"-Çevren geniştir diye, bir sürü iş yeri sahibi hayranın vardır diye bir iş havale ettik, boş çıktın... Ne oldu oğlum şu Çetin'e iş bulma olayı?... Benim yanıma alacağım deri sektörü ölü sezonda... Kötü de olsa haber ver"... (Bahattin Beyaz) *** "-Ömer Abi; 'Bugünün buluşu' köşesinde benimkini bulamadım abi... Bir şey itiraf edeceğim, bari bunu yayınla... 'Ben ezgiyi çok seviyorummm'... Ne olursun yayınla abi... Ne olursun"... (Akif Çorum) *** "-Türkiye'nin en agresif gazetecileri Erman Toroğlu ve Kazım Kanat beylerin karşılıklı 'çamur' atan yazılarını, fi tarihinde yenilen, içilen, balık, rakı, kim kimin masasına geldi veya oturdu vs... Bu bir "işkence" türü değil mi?... Yazık ki sizin markette itibar görmedi"... (Süheyl Çalışkanoğlu) *** "Yöneticinin üç temel ölçütü vardır: 1-Ofisindeki halının kalınlığı... 2-Masasının büyüklüğü... 3-Arabasının motor gücü..." (Emre Dervişoğlu) *** "Birkaç gündür köşenizde "karanlık oda" bölümünde pek de komik olmayan resimler yayınladığınızı gördüm.. Ve bu sebeple size birkaç tane komik olan resim göndermeyi düşündüm..." (Abdülhamid Karaman) *** "Seni yaklaşık 1-1,5 yıldır okuyorum abi... Ama geçenlerde tak etti oturdum saydım... Tarih: 17 Mayıs 2004... Yer: Türkiye Gazetesi... Sayfa: 6... Üç nokta adedi (...) 139 ADET... Üçle çarp 417 tanecik nokta abi... Höh yani... Ama inan seni de çok seviyoruz kardeşimle... Kendine iyi bak... (Ahmet) Tebeşir Tozu... "Egoist daima en sevdiği kişiye, yani kendisine zarar verir..." (Bernice Peers) Ayaküstü Azer Bülbül televizyon programında fenalaşınca ilk başta ne olduğu anlaşılmamış... Zaten sürekli sallanan sanatçının; sallanma şiddeti, Marmara depremi şiddetine ulaşınca ancak müdahale edilebilmiş... miş... diyAlog (Antrenman sırasında atletimiz Elvan'ın başına kötü bir olay gelmiş, antrenöründen bilgi alıyorlar...) MUHABİR: Elvan'ı Bolu Dağı'nda ayı kovaladığı doğru mu?... ERTAN HATİPOĞLU: Normaldir böyle şeyler... Dağda karşısına Akmerkez çıkacak değil ya... Sanatik kritik "Şarkı söylemek, sekiz kilometre koşmak gibidir... Bu yüzden ben sahneye çıktığım sürece hep 30 yaşında kalacağım..." (Erol Büyükburç) Politik kritik "Benim makam ve mevki gibi bir hastalığım yok... Benim tedavi edilemez derecede hizmet etme hastalığım var..." (Mustafa Sarıgül) Sportik kritik "Hıncal Uluç 'Galatasaray'ın borcu ne kadar' diye soruyor... Sana ne kardeşim, maliye müfettişi misin?..." (Özhan Canaydın) Bizimkiler * Şu sıralar merkezi yerlerin birçoğunda mevcut, saniyeli trafik ışığı... Engin Abi onlarla ilk karşılaştığında, yanındakine "Mustafa Abi" demiş, "-Hava sıcaklığı nasıl da hızlı düşüyor" demiş... * Cem, eski Beşiktaşlı futbolcu "Fazlı Ulusal"ın adı geçince soruyor; "-Abi bu Fazlı Ulusal, Metin Milli'nin neyi oluyor?..." * Fehim, gece şefi Yılmaz Abi'yi arayıp, "Aziz Yıldırım F.Bahçe TV'de konuşuyor... Bizim elektrikler kesildi, izleyip not alır mısın" demiş... Yılmaz Abi o yoğunlukta sinirlenmiş; "-Kardeşim git komşuda seyret, uğraştırma beni..." Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Kremalı Sebze Çorba... Etli Biber Dolma... Soslu Makarna... Yoğurt... ARABESK Orhan Gencebay Amerika'da çıkacak remix'i için kolları sıvamış... Hah... İşkenceye karşı işkence... Temelin yeri Sol gözü takma olan Temel otobüse binmiş... Otobüs kalabalık hava sıcak... Bir süre sonra sıcaktan bunalan, terleyen ve canı sıkılan Temel, takma gözünü çıkarmış ve havaya atıp tutmaya başlamış; Durumun biraz sonra farkına varan yanında oturanlar dehşetle irkilmişler; "-Ne oluyor yahu..." Temel gayet sakin, gözü atıp tutmaya devam ederek cevap vermiş; "-Hiç... Burada canım sıkıldı da ön taraflarda yer var mı diye bakıyordum..." *** Temel itfaiye şefi... Teşkilata yeni yangın arabası alınmış... İtfaiye erleri hayran hayran incelemişler... Temel ikaz etmiş; "-Bakın uşaklar... Bu güzel ve pahalı arabaya iyi bakacağız... Onu gerçek yangınlarda kullanacağız... Sahte alarmlarda eski arabaları kullanırız..." İtiraf Reyonu... (isim: nagehan... şehir: sakarya... yaş: 21...) Babam Türkiye Gazetesi'ndeki çengel bulmacayı çözüyor... Bulmacada üç sanatçının fotoğrafı var... Biri Mazhar, ikincisi Fuat, üçüncüsü ise Özkan... Babam Mazhar Alanson'u göstererek; "-Bu kimdi?..." -Mazhar Alanson baba... "-Yoook... O değil bu..." -Olur mu baba?... Bak, harfler çıkmış işte..." "-Yav yoook... Bu Mazhar Fuat Özkan değil mi?..." *** (isim: insan sarrafı... şehir: istanbul... yaş: 33...) 1999 yılında bir finans kurumunun Fatih şubesinde cari işlemlerde çalışıyordum. Bir öğlen vakti fatura kuyruğunda bekleyen üstü başı yırtık blujeen giymiş, saçları karışmış, kulaklarında ve burnunda sayamadığım kadar küpe benzeri şeyler takmış, kısaca entel bir bayan bekliyordu. Kendisine yardımcı olmak maksadıyla; "Can I help you?" (Size yardımcı olabilir miyim) dediğimde kız bana faturasını uzatıp, "Elektrik faturası yatıracaktım" deyince bütün müşteriler bir anda gülmeye başladı. Tabii ben kıpkırmızı olmuştum... Bütün çalışan arkadaşlarıma rezil oldum, bundan sonraki günlerde beni "mistır ....." diye çağırmaya başladılar.... *** (isim: nurcan... şehir: ankara... yaş: 41...) Bir gün eşiyle Kızılay'da alışverişe çıkmışlar... Tam büyük bir mağazanın önünden geçiyorlarmış... Eşinin yüzüne bakmadan vitrinden bir şey gösteriyormuş... O arada eşinin koluna girmiş ve çekiştirmeye başlamış... Adam şaşkın şaşkın bakarken, bir dönmüş kolunu tuttuğu adam eşi değilmiş... O an özür dilemiş dilemesine ama kocası da burnundan getirmiş, "sen ne salak kadınsın, yanındaki kocanı bile görmüyorsun" diye... (osoztutan@tg.com.tr itiraf edin, rezil edelim) Bugünün buluşu -İlk kez bir kardeş didişmesinde 'yavrum, kardeşinin kafasına vurma aptal olur' dendi... (29.05.1969)