İstanbul'da 1998 yılında kurulan, hayırsever kişilerin bağışlarını yurdun her köşesindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştıran Deniz Feneri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği geçtiğimiz günlerde İstanbul'da, Grand Cevahir Otelde "Yoksulluk Sempozyumu" düzenledi. Daha önceden başka bir toplantıya davetli olduğum için bu çok önemli ve ilginç sempozyuma katılamadım. Ancak,dernekten sempozyumun sonuç bildirgesini istedim, sağolsunlar gönderdiler. Ülkemizde giderek artan yoksulluğun iktisadi, siyasi, dini, idari ve ahlaki açıdan ele alındığı, tartışıldığı sempozyumda önerilen çarelerin başında geniş katılımlı bir Yoksulluk Şûrası düzenlenmesi, ülke kaynaklarının daha verimli olarak değerlendirilmesini sağlayacak olan Yoksulluk Haritası çıkarılma çalışmalarına acilen başlanması, hükümet programında açıklanan Acil Eylem Planı'nın en kısa zamanda uygulamaya geçirilmesi geliyor. Ayrıca, yoksulluğun giderilmesine yönelik faaliyet gösteren kamu kuruluşlarının tek bir çatı altında toplanması, bağış potansiyelinin ortaya çıkarılmasına engel olan hukuki maddelerin kaldırılması, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynaklarının bir bölümünün yoksul ve çalışabilir kişilerin üretici konuma kavuşturulmaları için kullanılması da önemli öneriler arasında yer alıyor. Bütün bunlar çok yerinde kararlar, hayırlı çalışmalar. Emeği geçen herkesi kutluyorum. İnsani boyutlardan (sevgi, merhamet, şefkat, adalet vb) yoksun olarak dayatılan yeni dünya düzeninin, güçlülerin dünya pazarlarını ele geçirerek daha güçlenmelerine, güçsüzlerin tek tip tüketiciler haline getirilerek daha yoksullaşmalarına ve edilgenleşmelerine sebep olan bir proje olduğu gerçeği her gün biraz daha belirginleşerek ortaya çıkıyor. Yani yoksulluk giderek büyüyen bir dünya sorunu. G-8 ülkeleri zirvesini protesto eden kitlelerin genel kaygıları da bu... Vahim bir durum. Beni esas düşündüren; içimizdeki yoksulluğun büyümesi... Ahlaki kurallar temeline oturmayan (dünya görüşümüze ve kültürümüze ters düşen) kapitalizm girdabında giderek sevgiden yoksun, sevmekte cimri; bencil, duyarsız, adaletsiz insanlar olmamız... Komşumuzun aç yattığından haberdar olsak bile vicdan rahatlığı içinde mükellef sofraları içimize rahatlıkla sindirebilmemiz... Başkalarıyla aramıza kalın kalın duvarlar çekmemiz... Okuyup entelektüel havasına girdik mi veya palazlandık mı toplumdan soyutlanmamız, herşeye ve herkese tepeden bakar tavırlara girmemiz. Ülkemizin ve dünyanın ilk etapta "iç"ini tüketmemiş; gönülden zengin insanlara ihtiyacı var. Hani acil tedbirler düşünülürken bu gerçek de göz önünde bulundurulsun diyorum.... ......... Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Tel:0212 665 82 00 / www.denizfeneri.org.tr