Avustralya'da obezite ile mücadele için "Şişmanlık Vergisi" çıkıyormuş... Tam bize göre bir vergi türü... Nasıl akıl edemedik bilmiyorum... Seve seve ödenecek bir vergi olurdu... Bari bunları kaçırmayalım; -Doğal Güzelliklerden Faydalanma Vergisi... -Güneşlenme Bedeli... (Tepeden Gelen Güneş Işınlarına)... -Temiz Havayı Doya Doya Çekme Vergisi... -Şehiriçi Kaldırımlarını Kullanma Bedeli... (Yıpranıyor)... -Trafik Işıklarından Yararlanma Fonu... -Hayatta Kalma Bedeli... (Nefes Almak Yaşamak Sayılır)... -Ülkeyi İç ve Dış Düşmanlardan Koruma Vergisi... -Mal ve Can Güvenliğini Koruma Bedeli... -Denizden Sahile Vuran Odun Vergisi... -Tribünde Bağırma Vergisi... -Yerlere Tükürme Vergisi... -Eskimeden Cep Telefonu Değiştirme Vergisi... -Gözüm Dalıyor Vergisi... -Kendi Düşen Zırlamaz Vergisi... -Göçmen Kuşları Koruma Vergisi... -Tüm Vergileri Kabullenme Fonu... Zamane bedduaları H Herkes Fatih Terim'le kıyaslanırken, seni Stelyo Pipis'le kıyaslasınlar... H Aşağılanasın, aciz kalasın, yerin dibine giresin, sırtın yerden kalkmasın... Dolar gibi olasın... H Küçük Bonussimo olasın, hiçbir işe yaramayasın... Arkada öyle dolaşıp durasın... H Evine giden tüm yollar kazına, adım atamayasın... Yerel seçimlere gelesin... Lütfen kemerlerinizi bağlayın-2 "-Yer yok malesef..." -Peki beni yedek kulübesine yazsanız?... "-Yolcunun adını kodlar mısınız?..." (Yolcu bunun üzerine cep telefonunun tuşlarıyla adını kodlamaya başlıyor) HHH 70 yaşlarında bir dede kemeri klipslerinden bağlamayı başaramayıp, fakat delikanlılığa laf getirmemek için kemere düğüm atmıştı... HHH Başka bir dede, tepsisindeki kolonyalı mendili sakız diye ağzına atıp çiğnemişti. Yüzündeki büzüşmüş ifadesiyle karısını uyardı; "-Münevver... Yeme çiğneme sakın, acı bu..." HHH Uçak yolcu alırken, biri telefon açar; -Beyefendi kapatın telefonunuzu... "-Tamam be üff..." (Konuşmaya devam eder) Arkadan gelen başka bir yolcu, adamın boğazını sıkarak; -Sen benim hayatımla nasıl oynarsın?... Kapat lan telefonu... "-Tamam tamam pardon beyefendi..." (Daha sonra yemek dağıtılırken) -Verme bu hergeleye, aç kalsın... "-Tamam ben zaten aç değilim..." Kuduz... En büyük özelliği unutkanlığı, dağınıklığı ve her konuda bir macerasının olması... Yani siz; "Tapu Kadastro'dan geliyorum, memurun biri..." diye bir olay anlatın, hemen "Bir gün ben de gitmiştim, şöyle şöyle oldu..." diye başlar... Masadakilerden biri, "Babam acayip sinirli bir adamdı, çocukken çok korkardım..." diye söze başlayıp bir hatırasını anlatınca, Engin Abi atladı; "Benim peder, seninkinin yanında Erol Taş'la, Zeki Müren gibi kalır... Babam tarlada çalışırken ben de evden iftarlık götürüyordum... Annem hazırladı sefer tasını, beni yolladı... Celaliye'nin çıkışında arkadaşlar top oynarken, koydum yemekleri kale direğinin dibine, başladım maça... İftara daha iki saat var... Öyle dalmışız ki, ezan sesiyle gözlerim büyüdü... Tamam dedim, peder bizi kesecek... Hemen fırladım, yemekleri döke döke 15 dakika sonra tarlaya gittim... Babamın beklediğim sinirli hali 'Nerdesin lan' dedi... Yolda bir sürü yalan düşündüm ama kendim bile inanmamıştım... O anda ağzımdan 'Köpek ısırdı baba' lafı çıktı... İftarı açmadan hemen kolumdan tutup köye indirdi... Oradan Silivri'ye, hastaneye götürdü... Doktorlar 12 tane iğne yaptı... Halbuki o gün köpek bile görmemiştim... Ne günlerdi beee...." Temel'in yeri... Günün yorgunluğunu omuzlarında taşıyan iş adamı Temel, akşam ayaklarını sürüyerek geldiği evde kendini doğruca koltuğa attı ve derin bir "Oh" çekti... Fadime merakla yanına koştu; -Ne oldu sana, kocacığım?... Çok bitkin görünüyorsun... Temel bir süre dinlenip, kendine geldikten sonra cevap verebildi eşine: "-Sorma, büyük bir felaket yaşadık bugün şirkette" dedi ve şöyle sürdürdü sözünü; "-Bilgisayar sistemimiz çöktü ve işlerimizi yapabilmek için hepimiz düşünmek zorunda kaldık..." İBİBİK Ben yarime GÜL demem, GÜL'ün başbakanlığı az olur... ... Maliye Bakanı dediğin fakirin mutfağına biraz da UN AKITAN bir bakan olmalı... ... Her hükümet vergi, zam yapıyor, Ekonomi İnti-ZAM içinde... ... Keşke Baykal vantirolog olsaydı, belki daha iyi muhalefet yapardı... ... Gençler ya bilgisayar uzmanı, ya da doktor olmak istiyorlarmış... Büyüsünler, Kaldırım Mühendisliği'ne tâlim edecekler... (İbrahim Ormancı)