Standart geliyorum demez... Olacağı buydu... TSE bana da standart koydu... Gelen mektubu aynen yazıyorum; "Ömer Bey, görülen lüzum üzerine yazılarınızı aşağıdaki maddelere uygun olarak düzenlemenizi rica ederiz; *Esprilerin kalitesinde sürekliliğin sağlanması ve gün ayrımı yapılmaması... *Okuyucuya daha sık ve çok yer verilmesi, onlarla bütünleşilmesi... *Siyasi, sanat ve spor olaylarında daha ciddi yazıların yer alması, hepten cıvıtılmaması... *Yazıların basılmadan önce birkaç kişi üzerinde denenmesi ve tepkilerin görülmesi... *Çeşitli anketlerle elde edilen sonuçların istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmesi. *Sürekli yanında not alabileceği yardımcı gereçleri bulundurması, unuttuğu yazı için sonradan pişman olmaması... *Beden sağlığının, yaptığı işin ağırlığına göre uygun olması... *Yazdığı konu hakkında yeterli deneyime ve mevzuat bilgisine sahip olması... *Türkçe'yi doğru olarak kullanabilmesi, açık ve anlaşılır biçimde ifade etmesi ve üç nokta hastalığına bir son vermesi... *"Sana malzeme" diye gelen teklifleri bir çırpıda reddetmek yerine, uygun hale sokup değerlendirmesi... *Dürüst, ölçülü ve neşeli tavrını her durum karşısında sürdürmesi ve yazı yazarken sinirli bir hal almaması... *İş arkadaşlarının sırlarını ifşa etmemesi ve onlara sormadan yaşanan veya uydurulan konulara yer vermemesi... *Köşesinde yer alan her parti, siyasetçi, sanatçı, sporcu ve özellikle takım konularında eşit davranması... *Yazılarını belirlenen saatte (En geç 17.00) teslim etmesi... (Böyle bir mektup gerçekten geldi... Saman kağıt ve TSE damgalı... Bakalım tezgahın altından kim çıkacak?...) BİZİMKİLER Muammer Yaşar, 38'inci kez dişini çektirmek için izin istedi... Mehmet Canlı Abi, 15 dakika çalan cep telefonu müziğine çok kızdı, "Kimin telefonu kardeşim, baksanıza" dedi. Kendininmiş meğer, "Çocuklar müziği değiştirmiş, pardon" diye özür diledi... Ahmet Abi'nin masa telefonu bozulmuş, "Tuncay sistem yine mi gitti" diye soruyor... Göksel, üstü açık arabanın şoförüne sormuş, "Abi bu arabada klima var mı?..." Yürüyoruz!... Köşe biraz spor ağırlıklı oldu ama, Fener'i bu durumda bir daha nasıl yakalayacağız?... Bir Aziz Yıldırım fıkrası... Fenerbahçe taraftarlarından biri, stada giderken birden ayağı kaymış ve düşmüş... Arkasından gelen Aziz Yıldırım, kalkmasına yardım etmiş... Taraftar, teşekkür etmiş ve sormuş; "-Sizin bu iyiliğinize nasıl karşılık verebilirim başkan?..." -Biliyorsun bu aralar Ali Şen'in sesi oldukça yükseldi. Biz de 100 bin kişi ile bu harekete karşı yürümeyi düşünüyoruz... Sen de katılırsan sevinirim... "Sayın başkan, sayın başkan" demiş taraftar: "-Ben düşünce popomu yere vurdum, kafamı değil..." İbibik... Her AFET'e koşan AKUT, Muhal-AFET'in yardımına da koşacak mı?... Fenerbahçe'nin başarısızlıkları perukçulara yaradı... Baksana saç-baş yolduruyorlar... Sık sık elektrikler kesilince, elbette geçmişi MUM'la ararsınız kuzum... Çıktık açık alınla, 10 yılda her krizden... Sadece ekmek değil, Türkiye'de umut da aslanın ağzında... (İbrahim Ormancı Show) Romantik kadınlar : Yağmur ne güzel çiseliyor değil mi canım?... Çimen ve toprak kokusu, gökkuşağı, sevgililer el ele... : Hadi güzelim... Adımlarını sıklaştır biraz... Sinüzitim var biliyorsun... Ruhsuz kocalar... TEMEL'İN YERİ Temel evlenmiş ve maçlara gidemez olmuş... Bunun sebebinin Fadime olduğunu anlayan Dursun, Temel'e taktik vermiş; -Maçtan bir saat önce Fadime'yi alacaksın karşına, güzel şeyler söyleyeceksin... Canım, cicim diyeceksin... Her şeyim sensin, sensiz yapamam, çocuklarımın anası, evimin prensesi diyeceksin... Tamam mı?... Biraz durup düşünmüş Temel; "-Yok be Dursun... Zaten bizim takımın bu sezon oynadığı futbol, bu zahmete değmez..." RAKAMLARLA SİYASET Politikacılar; siyaseti bıraktıktan sonra ne yapıyor?... Küçük çaplı açılış törenlerine katılıp, kendi egolarına politika yapıyorlar... (Yüzde 30) İstirahate çekiliyorlar, Yüce Divan'da yan gelip yatıyorlar... (Yüzde 30) Kendi firmalarını ayakta tutmaya çalışıyorlar... (Yüzde 20) Kendilerini ayakta tutmaya çalışıyorlar... (Yüzde 20) AYAKÜSTÜ Rüştü'den sonraki henüz olmamış kaleciyi aldılar... ENKE-LEK... Günün buluşu İlk kez; kaşık olmadığından çatalın tersi ile çay karıştırıldı... (13.08.1927)