İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı, 23-25 Şubat tarihleri arasında çok önemli bir etkinlik gerçekleştirdi. Cemal Reşit Rey salonunda yapılan Çağdaş Edebiyat günleri programı çerçevesinde Türkiye, Türkmenistan, Tataristan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan yazar ve şairleri bir araya gelerek Türk Dünyası Edebiyatı'nın meselelerini ele aldılar. Gözlemlediğim kadarıyla katılan edebiyatçılar, büyük bir heyecan içindeydiler. Çocuklukta zorla aileden koparılıp da uzun yıllar ayrı yaşayan ve birbirlerinden haber alamayan kardeşlerin birbirlerine kavuşmaları sırasında yaşadıkları mutluluğa benzer bir mutluluktu yaşadıkları... Samimi, sıcak, umut ve beklenti doluydu. "Bozkırdan Efsane Şehirlere Ortak Kültürün Edebiyata Yansıması" adı altında, başkanlığını Doğan Hızlan'ın yaptığı ilk açık oturum, etkinliğin en önemli bölümünü teşkil ediyordu. Bu oturumda ilk sözü alan Kırgızistan'ın ünlü romancısı Cengiz Aytmatov'un, Türkiye Türkçesini ortak dil olarak kabul edip Türk Dünyası Edebiyat Akademisi kurulması, okuyucu kitlesini tek bir kitleye dönüştürmek için tercüme faaliyetlerinin hızlandırılması önerisi herkeste büyük heyecan oluşturdu. Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı Anar, medya destekli ortak bir kitap fuarı açılmasını istedi. RTÜK üyesi Mehmet Doğan, Türk Globalizmine doğru gidildiğini belirterek Türk Dernekleri kurulmasını önerdi. "Bütün edebiyatlar bozkırdan gelir" diyen şair Ataol Behramoğlu, filolojilerde çevirmen yetişmesini sağlayan dil bilimleri bölümlerinin açılması gerektiğine değindi. Oturumda parlak bir konuşma yapan Kazak şairi Muhtar Şahanov, toplumu ileri götürmek isteyenlerin kozmik bakış açısına sahip olması gerektiğini ileri sürdü. Programın diğer oturumları "Türk Dünyasında Çağdaş Öykü ve Roman", "Türk Dünyasında Çağdaş Deneme ve Eleştiri", bekleneni vermedi. Keşke bunlar yerine, Türk Dünyası Edebiyat Akademisinin bir an önce kurulması için neler yapılması gerektiği, karşılıklı işbirliği, yazarların birbirlerini tanımaları, Türk Dünyası Edebiyatında çağdaş ve ortak konular, iletişim sorunları, uslup, ekonomik zorluklar, Batıya açılma gibi temel meseleler daha ayrıntılı bir biçimde konuşulup tartışılsaydı, bir daha ki toplantının içeriği oluşturulsaydı. Yine de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Türk Dünyasında böyle bir kültürel buluşmayı gerçekleştirdiği için çok hayırlı bir başlangıç yapmıştır. Bu organizasyonu düşünenleri ve gerçekleştirenleri kutluyorum. Cengiz Aytmatov'un da değindiği gibi Türk Dünyası okuyucularının tek kitle olmasını temenni ediyorum. Bu toplantı vesilesiyle bir araya gelen edebiyatımızın zıt kutupları, dilerim; bundan sonra da demokratik bir olgunluk içinde sık sık bir araya gelirler, önce birbirlerini tanıyıp anlayarak sağlıklı bir edebiyat ortamının oluşmasına katkıda bulunurlar.