar parçacısından çok bir holdingin çalışma ortamını hatırlatıyor. Meğer adamlar ihracat yapıyorlarmış, perakende satmıyorlar. Derken bir hanımefendi geldi, ne istediğimizi sordu. Ben de "disket sürücü alacaz" dedim. Bayan "Son kullanıcı için mi" diye sordu. Ben cevap verdim "Hayır kendim için..." Yanımdaki eleman kıs kıs gülüyordu. Son kullanıcının anlamını da böylece öğrenmiş olduk. diyAlog (Renkli Hayatlar kameraları Oktay Kaynarca ile İpek Tenolcay'ı yemek yerken yakalamış...) MUHABİR: Oktay bey... Oktay bey... Birkaç şey sorabilir miyiz?... OKTAY KAYNARCA: Kardeşim sizin başka işiniz yok mu?... Size bunun için mi para veriyorlar?... son sözleri "-İstanbul-Ankara arası çalışacak olan 'Hızlandırılmış Uçak' projesini sunmaktan gurur duyarız..." (Binali Yıldırım - Hava taşımacılığına ağırlık verince...) ... "-Del Bosque yıldız futbolcuları seviyor... Acele etme bir şey olmaz..." (Sergen - İdmana son kez geç kalışı...) ... "-Çakır rolünü çok benimsemiş görünüyorsunuz... Sanki bizi dövecek gibi davranıyorsunuz..." (Bir muhabir - Oktay Kaynarca'dan haber kopartırken...) ayaküstü Huysuz at, hızlı tren ve Avrupa Birliği yolu... Tayyip Erdoğan'ın işi gerçekten zor... temelin yeri Sanat okulu öğrencisi Dursun, resim dersi için bir ödevi olduğunu söyleyerek arkadaşı Temel'i kendisine modellik yapması için ikna etmiş... Temel'in resmini yapmış ve okula gitmiş... Ancak yaptığı resim 10 üzerinden 4 almış... Dursun buna çok şaşırarak profesöre gitmiş, niçin bu kadar kötü not aldığını sormuş... Profesör demiş ki; "-Resimde çok fazla geometri hatası var... Burun çok büyük... Omuzlar dar ve boyun uzun..." Dursun ertesi gün resmini yaptığı arkadaşı Temel'i profesörün yanına götürmüş... Profesör Temel'e bakmış ve öğrencisine dönerek; "-Tamam anladım... Notun 8..." GÖREV Bush, barış başkanı olmak istiyormuş... Barış başkanlığı yapmak için önce savaşı başlatmak lazım tabii... Taşlamalar... Haşlamalar... MİSAFİR Başımın üstünde yerin var. İster taht kur. İster bağdaş kur. İNSANLIK İki yakam Bir araya gelmez Bırak yakamı Bırak yakamı insanlık. KARA TREN Bu nasıl bir tren Geri gelmiyor, Bir kere giden. (osman yavuz inal) kadınlar erkekler Kadın kocasına sormuş, "-Benim neremi beğenmiyorsun?... Sevimli yüzümü mü, yoksa güzel vücudumu mu?..." Adam karısını başından ayaklarına kadar süzmüş ve cevaplamış; "-Devamlı espri yapmanı..." Bugünün buluşu -İlk iki sevgili intihar edince "El ele ölüme gittiler" başlığı atıldı... (26.07.1980) sanatik kritik "Kadınlar bir ayakkabıyı nasıl hızlı alıyorsa, ilişkilerde de sonuca o kadar hızlı ulaşmak istiyor..." (Hande Yener) politik kritik "Tek yapabileceğimiz, hükümetin sergilediği acizliğin, derin hafızamızdaki yerini koruyabilmesi..." (Devlet Bahçeli) sportik kritik "Hagi'yi G.Saray'a getirdiğime pişman oldum... Ben onun bu kadar suratsız olduğunu bilmiyordum..." (Ergun Gürsoy) Şifa Yemek Öğle Menüsü; Piliç Şinitzel... Sade Pirinç Pilavı... Meşrubat... Salata...