Ata: Rauf Denktaş... Sözü: Göz iki, ağız tek... Çok görüp, çok dinleyip, az konuşmak gerek... Anlamı: Kişinin az konuşup, çok iş yapanı evladır türünden bir şey... ... Ata: Papadopulos... Sözü: Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir... Anlamı: Hem toprak verip, hem sıkılmaktansa, vermeyip karşımızdakini darıltmak daha uygun bir yoldur... ... Ata: Ahmet Çakar... Sözü: Bana benden olur her ne olursa, başım rahat olur dilim durursa... Anlamı: Rahat ve huzurlu bir hayat istiyorsak, konuşmalarımıza çok dikkat etmeliyiz... ... Ata: Mircea Lucescu... Sözü: At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır... Anlamı: Yiğit kişi ölürse, sağlığında yaptıkları arkasından söylenir... ... Ata: Mesut Yılmaz... Sözü: Yiğitlik dokuzdur... Sekizi kaçmak, biri hiç görünmemek... Anlamı: En doğru yol, olaylardan kaçmak, onlardan uzak durmak, adına leke sürdürmemek... ... Ata: Ercan Saatçi Sözü: Kız kendi havasına bırakılırsa ya Popstar'a varır, ya Türkstar'a... Anlamı: Evlenecek yaşa gelmiş kişileri uyarmak; neyin doğru, neyin yanlış olduğunu hatırlatmakta yarar vardır... ... Ata: Uzanlar Sözü: Oğlan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti... Anlamı: Elde bulunan bir malı veya parayı, çar-çur edip bitirmek... ... Ata: Emin Çölaşan... Sözü: Bana kimi yazdığını söyle, sana kaç para tazminat ödeyeceğini söyleyeyim... Anlamı: İnsanlara çamur atarken... ... Ata: Kemal Unakıtan... Sözü: Zammı ayrı, ÖTV'yi ayrı zaman mı?... Peh... Anlamı: IMF isterse bir taşla iki kuş vurulabilir... bizimkiler * Engin Abi, geçtiğimiz Cuma namazı çıkışında oğlunun elinden tutup, yemeğe götürmüş... Yemek bittikten sonra oğlu zannettiği çocuk, "Abi ilgine teşekkür ederim, buraları hiç bilmiyordum" deyip gitmiş... ... * Aynı evde kalan Ziya ile Bekir, akşam eve vardıklarında anahtarları gazetede bıraktıklarını farketmiş... Ziya, "Ben bir taksiyle gidip getireyim" demiş... Bekir, "Ben de geleyim, arkadaş olurum" teklifinde bulununca; "Sen bekle burada" demiş Ziya, "Masraf olmasın"... ... * Kardeşimiz Fatih Oruç da dün vedalaşıp Manisa Kırkağaç'a gitti... Giderken soruyor; "Abi sizin maçta kolum kırılmıştı ya; 'ağır kaldıramıyorum' deyince inanmazlarsa senin telefonunu vereyim mi?..." - Şifa Yemek Öğlen Menüsü; Sütlü Kaşarlı Domates Çorba... Bahçıvan Kebabı... Soslu Spagetti... Meyve... İtiraf Hattı... (isim: speedy... Şehir: ankara... yaş: 23...) Ankara'da ters yola girince trafik polisi çevirdi... Ehliyet ve ruhsatı istedi, uzattım... Bir süre baktıktan sonra, "Yeni almışsın ehliyetini" dedi. Üç ay önce aldığımı söyleyince "Belli" diye başını salladı... "Nereden belli" diye sordum, "İşareti görmedin sanırım, bu yola girilmez" dedi. İstanbul'dan geldiğimi ve yolların acemisi olduğumu söyledim... Cezayı yiyip ayrıldıktan sonra çok güldüğüm şu cevabı verdi; "-Vayy... Demek öyle... İstanbul'da işaretler farklı mı?..." (osoztutan@tg.com.tr - itiraf edin rezil edelim) kadınlar & erkekler... Erkeklere göre "itici kadın" tipleri belirlenmiş... Meraklılarına, "evlenmek için tercih edilmeyen" kadın tipi, önem sırasına göre şöyleymiş; Kendine yeten, güçlü kadın: Erkeğin sigarasını bile yakmasına izin vermeyen "Her işimi kendim hallederim" diyen kadınlar... Emredici, sahiplenen, huysuz kadın: Birlikte olduğu erkeğin yemeğinden çorabına, hatta arkadaşlarına kadar karışan ve bunları kendisi seçen kadın tipi... Çekiciliği ön plana çıkaran kadın: Bu tip aşırı fiziksel görüntüsünü öne atan kadınlar da erkeklerin evlenmek için tercih etmedikleri arasında yer alıyor. Fazla becerikli kadın: Her iş elinden gelen, televizyon tamirinden bile anlayan kadınlar, erkekleri korkutuyor... Tutucu, dar görüşlü kadın: Patavatsız, en derin bilgisi halı temizliği olan kadınlar... Alaycı ve aşağılayıcı kadın: Karşısındakini daima küçük gören, ukala tavırlı kadınları da erkekler itici buluyor. Büyümemiş, çocuksu kadınlar: Hâlâ annesinin onu öperek uyandırmasını bekleyen, başkasına bağımlı olanlar... temelin yeri Kendisini fare zannettiği akıl hastanesine yatırılan Temel, birkaç yıllık bir tedavinin ardından; iyice kendine gelmiş... Doktorlar, artık taburcu etmeyi düşündükleri Temel'le son bir görüşme yaparak, iyileştiğinden emin olmak istemişler. Sormuşlar: -Söyle bakalım; sen insan mısın, fare mi?... Temel gülümsemiş: "-Doktor bey, o günleri geride bıraktım... Elbette ki ben bir insanım..." -Tamam o zaman, artık burada kalmana gerek yok... Demişler ve çıkış belgelerini uzatmışlar... Birkaç dakika sonra, gruptaki doktorlardan biri bahçeye çıktığında, Temel'i bir ağacın arkasına saklanır halde görmüş... -N'oldu yahu?... Sıkılmadın mı buradan, çıksana, git özgürlüğün tadını çıkar... "-İyi de doktor bey, orada bir kedi var..." -Eee, ne olmuş kedi varsa?... Hani sen artık bir fare olmadığını biliyordun?... "-Ya doktor bey... Ben fare olmadığımı biliyorum da; kedi benim fare olmadığımı nereden bilecek?..." vaat Erdoğan, "1 Nisan"dan itibaren duble yollara ağırlık verileceğini söylemiş... Nisan şakanız hazır... politik kritik " Bazıları diyor ki hortumun adresi neresi?... Adres verecek kadar bu işin acemisi değiliz... Verelim de kaçsın değil mi?..." (Tayyip Erdoğan) sanatik kritik "Yardımcı olayım diye erkeği bir müddet yalnız bırakıyorsun... Sonra bir bakıyorsun ki, yalnız kalan sen olmuşsun..." (Derya Baykal) sportik kritik "Türk futbolcusu Avrupa'ya açılınca şansı yarı yarıya azalıyor... Onun yarısı kadar da Türk kalecisinin şansı var işte..." (Rüştü Reçber)