İnsanlar müşteri olmaktan korkuyor. Kendilerini hedef alan, hayatlarını kesintiye uğratan, kendi istekleri dışında ortaya çıkan saldırgan satış ve pazarlama faaliyetlerinden rahatsız. Bunlara karşı giderek daha duyarsız, dirençli ve hattâ engelleyici oluyorlar. "Dilenciler ve satıcılar (pazarlamacılar) giremez" türü yasaklar bu saldırıların bir sonucu. Aşırı kuşatılmışlık duygusuyla insanlar pazarlama lafını duymak istemiyor. Satış ve pazarlama çabalarından rahatsız oluyor, satıcı/pazarlamacılardan kaçıyor, uzak durmaya çalışıyor ve hattâ nefret ediyor. Bazıları, bu firmalara, uygulamalara ve kişilere karşı tepkisel tavır ve davranışlara girişiyorlar. İstenmeden gelen mesajlar, mailler, kapılara bırakılan broşürler, otomatik telefon aramaları, çağrı merkezlerinden zırt pırt gelen telefonlar ve benzerleri etkili araçlar olmaktan çıktı; müşteriler üzerinde olumsuz etkiler yapmaya başladı. Pazarlamanın bu kadar aşırısı bizi öfkelendiriyor. ABD'de 220 milyon kişi (abonelerin % 72'si) ulusal aranmayacaklar listesine dâhil olmuşlar, telefon şirketlerine "bizi rahatsız etmeyin" talimatı vermişler. Bunlara rağmen, eski pazarlamacılar(!) hem bu eskiyen yöntemleri ve araçları ısrarla kullanıyor hem de müşterinin direncini nasıl aşacaklarını düşünüyorlar. Hâlâ, birbirinin kopyası satış seminerlerine, eski medyada bas bas bağıran itici reklam kampanyalarına para harcıyorlar. Pazarlama saldırılarının dozunu arttırdıkça kendi kuyularını kazdıklarının farkına varamıyorlar. Kampanya devrinin bitmekte olduğunu göremiyorlar. Pazarlama değişti. Sat, sat, sat deliliği, yerini, müşteriyle bağ kurmak ince sanatına bırakıyor. Nesiller boyunca pazarlamacılar insanları taciz edegeldiler. Artık eski medyadan, birbirinin kopyası stratejilerden kaçış var. Müşteriye ulaşmanın daha etkili, daha hesaplı, daha insanî yolları gelişiyor. Pazarlamasız Pazarlama, Anti Pazarlamacı Pazarlama gibi yeni tabirler oluşuyor. Ayrıntılarını merak edenlere tavsiyemdir: Unmarketing: Pazarlamayı Bırakın Bağ Kurmaya Başlayın. Amazon'da en çok satanlar listesindeydi. Türkçesi de yakınlarda çıktı... > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)