Efendim hayaller kuruldu, planlar yapıldı... Sıra 8 trilyon liranın sahiplerini bulacağı geceyi beklemek kaldı... Bu soğukta... Karda kışta... Kıyamette... Eminönü'ndeki Nimet Abla Gişesi'nin önündeyiz... Kimler yok ki?... Kuyrukta bekleyenlere soruyoruz; "-Efendim size çıksa ne yaparsınız?..." ¥ A.Necdet Sezer (Cumhurbaşkanı) "-Bana çıkarsa önce reddederim... Meclis'ten geri dönerse, mecburen kabul ederim..." ¥ Okan Bayülgen (Artist... Haddinden Fazla) "-Seni tanımam... Zaten tanımıyorum... Kaybol..." ¥ Cem Yılmaz (Komedyen) "-Para her şey değildir... Önemli olan miktarı..." ¥ Furkan (Çocuklar Duymasın) "Tüm parayı Cep Telefonuna Muhtaç Çocuklar Vakfı'na bağışlayacağım..." ¥ Ali Coşkun (San. ve Tic. Bakanı) "-Dörtte birinin üçte ikisiyle nemaların ilk taksitinin bir kısmını öderim..." ¥ Doğuş (Sanatçı... Ezgin...) "-Babamı tanımam inan ki... Tanımıyorum zaten..." ¥ Hülya Avşar (Milli Sanatçı... Amatör Sporcu...) "-Kaya'ya Bayrampaşa Cezaevi'nden temiz bir koğuş tutarım... Yemeklerine şap kattırırım..." ¥ Aziz Yıldırım (Uzatmalı Başkan) "-On Ortega daha alırım... Onbirini de kadrodışı bırakırım... Zevk benim değil mi?..." ¥ Nil Demirkazık (Bilinmiyor) "-Ben pek bir şey yapmam... Siz düşünün..." ¥ Vatandaş "-Ben burada ne olduğunu bilmiyorum... Kuyruk tiryakisi olduğum için girdim sıraya..." Temel'in yeri Temel karanlık ve fırtınalı bir gecede, yol kenarında otostop çekmektedir. Fırtına o kadar şiddetlidir ki, bir metre ilerisini zor görür. Birden, yaklaşan bir otomobil farkeder, otomobil bizimkinin önünde durur. Temel kendini arabaya atar ve hemen kapıyı kapatır, sürücüye döndüğü anda irkilir... Direksiyonda kimse yoktur... Araba yavaşça hareket etmeye başlar. Şoktadır, yola bakar ve ileride bir viraj görür. Dua etmeye başlar... Viraja girmek üzereyken, direksiyonda bir elin belirdiğini ve arabanın virajı döndüğünü görür. Kafayı sıyırmak üzeredir, sonraki birkaç virajda da aynı el arabayı yönlendirir... Temel donup kalmıştır... Cesaretini toplamaya çalışır ve kendini arabadan dışarı atıp, en yakın kasabaya doğru koşmaya başlar. Kasabaya girdiğinde hâlâ şoktadır. Bir bara dalar ve içecek birşeyler isteyip, ağlayarak olanları oradakilere anlatmaya başlar. Ortalığı bir sessizlik kaplar... Bir saat kadar sonra, aynı bara iki kişi girer. Girenlerden biri Temel'i görür görmez yanındakine döner ve işaret ederek; "Bak... Biz arabayı iterken binen herif buydu işte..."