Yüksek Lisans programında, gençlerin pazarlama ve girişim becerilerini, araştırmacı kalitelerini arttırmaya yönelik uygulamalı iki ders yürütüyorum. İlkinde, gençlerden hayali de olsa, yeni bir iş kurmalarını ve bu girişimlerini piyasaya sunacakları bir pazarlama planı, bir pazarlama projesi hazırlamalarını istiyorum. Etraflarını incelesinler, dünyaya dikkatle baksınlar, bir iş fırsatı yakalayıp, üstünde düşünüp, araştırıp, çalışıp, eser üretsinler arzu ediyor; her adımda kendilerine yol gösteriyorum. Diğer derste, diploma hazırlayıp savunmak zorunda oldukları bitirme tezlerini vakitlice düşünmelerini, konuyu önceden zihinlerinde olgunlaştırmalarını temine çalışıyor, üç ay boyunca uğraşıyoruz. Aslında derslerimiz keyifli geçse de, keyfimizi kaçıran bir durum her sene tekrarlanıyor. Öğrenciler, anlattıklarımı, anlatılanları, konuşulanları dikkatle dinliyor, notlar alıyorlar. Sorduğum sorulara cevaplar vermede de istekli davranıyorlar. Lakin, sıra kendi başlarına yeni bir şeyler öğrenmeye, derinlemesine araştırmaya, ilave bilgiler bulmaya gelince pek de o kadar gayretli ve atak görünmüyorlar. Hele hele, bir girişimci gibi düşünme ve davranmaları, proje, araştırma, tez gibi konularda yeni fikirler ve bilgiler üretmeleri istendiğinde gençlerin elleri ayaklarına dolanıyor. Yeni fikirler ve çözümler üretmede çok ürkek davranıyorlar. Pasif bir alıcı olmayı tercih ediyorlar. Zorlandıklarında da, düşündükleri işler, seçtikleri iş fikirleri mahalle veya şehir çapında işlerden öteye gidemiyor. Ya küçük bir mağaza açıyor, ya basit bir hizmet işine talip oluyor ya da başkalarını taklitle hazır işlere konuyorlar. Gençlerimiz analitik düşünemiyor. Belli bir konuda yüz soruyu peşpeşe sorup, bunları sebep-sonuç zinciriyle birbirine bağlayıp, ortaya bilimsel bir tez modeli çıkaramıyorlar. Üniversiteye kapağı atan gençler, sanki, okul bir an önce bitse de diplomamızı alsak havasındalar. Küçük yaştan başlayarak, gençleri üretkenliğe, bilim üretmeye, bilimsel düşünmeye hazırlamak için bol bol okullar açmak kadar, başka şeyler de yapmamız gerekiyor. Üniversitelerde "bahar şenliği(!)" mevsimi geldi de, o sebepten hatırladım... > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)