Torunlara masallar...
4 Kasım 2001 01:00
Torunlara masallar...
Ajda Pekkan
"-Hiç unutmuyorum, o yıllar da tıpkı şimdiki gibi 22 yaşındayım... Süperstar olacağım ya; her gün hastaneye gidip, bir tarafımı aldırıyorum... Baktım ben ameliyat olup güzelleştikçe, konserlerimi izlemeye gelenler azalıyor... Sonradan öğrendim ki; doktorun kestiği parçalar, bende kalandan fazlaymış, millet hastaneye gerçek Ajda'yı dinlemeye gidiyormuş... Heeeyy hey... Ne güzel günlerdi..."
Reha Muhtar
"-Türkiye'nin en çok izlenen spikerinden hepinize iyi akşamlar sevgili torunlarım... Hiç unutmam bir keresinde sizlerin haber bülteni Show Haber'e Jean Claude Van Basten'i çağırmışım... Adam o dönemler dünyanın en iyi dövüş ustası... Bir ara hapşurunca ben de ona 'Çok yaşa' dedim... 10 dakika yaşamadı... Şarkıları rekor kıran Mahsun Redrose diye bir çocuk vardı, ben destekledikten sonra eve gidecek otobüs bileti bulamadı. Hey gidi günler heeey..."
A.Necdet Sezer
"-O yıllar önüme gelene posta koyuyorum... Milletin ayranı yok içmeye, benim bahsettiğim bu üç adam maaşlarına zam istedi. Ben bunların üzerine yürüyünce üçü de kaçmaya başladı... Peşlerine düştüm tabii... Bir baktım önümde ikisi koşuyor, mavi gömlekli olanı geçmişim meğer... Elimdeki imkanları kafasına vurunca düştü. Diğerlerinin peşine takıldım ama, kırmızı ışık yanınca ben durdum, onlar kaçtı..."
İbrahim Tatlıses
"-Yıl 2000... Kaset çıkarmanın, dizide oynamanın, şov programı yapmanın yolu reklamdan geçiyor... Kendi kendime dedim ki 'Ula şappi' ne yapsak da 50 yaşın sanatını millete izlettirsek?... O zamana kadar hiç denenmemiş olan aşk ilişkilerini gündeme getirmeye karar verdim... Derya Hanım ve Asena Hanım'la biraraya gelip, senaryoyu yazdık. İnandı kekler..."
Bülent Ecevit
"-Herşey güllük gülistanlık... Yönetim politikamız tıkır tıkır işliyor... Ama ülkede 65 milyon tahrikçi olduğu için halk tedirgin... Benim yaşlılığımla ilgili şakalar espriler yazıyorlar... Halbuki tam taşı sıksam suyunu çıkaracağım çağdayım. Daha yeni 80'e yürüyen merdiven dayamışım... Bunlar bana çeşitli oyunlar, senaryolar üretiyor ı-ıh... 'Bana mısın' demiyorum... Evin önüne ölü güvercin koyanlar, yazar kasa atanlar bile var... Yıkamadılar tabii..."
Süleyman Demirel
"-O zamanlar işler çok kötü... Bunlar ülkeyi 3 kişi yönetiyor, okeye dördüncüyü de Amerika'dan getiriyorlar... Yoksulluk, açlık, sefalet derken 'Kurtar bizi baba' diye beni çağırdılar. Halbuki ben unumu elemiş, şapkamı duvara asmışım... Büyük ısrarlara dayanamadım ve siyasete geri döndüm... İşte o gün bugündür size anlattığım gibi herkese masallar anlatıyorum..."
Ferreiro Rivaldo
"-Yıl 2001... Barcelona'da oynuyorum... Fenerbahçe Avrupa'nın en büyük takımlarından biri... Olayı aşmış, efsane olmuşlar artık... Maç bizim sahada olmasına rağmen hepimizin ayakları titriyor... Benim vurduğum her top taça çıkıyor, kaleyi bulanlar da zaten Rüştü'nün ellerinde eriyor... Uzatma dakikalarında orta sahaya yakın bir yerden topa bir koydum ve maçı aldık... Size şaka gibi geliyor değil mi?... Filelerin dili olsa da konuşsa..."
Mehmet Cansun
"-O yıllar bütün basın, 'Futbol takımı önüne geleni yıkıyor, ama kulüpte beş kuruş para yok, ne ayak' diye üstümüze geliyor... Sabah tesislere en erken gelen futbolcuyu satıyoruz olmuyor, bilet fiyatlarını ikiye katlıyoruz olmuyor, fuarlarda defileye çıkıyoruz olmuyor... Şans bu ya, tam bu dönemde kriz ve savaş patlak verdi... Krizin herkes gibi bizi de vurduğunu söyleyerek taraftarı kandırdık... Savaş nedeniyle Birleşmiş Milletler'den gelen un, yağ, şeker ve pirinç çuvallarını da futbolculara dağıttık, olay bitti..."
Kenan Evren
"-2000'li yıllar... Erkan-ı Harbiye'den yeni emekli olmuşum... O zamanlar adımı duyan esas duruşa geçiyo netekim... Ben o dönemin en hızlı silah çeken askeriyim, tam bir aksiyon adamıyım, gideyim savaş çıkarıyım, darbe yapayım, ne bileyim işte dış mihrakları sindireyim... Ama bunlar benim tempoma dayanamayınca erkenden emekli ettiler netekim... Bunlar böyle işte, sorsan daha darbe nasıl yapılır onu bile bilmezler, ben de söylemem bir daha netekim..."
Ali Şen
"-Ben Fenebaaaçea Gulubü'ne başkan olur olmaz ilk icraat olarak önce federasyondan Şenes'le atıştım. Arkadaşımdır o benim, ondan sonra da hakemleri korumam altına aldım. İşte Fenebaaaçea Gulubü'nün bir dünya gulubü olması ondan sonra başladı. Mançester'i 40 yıl sonra evinde yendik, ondan sonra da beceriksiz yönetimlerin elinde gulubümüz Şampiyonlar Ligi'nden sıfır puanla döndü... Sayıları sizlen beraber 42 milyon 500 bini bulan F.Bahçe taraftarı halen beni başkan olarak görmek istiyor..."
Fevzi Tuncay
"-2001-2002 sezonu... Beşiktaş'ın en kötü sonuçlar aldığı sezon... 50 tane kaleci gelip-gidiyor, ama hiçbiri benim kadar kalıcı olmuyordu... Hıııhh... Denizlispor ile deplasmanda oynuyoruz... Adamlar sağlı-sollu saldırıyor, ben panter kesiliyorum... 3-0 yenik kapatacağımız maçı, benim kurtarışlarım sayesinde 3-3 berabere bitirdik..."
Fener'in hedefleri...
-Türkiye dışından alınan tek kupa olan Balkan Kupası'na sahip çıkmak...
-F.Bahçe'nin taraftara zararı olmadığına dair sağlık raporu almak...
-Süper Lig'in, Şampiyonlar Ligi'nden önemli olduğunu aşılamak...
G.Saray'ın hedefleri...
-Abdurrahim Albayrak mağdurlarının hastane masrafları için bir sigorta firmasıyla anlaşmak...
-Ali Sami Yen'in rakip takımın taraftarlarının oturduğu koltukları kırılmaz, yanmaz, alev almaz bir şekilde yapmak...
-Şampiyonlar Liginde iki misli performans gösterip F.Bahçe'nin de intikamını almak...
Beşiktaş'ın hedefleri...
-İyi oynayıp kazanamayan takıma, 3 puan almak için yediğinden bir fazlasını atması gerektiğini öğrenmek...
-Fevzi'nin eğitimiyle yakından ilgilenmek, ilk önce fişlerden işe başlayarak "Fevzi topu tut, tut Fevzi tut" cümlesini ezberletmek...
-Hiçbir iş netice vermezse Metin-Ali-Feyyaz'ı, bir de başkan Süleyman Seba'yı yeniden getirmek, hiç değilse maziyi anmak...
Trabzon'un hedefleri...
-Ligde seri galibiyetler sayısını ikiye çıkarmak... Ya da seri beraberlikler almak...
-Bu sene de emekler boşa giderse 20. defa "özkaynak" düzenine dönmek...
-Ama bu defa fazla açılmadan Brezilya'ya gitmeden hiç değilse Afrika'dan yerel Trabzonlu futbolcu getirmek...
Zamane bedduaları
-Yeni basılan 20 milyonu göremeden, 30 milyonluklar bozuk para ola...
-RTÜK'ün bütün televizyonları kapattığı gün, senin meşhur olduğun güne denk gele...
-Bulmacada "Eski dilde su" sorusundan başka hiçbir soruya cevap veremeyesin...
-Ucuza ekmek almak için Halk Ekmek'te kuyruk beklenen semtte kasap olasın...
GÜNLÜK FALINIZ
Pazartesi doğanlar
Kağıt üzerinde duygusaldır... Ona göre sevdiği için yapmayacağı şey yoktur, ama icraat sıfır... Tipik bir "Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım" üyesi...
Salı doğanlar
İnsanların açıklarını araştırmayı, herkesle dalga geçmeyi sever... Arkadaşları indikten sonra taksi şoförlerinden en çok dayak yiyenler, Salı günü doğanlardır...
Çarşamba doğanlar
Çok beceriksiz olurlar... Ticaret yönü sıfırdır... Şişmanlığa çare olan diyet, kelliği gideren ilaç, kırışıklığı önleyen krem bulsa bile bir tane satamaz...
Perşembe doğanlar
Kimseyi dinlemez, kendi konuşmayı sever... Çok bilmiş olur... Maç anlatan spikerin yarım kalan konuşmalarını hep bugünde doğan üyeleri tamamlar...
Cuma doğanlar
Çok çabuk dolmuşa gelir... "Aslansın, yaparsın" lafını duyunca girmeyeceği risk yoktur... O yüzden en zayıf halkalar Cuma günü doğanlardan çıkar...
Cumartesi doğanlar
Biraz cimri olur... 50 bin lira da olsa parasının üstünü almadan şuradan şuraya gitmez... Hayatında verdiği en büyük bahşiş, "kolay gelsin usta"dır...
Pazar doğanlar
Dedikoduyu seven bir yapıları vardır... Buna da şöyle bir kulp bulurlar, "Arkasından söylemiyorum, burada olsun yüzüne de aynısını söylerim..."
TEMEL'İN YERİ
Kekeme Temel: "Du du duydum ki... Ba ba bana... Yar yar yardım edebilir mişsiniz?..."
Doktor: Evet... Koltuğa oturun ve rahat olun... Derin bir nefes alın ve 10'a kadar sayın...
Kekeme Temel: "Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Altı... Yedi... Sekiz... Dokuz... On..."
Doktor: Güzel, artık kekeme değilsiniz... Şimdi biraz daha konuşun ve bundan sonra hep rahat olun..."
Kekeme Temel: "Harika bir şey, hiç takılmadan konuşabiliyorum... Teşekkür ederim doktor..."
Doktor: Terapi ücreti 500 milyon lira...
Kekeme Temel: Ne ne ne... Ka ka kadar?...
Gündemin kırıntıları
* Sanatçılar da krize isyan etti... POP-LU GÖSTERİ yaptılar...
* Depremler genelde gece oluyor. FAY AKŞAMDAN IŞIKTIR...
* Kriz sorusu; "İnsan mı zıvanadan çıkar, zıvana mı insandan..."
* Bugün asker verilmeyecek bazı ülkeler şöyle; "Yunanistan, Suriye, İran ve Irak..."
* Ne beceriksiz garsonsun sen?... Yıktın ZERDE'yi eyledin viran...
* Edi, Biri Bizi Gözetliyor'da herkesi aşağılıyor... "Edi uzanamadığı ciğere mundar der..."
* İspanya'ya gittim döneceğim... (İmza: Efsane)
Son nokta...
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır...
Abdurrahim Albayrak'ları meşhur yapan;
Vedat, Sergen, Küçük Hakan'dır...
Gel de inan !...
Bu Amerikalılar'ı anlamak güç... Kulelerinin çökmesinden 24 saat geçmeden facia ile ilgili espri yapmaya başladılar...
Uçağın iş merkezine girişini gösteren bir karikatürde, "Amerikan Hava Yolları... Sizi ofisinize kadar bırakır" sloganını yazmışlardı...
Bush'a sakal yaparak "Savaşı kaybederse böyle olacak" demişlerdi... Hava Durumu'ndan sonra da "Şarbon Durumu" vermeye başladılar...
İşte bu da, kulenin enkazlarından çıkan birçok fıkradan biri;
...
Adam İkiz Kuleler'deki işine gitmek için 11 Eylül sabahı saat 6'da evden çıkmış...
Manhattan'a geldiğinde işe gitmekten vazgeçip, önce sevgilisine uğramaya karar vermiş...
Cep telefonunu kapatmış.... Saat 10 civarında, hâlâ sevgilisinin evindeyken telefonunu açmış...
Tabii açar açmaz çalmaya başlamış, karısı avaz avaz bağırmış;
"Nerdesin sen?... Bir saattir sana ulaşmaya çalışıyorum... Meraktan deliye döndüm"...
Sakin sakin cevap vermiş adam
"-Nerede olabilirim hayatım?... Ofisimdeyim tabii ki..."
MAFYA
Yeraltı dünyasının yuvası İstanbul'muş...
Sana dün bir ÇETE'den baktım aziz İstanbul...
BİZİMKİLER
* Mazlum Abi, tarih bilgisine güvendiğini söyleyen Bilgehan'ı test etti... Soru; "Lozan anlaşması nerde yapıldı"... Cevap; "Onu bilmeyecek ne var?... Fransa'da yapıldı"...
* Doktoru, Halit'in dişlerini yaparken kullandığı tedavi aletlerini saydı; "Lam, hastanın elinden tutucu, uyuşturucu sprey, hastanın başını geri yatırıcı, dolgu macunu, hastanın ağzını açıcı..."
* Yılmaz Abi, beşinci kez F.Bahçe'yi bıraktığını açıkladı... Ama G.Saray'ın karşısında oynayan takımları tutmaya devam edecekmiş...
* Güvenlik Merkezi'nden Ömer Kapancı'nın Ahmet Talha Berat ismini verdiği bir oğlu oldu... (Çocuk 19 sene sonra askere gidiyor. Doğduğunda yazmıştık, ancak yazı dizgide takılmış, o yüzden geç kaldı)
SİZİNKİLER
* Her faks sinyalinde "Acaba Ömer Bey'le başlayan şey mi geliyor" diyorsun biliyorum... Bir de sana yolladığım faksları, faks gelmeyen diğer arkadaşlarına kasıla kasıla okuyup da onları kıskandırmaktan vazgeç... Son olarak Bilgehan'ı anlattığın yazılarından bir kitap yapmayı düşünüyor musun?... (Miyesser)
* Bu yazıyı göndermemdeki tek amaç sizi tebrik etmek... Ama yazmışken söyleyeyim, "Kestane tarifi" mükemmeldi... Şunu itiraf edeyim ki; Bursa'nın kestanesi daha tatlıydı... Ama bazı takımlar hazmedemiyor işte... (Burak)
* Hep başkalarının burcu ile alay ediyorsun, en kötüsü de bana denk geliyor... Bu da seninki; "Koç burcu erkeği geleceğe yatırım yapmayı sever. Sürüyle promosyonlu kola kapağı biriktirir. Sürekli etrafa sataşır, her ne kadar iddialı olsa da her koçun kurban bayramına kadar saltanatı vardır"... (Cano)
POLİTİK KRİTİK
"Kimseyle halleşmeye, polemiğe girmeye, cebelleşmeye niyetim yok. Bana itiraz edenler, ülkeyi bu durumdan çıkarsın..."
(Süleyman Demirel)
"Bazı arkadaşlarımızın ayrılmış olması davaya darbe vurmuştur. Bir ulu çınar düşünün, dalları budandı, ağaç daha gür gelişti..."
(Recai Kutan)
"Bir Allahın kulu bana bu hükümetin iyi olduğunu söylemiyor. Yapılması gereken şey Yeltsin gibi onurlu davranıp istifa etmek..."
(Tansu Çiller)
SANATİK KRİTİK
"Türkiye sesimi özledi. Sahneye dönmeyi düşünmüyordum ama Demirel siyasete dönerse, ben de sahneye döneceğim..."
(Gönül Yazar)
"Benim podyumları bırakmamın kayıp olmadığını söyleyenler biraz erkek olsun. Sevineceklerini bilseydim bırakmazdım..."
(Deniz Akkaya)
"35'ten sonra yeni bir sayfa açtım. Artık kavga yok, tartışma yok, argo yok. Ben artık Kadırgalı değil, hanımefendi olacağım..."
(Seda Sayan)
SPORTİK KRİTİK
"Bu sezon Rapaiç ve Revivo'nun performansı düştü. Çünkü aralarında ben yokum. Denizli gitsin ilk uçakla Fener'e döneyim..."
(Elvir Baliç)
"Türk hakemlerin yönettiği maçlarda rakip kaleye gitmeye cesaret edemiyoruz. Collina gelse 10 kişiyle hücuma çıkarız..."
(Sadi Tekelioğlu)
"Avrupa'yı rüyasında göremeyecek takımlar, puanlarımız sayesinde Avrupa'da oynuyor. Ancak sıfır puanla geri dönüyorlar..."
(Fatih Altaylı)
Kadınlar & ErkeklerErkeklerden muhtıra
-Cevabını duymak istemediğin soruyu sorma. Soruyu soran cevabına katlanır...
-Alış-veriş senin sandığın gibi bir spor değil...
-Ağlamak şantajdır. Şantaj da suç sayılır...
-Ne istediğini açık söyle. Dolambaçlı yolları anlamamı bekleme.
-Hangi ayakkabının, hangi kıyafete yakıştığını, iki ayakkabısı olan birine sorma.
-Bana ya bir şey yapmamı söyle, ya da nasıl yapmam gerektiğini. İkisini birden değil...
HAFTANIN ŞARKISIFidayda - Hatice
Koltuğu sallatırlar
Aman koltuğu sallatırlar
Seni de yaylatırlar
Aman seni de yaylatırlar
Bizde vaat böyledir
Aman bizde vaat böyledir
Yurttaşı ağlatırlar
Aman kötüyü söyletirler
Fidaydada Ankaralım fidayda
İki ekmek yedim bir ayda
Hiç kredi gelmedi ne fayda
Başını da yedi bu sevda
Eğer gücün var ise
Aman eğer gücün var ise
Al sandığı yola çık
Aman al sandığı yola çık
SEÇİM
Kamuoyu yoklamaları, iktidar partilerinin yine kazanabileceğini söylüyor...
Bunlar da "Komedi Şans Üçlüsü"...
Tebeşir Tozu ...
"Dünyanın en güç işi; bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığına ses çıkarmadan seyretmektir..."
(T.H.White)
sms bülteni... sms bülteni... sms bülteni... sms bülteni...
-Bana "Arkadaş kalalım" diyorsun... Sorarım sana; güle başka isim versen değişik kokar mı?...
Mars'ta hayat varmış...
Çünkü orada hükümet yok...