Üleştiricilerle ürettiricilerin, sendikacılarla müteahhitlerin kıyasıya yarışacakları bir seçime hazırlanan ülkemizde, bir de tükettiricilerin varlığını dikkatinize sunarız. Bu tüketticilerin bir özelliği, her iki tarafla da iş birliği becerisine sahip olmaları. Tükettiricilerin bir bölümü, şu sıralar her koldan medya ile birlikte, yeni bir eğlence hamlesi başlattı: İstanbul Shopping Fest 2011. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Valiliği himayesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TİM desteğiyle; Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD), Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) ve Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) koordinasyonunda gerçekleştiriliyor. 40 gün 40 gece vur patlasın çal oynasın, bir yandan kendilerine çalışacaklar, bir yandan da, İstanbul'u dünyanın alışveriş, kültür ve eğlence merkezine dönüştürecekler. Yerli ve yabancı markalarla AVM'lerin başrolü oynadığı bu festivalde, indirim, kampanya, gösteri, şenlik, yarışma, eğlence gırla gidecek. Kolay para kazananlara ve harcamalarıyla itibar arayanlara gün doğdu. Artık çılgınca alışveriş yapabilirler. 2015'de şehre 1.5 milyon turist çekmeyi hedefleyen festivalin gıda ve konaklama dışında 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi oluşturması bekleniyor. Bu fikre dayalı uygulama ilk defa 1996'da Dubai'de başladı. Yıllardır devam eden "Alışveriş Şenlikleri" bu minik ülkeye dünyanın dört bucağından lüks mal ve paralı müşteri çekiyor. Ülkeye ekonomik canlılık getiriyor. Bizdeki festivalin başarısını, daha çok kimlere satış yapılacağına bağlıyoruz. İstanbul içinden veya dışından, bol paralı yerli tüketicileri mi hedeflediğini, yoksa ilave turist mi çektiğini net olarak anlamak için, kanaat sahibi halkımızı kampanyaya dâhil AVM'lerde seyre çıkmaya davet ediyoruz. Bakalım, yerli müşteriler mi, yabancılar mı çoğunlukta olacak? Alışveriş dile ihtiyaç duymaz ama yine de bu AVM'lerde turistlerin diliyle konuşan eleman var mı, yok mu? Acaba yerli halkımız, adı yabancı bu kampanyaya ne diyecek? Ne ad verecek? > (Pazarola, pazartesi günleri yayınlanır.)