Başbakan bir konuştu, ahali yine ikiye ayrıldı: "Araba alma ev al" tavsiyesini yerinde bulanlar bir yana, tenkid edenler öte yana... Kimileri bu tavsiyeye uyacak, kimileri uymayacak. Orta-uzun vadede bunların bazıları kazanacak, bazıları kaybedecek. Kazanç veya kayıp bir sonuç. Bir şey alarak da, almayarak da ortaya çıkıyor. Ustalık, ne zaman ne yapıp, ne yapmayacağını bilmekte yatıyor. Şimdilerde usta diyor ki, onu alın ama bunu almayın. Bakalım uyan mı kazanacak, uymayan mı? Bireysel kazançlarla toplumun ve ülkenin kazançları her zaman aynı yönde seyretmeyebiliyor. Organize bir azınlığın habire kazandığı dönemlerde halk hep kaybedenlerden olmuştu. Başbakanın mesajını anlamak istemeyenler, sarf, israf, tasarruf, zaruret, ihtiyaç, istek, lüks gibi kavramları unutuyor, tüketim ekonomisi ve verim ekonomisi gibi terimleri bu kavramlarla ilişkilendiremiyorlar. Sarfa evet, israfa hayır demenin anlamını sökemiyorlar. Bu sözlerden, "büyük pazarlamacı geçinen", memleketi "ayranı yok içmeye" durumuna getiren bazı firma ve yöneticiler de gocunmuş olmalılar. Pazarlamayı, tüketiciyi insafsızca, hesapsızca, acımasızca etkilemek, açık veya kapalı nice oyunlarla sömürmek olarak algılayanların da neşeleri kaçmış olmalı. Kendi kazançları uğruna toplumun ve topyekûn bir ülkenin kazançlarını tehlikeye atmaktan çekinmeyen, bu yolda geçmişte hükümetlere bile hükmetmeye alışmış, belki de o yüzden, bu dönemde yapılan her işe karşı çıkmayı iş edinmiş bir kesim, devir verim ve iktisad devri diyenlere pek de sıcak bakmaz, elbette. Şimdilerde ciddî firma ve pazarlama yöneticilerine önemli bir sorumluluk düşüyor. Pazarlamayı kasaya değil, insana ve topluma bir hizmet olarak anlayıp, ne olursa, kime olursa, satalım, kârımıza bakalım anlayışı yerine, doğru insanlara doğru şeyler sunmaya; pazarlarını zoraki genişletmeye uğraşmak yerine pazarları derinleştirmeye girişmeliler. Şu kritik dönemde, müşterisinin, tüketicinin ve toplumun toplam ve topyekûn çıkarları için kendinden feragat edebilen firmalar da, müşterileri nezdinde yeni bir itibar puanı kazanacaklar. Hiç şüphemiz yok. > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)