Olayı biliyorsunuz... Arabeskin babası Müslüm Gürses'le, Beşiktaş'ın yıldızı Amaral'ın benzerliği... Gazetelerde haftalarca birbirlerine yakıştırıldı, "Amaral Baba" diye... Sonunda garşılaşacakları gün gelip çattı... İkisi de belli ki, gelmeden önce merak edip bakmamışlar "Sahi benziyor muyuz" diye... Şaşkın şaşkın birbirlerine bakıyorlar, "Hakikaten buna mı benziyorum, yoksa bir gizli kamera şakasına mı kurban gidiyorum?..." Konuşunca benzediklerini anladılar... İkisinin dediği de anlaşılmıyordu çünkü... Biz gündeme damgasını vuran benzetme olayına, yeni yüzler kazandırdık... İnanmazsınız ama, Amaral ve Müslüm Baba'dan iyi oturdu... Mesela Lorant ve Metin Şentürk... İkisinde de görme bozukluğu var... Aralarındaki tek fark, Metin Şentürk uzağı seçemezken, Lorant burnunun dibini görmüyor... İkisi de iş hayatını değiştirdi... Metin Şentürk sanatı bırakıp siyasete atıldı, Lorant çobanlığı bırakıp teknik direktör oldu... Ama Metin Şentürk en azından görmediği bir şeyi yanındakilere sorarken, Lorant yardım edenleri yanında istemiyor... Sonra Mesut Yılmaz-İsmail Cem benzerliği... İkisi de seçimi istemiyor, ikisi de bunu söylemeye korkuyor... İkisi de kan kaybediyor... Mesut Yılmaz'ın İsmail Cem'den tek farklılığı, "Ya seçim olursa" diye bir yandan da çalışmalarını sürdürmesi... İsmet İnönü de Bülent Ecevit'e benziyor... İkisi de yardımcılarının ihanetine uğradı... İkisi de siyaseti hayatının son demlerinde daha çok sevdi... İkisinde de duyma ve algılama problemleri vardı... Sadece şu anda İsmet İnönü, Bülent Ecevit'ten biraz daha "yaşlı"... Erman Toroğlu da Reha Muhtar'ı andırıyor... Kontra sorular, uyuz benzetmeler, gıcık sözler, 40 yıldır yediğimiz "halk dalkavukluğu"... Benzemekte ve benzetmekte üstümüze yok... Bu yazı uzarsa birileri de bizi benzetecek... Gittim...