Bugün Pazar. Yarın Ramazan. İkisi bir araya gelince, Ramazan pazarı oluyor. Hayat Ramazanda bir başka yaşanıyor. Büyük küçük bütün firmalar, iş yerleri, müşteriyle bir işi olan herkes her yıl bu özel günler için nice planlar ve hazırlıklar yapıyorlar. Ne mutlu ki, toplum büyük çoğunlukla, bugünleri iple çekiyor. Bu ayın hem afv, bağışlanma ve rahmet, hem de bereket ayı olduğunu biliyorlar. Müslüman ülkelerde yaşanan karışıklıklar, dinî hayatın daha bariz yaşandığı bu ülkelerden önemli miktarda Ramazan turistinin gelmesine de yol açtı. Ramazan pazarları bu yıl iyice canlandı. Bu yıl, AVM'ler gece yarılarına kadar açık kalarak, bankalar gibi ilgisiz görünen sektörler bile nice Ramazan paketleri hazırlayarak, hayatı, piyasaları ve müşterileri yakından izlediklerini, mührün aslında müşterilerin elinde olduğu gerçeğinin farkında olduklarını bir kere daha kanıtlıyorlar. AVM'ler bu yıl tutacakları kayıtlar, yapacakları gözlem ve araştırmalarla, gelecek on yılların stratejik planlarını da oluşturacaklar. Ramazan ayı, 2025'lere kadar hep uzun ve sıcak yaz günlerine rastlayacak. Ramazan'da halkı AVM'lere çekip çekemeyeceklerini test edecekler. Bu denemeyle, müşterileri, dinî vecibelerini daha derin ve titizlikle yerine getirme veya gece boyunca yeme içme, alışveriş ve eğlence ile meşgul olma arasında bir tercihe davet edecekler. Tutarsa, devam. Değilse, başka bir plan. Pazarlamacıların tercihleri halkın hayat tarzını, nasıl ve ne için yaşadıklarını da etkiliyor. Bir bakıma hayat tarzımız pazarlamacılardan etkileniyor. Onların tercihleri biz müşterilere yeni yeni yollar açıyor, bizlere de bu yollardan geçmek kalıyor. Pazarlamacılarımız da normalleşecek. Müşterisini ve hatta vatandaşını bile kendisine köle ve mahkûm gören, ona öyle davranan eski kafaların bir bir dank edildiği bir dönemde, pazarlamacılar, müşterilerine saygılı ve demokratça davranabildikleri sürece, ülkede daha normal bir hayatın oluşumuna da katkıda bulunabilecekler, sanıyorum. Müşterisini ve halkın arzularını dinlemesini bilen bir pazarlama, emreden bir otokrasiye değil, demokrasiye daha yakın duruyor. > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)