Ukrayna dersleri

A -
A +
Putin liderliğindeki Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi, tarihte örneklerine çok rastladığımız durumları ve her kesim için ders niteliğinde yeni gelişmeleri gün yüzüne çıkardı.
Almak isteyenler için madde madde yazalım;
Rusya: Rusya bildiğimiz Rusya. Yüzyıllar geçse de değişen bir şey yok. İster adı Çarlık olsun ister Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) isterse Rusya Federasyonu, davranış ana hatlarıyla aynı. Söylemde meydana gelen küçük değişimler sizi kandırmasın. Dış politik davranışlarda radikal bir değişim olmuyor. Coğrafya ve tarihin belirlediği kodlar ideolojinin değişimiyle ortadan kalkmıyor. Renk değişiyor ama davranış kalıbı değişmiyor.
Devletin adı farklı olsa da yönetici elit Karadeniz’e, Doğu Avrupa’ya, Kafkaslara ve Orta Asya’ya baktıklarında üç aşağı beş yukarı aynı şeyi görüyor ve düşünüyor. Biraz palazlanan ve cesaret bulan lider rüyasında kendini Deli Petro (Ruslar Büyük Petro derler. Peter the Great) olarak görüyor. Bu anlayış Rusya’nın yakın çevresine istikrarsızlık, yıkım ve gözyaşı getiriyor.
Şimdi de onu görüyoruz. Putin liderliğindeki Rusya biraz toparlanınca bildiğimiz “Yakın Çevre” algılaması hızla kendini gösterdi. 2008’den beri adım adım Rusya’nın İrredentist politikasını izliyoruz.
Liderlik: Uzunca bir zamandır, liderliğin önemli olmadığından, önemli olanın kurumsal ilişkiler olduğundan dem vuruldu. Avrupa Birliği (AB) örneği üzerinden örneklendirilerek bu yaklaşımın pazarlanmasına şahit olduk. Fakat başta bizim yakın çevremiz olmak üzere, uluslararası alanda yaşanan gelişmeler liderliğin ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar yüzümüze vurmaya başladı. Lider/liderlik olmadığında kurumsal yapının hantal görüntüsüyle karşı karşıya kalıyoruz.
İnsanlar iddialarından sınanırmış. Kurumsal yapıya örnek gösterilen AB, son yıllarda özellikle son aylarda lider eksikliğinin nasıl sonuçlar doğuracağını en bariz şekilde gösteriyor. Bırakın AB dışı gelişmeleri, AB’yi doğrudan ilgilendiren konularda bile inisiyatif alacak bir liderliğe şahit olamıyoruz. AB’de yaşanan liderlik açığı hem AB ülkeleri hem de yakın çevre açısından maliyet üretiyor. Putin örneğinde olduğu gibi tarihsel hırslarla dolu olan liderler harekete geçiyor.
Son lider Almanya Şansölyesi Angela Merkel de sahneden çekildi. Diğer liderler Putin’in uzun masasında kayboldu gitti. AB dışı iki Anglosakson ülke ABD ve Birleşik Krallık, Avrupa’ya yön vermeye çalışıyor.
Allah’tan etrafımızdaki tüm jeopolitik fay hatlarının harekete geçtiği ve bir kısmının kırıldığı bir dönemde, Türkiye güçlü bir lider/liderlikle yoluna devam ediyor.
Ne demek istediğimin anlaşılması için mevcut bölgesel ve uluslararası konjonktürde, bir an istikrarsız siyasi ortamda zayıf bir lider/liderlik tarafından yönetildiğimizi düşünün yeter…
Savunma sanayi: Her zaman olduğu gibi reel politik kendini en acımasız yüzüyle gösteriyor. Bir anda devletlerin soğuk, ulusal çıkar temelli politikaları tüm çıplaklığıyla kendini ortaya koyuyor. İş ciddiye bindiğinde yıllardır yatırım yaptığınız, müttefiklerimiz dediğiniz devletlerin sizden uzaklaştığına, sizi yalnız bıraktığına hatta “görünmese bile size karşı kurulan kumpasın göbeğinde olduğuna” şahit oluyorsunuz.
Bu yüzden “İttifak içindeyim. Bize bir şey olmaz. Güvendeyiz artık” diye temel savunma ihtiyaçları ihmal edilmeye gelmez.
Bunun en çarpıcı örneğini Türkiye yaşadı/yaşıyor. Ne bölgesel tehditlerde ne de terörle mücadelede “müttefikler” Türkiye’nin yanında durdu. Tam tersi, bazen örtülü bazen ise açıktan Türkiye düşmanlarının yanında oldular/olmaktalar.
Büyük oranda kendinize yeter millî ve yerli savunma sanayi teknolojiniz yoksa büyük bir tehlikeyle karşı karşıyasınız demektir. İlk önce müttefik diye bildiğiniz devletlerin baskı ve manipülasyonlarıyla karşı karşıya kalırsınız. Hasım ülkeler sonra gelir…
Son yıllarda Türkiye’nin savunma sanayi alanındaki dikkat çeken atılımları ve elde ettiği başarının ne kadar hayati bir girişim olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz.
Bu konuda kasaba siyasetçilerinin vizyonsuz güruhundan çıkan boş laflara bakmayın…
Millî teknoloji hamlesine devam…
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.