İstanbul, bir büyük köy olalıdan beri gerçek İstanbullular birer ikişer şehirden göç ederlerken İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu isim altında bir kampanya başlatmış. Caddelerdeki panolarda ilkin İbrahim Tatlıses'in, altında "Ben İstanbulluyum" yazan resmini görünce şaşırdım. hemen aklıma beş yıldızlı otel odalarındaki çiğ köfte partileri, uzatmalı sevgililer, vurulan kadınlar, bir dizi sansasyonel olaylar, bozuk bir Türkçe geldi. Belediye, herhalde bu kampanyayı popülist bir temel üzerine oturtmuş diye düşünürken başka panolarda Sakıp Sabancı'nın, Rahmi Koç'un ve kim olduğunu çıkaramadığım (herhalde sıradan bir vatandaş olsa gerek) bir genç kızın resimleriyle karşılaştım. Zamanla kimbilir daha kimler karşıma çıkacak! Anladığım kadarıyla; Büyükşehir Belediyesi'nin bu kampanyadan amacı; hangi kesimden olursa olsun ve nerden gelirse gelsin, İstanbul'da yerleşen herkesi İstanbullu sayarak; dolaylı yoldan onlara şehirli olma sorumluluğu duyurmak... İyi de, ben İstanbulluyum demekle insan şehirli olamıyor. Her şeyden önce insanlara şehirli olma kültürü ve adabı vermek, anadili en güzel şekilde kullanma sorumluluğu da aşılamak gerekmiyor mu? Kanaatimce bu kampanyayı başlatmadan önce bir fikir alt yapısı oluşturup; sohbetler, seminerler, açık oturumlar düzenleyerek (Hatta TV kanallarında mini programlar yayınlatarak) halkın dikkatini çekmek suretiyle dolaylı aydınlatma ve bilinçlendirme yoluna gidilseydi belki esas amaca daha kolay ulaşmak mümkün olabilirdi. Hem ortada apaçık bir gerçek var; insanların kendilerini birinci sınıf bir vatandaş gibi hissetmediği, kuralsızlığın, sevgisizliğin, gürültü ve başıboşluğun kol gezdiği, sosyal dayanışmanın, güven ortamının oluşmadığı ve insani ilişkilerin gelişmediği bir yerde şehirleşme olgusundan gönül rahatlığı ile bahsedilebilir mi? Şahsen ben, bir yaşımdan beri İstanbul'da yaşıyorum ama "Ben İstanbulluyum" diye övünç duyamıyorum ne yazık ki... İstanbul'un en gözde semtlerinden birinde oturduğum halde, zaman zaman bir cangılda yaşadığım duygusuna kapılmaktan kendimi alamıyorum. İnsan sıcaklığını duymak istediğimde Anadolu'nun muhtelif şehirlerine, kasabalarına, köylerine gidiyorum. Kalben kendimi oralara ait hisettiğim için gönül rahatlığı ile "Ben Anadoluluyum" demeyi tercih ediyorum. İstanbullu olmak, belki yürek tutuşturan senli benli, sıcak sevgi ilişkilerini yaşamak demek olmuyor ama; imbikten süzülmüş ince davranış ve duyuş manzumesini bünyede taşımayı gerektiriyor. Mesela çok bunalsanız bile bir ahbabınıza çat kapı gidemezsiniz. Mutlaka önceden: "Bir maniniz yoksa şu gün şu saatte ziyaretinize gelmek istiyoruz" gibilerden belli bir üslup çerçevesinde alışılagelmiş sözlerle bildirmeniz gerekiyor. Merak ediyorum; kendisinden randevu talep eden İstanbullulara (popüler olmayan sıradan vatandaşlara) ev sahibi sıfatıyla Büyükşehir Belediye Başkanı A. Müfit Gürtuna, er veya geç randevu veriyor mu?