Ukrayna’da savaş yirminci gününe girdi. Son günlerde hem Ukrayna hem de Rusya tarafından savaşın sonlandırılması için yürütülen müzakerelerde ilerleme sağlandığı yönünde açıklamalar gelse de çatışmalar şiddetini artırarak devam ediyor.
Maalesef süreç en kötü örneğe doğru gidiyor. Gönüllüler adı altında Yabancı Savaşçılar, Ukrayna’da savaşa dâhil olmaya başladılar. Hem Rusya hem de Ukrayna tarafının Yabancı Savaşçı kullanmaya başlandığına şahit oluyoruz.
Ukraynalılar canlarını kurtarmak için hızla ülkelerinden komşu ülkelere kaçarken Yabancı Savaşçılar Ukrayna’ya giriyorlar. Bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri, yani Yabancı Savaşçılar, Ukrayna’nın başına geliyor.
Geçmiş örneklerin bize öğrettiği en önemli ders şudur: Bir ülkeye Yabancı Savaşçılar dâhil olmaya başlamışsa o ülke kolay kolay iflah olmuyor. O ülke kısa zamanda barış ve istikrar yüzü görmüyor. Savaş giderek derinleşiyor. Yabancı Savaşçı kullanma potansiyeline sahip küresel ve bölgesel güçler kendi savaşlarını söz konusu hukuk ve kural tanımaz “Savaş Makinaları/Ölüm Mangaları/Katil Sürüleri” üzerinden yürütüyorlar. Savaş alanı hâline dönüşen ülke zamanla başkalarının kontrolüne geçiyor. Ülkeyi geri almak hiç de kolay olmuyor. Ülkeyi işgalden kurtarayım derken farkına varmadan başka bir işgale uğruyorsunuz.
Bakınız; Afganistan, Irak ve Suriye...
Ülkeniz işgale/saldırıya uğradığında veya “demokrasi” vaadiyle size yaklaşıyorlar. Doğrudan savaşa girmeseler de her türlü destekle sizin yanınızda olacaklarını belirtiyorlar. “Para ve silah sorun değil. Arkanıza bakmayın. Biz varız” diye kulağınıza fısıldıyorlar. Ülke elinizden çıkana kadar her türlü oyunu oynuyorlar.
Siz, ülkenizi kurtarmaya çalıştığınızı, onlarında size destek veren “iyiler” olduğunu düşünüyorsunuz. “Çıkmaz Sokak”a girdikten sonra işin gerçeğini görmeye başlıyorsunuz ama iş işten geçmiş oluyor.
Bu süreçte öyle bir itibar görüyorsunuz ki, size “kahraman, mücahit, özgürlük savaşçısı, demokrasi âşığı” diye hitap ediliyor.
Onların savaşını yürüttüğünüz sürece sizden iyi insan yok. Ne zaman işin farkına varıp, onların işine yaramaz olduğunuzda artık siz bir “teröristsiniz”...
1979 yılında Rusya, Afganistan’ı işgale kalkıştığında benzer şeyler yaşandı. “Afganistan’ın haklı davasının yanındayız” söylemiyle ABD ve Batı dünyası Rusya ile kendi savaşlarını Afganistan topraklarında Afganlılar ve oraya İslam dünyasından taşıdıkları eliyle yürüttüler.
İçeriden ve dışarıdan savaşa dâhil olanlar Afganistan ve Müslümanlar için savaştıklarını düşündüler. ABD/Batı ile Sovyet Rusya arasında yürütülen Soğuk Savaş’ın “Vekâlet Aracı” olduklarını fark bile edemediler.
1989’da Soğuk Savaş sona erdi. İşte o zaman Afganistan’daki savaş anlamsızlaştı. 1980’li yıllarda Beyaz Saray’da ağırlananlar ve dünya basınına tanıtılanların hepsi “terörist” ilan edildiler.
Olan Afganistan’a ve Afganistanlılara oldu. Bir de yoğun bir şekilde Afganistan’a İslam dünyasından savaşçı gönderenlere... Aradan 43 yıl geçmesine rağmen Afganistan hâlâ ayağa kalkamadı...
Afganistan’da işgalci Rusya’dan Afganlıları kurtarma bahanesiyle sürece dâhil olanlar Irak’ta “demokrasi” maskesiyle peyda oldular. Saddam Hüseyin’den Iraklıları kurtaracaklardı. Ağırlıklı olarak Kürtler ve Şiiler projeyi sahiplendiler. Savaşla birlikte işgalci güçler ve Yabancı Savaşçılar Irak topraklarına girdiler.
Iraklılar Saddam’dan kurtuldular ama farkına varmadan başkalarının işgaline uğradılar! Bir taraftan Silahlı Devlet Dışı Aktör diye tanımlanan gruplar güçlenirken diğer taraftan İran iyice Irak’ı farklı yollarla işgal etti.
Öyle gözüküyor ki, Irak’ın ABD’den kurtulması Saddam’dan kurtulmasından, İran’dan kurtulması ise ABD’den kurtulmasından zor olacaktır.
Suriye örneği de bunlardan farklı değil. Gelinen nokta itibarıyla Suriye Suriyelilerin elinden alınmış durumda. 2011’den beri devam eden çatışma farklı devletlerin ve onların vekâlet savaşçılarının tavırlarına göre şekilleniyor. Suriyeli taraflar “Biz barış yapmak istiyoruz” deseler, dışarıdan dâhil olanlar “Hayır, yapamazsınız. Siz kim oluyorsunuz da barış yapacaksınız” diyecek noktaya gelmiş durumdalar.
Ukraynalılar Yabancı Savaşçılardan uzak durmalı!
Afganistan, Irak ve Suriye örneklerine bakarak Ukrayna siyasi aklının Yabancı Savaşçılardan uzak durmaları ülkeleri için en hayırlısı olacaktır. Çünkü bunların girdikleri yerde ot bitmiyor!
Savaş iyice derinleşmeden, ABD/Batı ile Rusya arasında yaşanan jeopolitik rekabet Ukrayna’yı mahvetmeden, tarafların diplomasi yoluyla bir çözüme ulaşmaları en hayırlı yol olacaktır.
Ukrayna başkalarının savaş alanı olur ve Yabancı Savaşçılar Ukrayna’ya yerleşirse ülke Ukraynalıların elinden gider. Bu defa Ukrayna’yı kurtarıcılardan kurtaramazsınız!
Çok uzağa gitmeye gerek yok. Afganistan, Irak ve Suriye’ye bakın yeter…