10 bin fakir öğrenciye özel okul projesi

A -
A +

Adettendir; Milli Eğitim Bakanlığı'na gelen her bakan, ilkin çarpıcı projeler üretmeğe; böylelikle medyada dikkat çekmeğe başlar. Bu projeler çerçevesinde zaman içinde bir şeyler yapılır yapılmasına; ama hiç birisi özde sistemi ıslah etmede başarılı olamaz. Bir hay huydur gider. Ciddi ve umut verici gelişmeler sağlanamadan bir bakarsınız, bakan değişir. Böylelikle Milli Eğitim Bakanlığı en sorunlu bakanlıklardan biri olmağa devam eder. Sayın Hüseyin Çelik, ilkin Kültür Bakanlığına geldiğinde sinema projesiyle dikkatimi çekti. Kendisiyle çeşitli kültür konularında detaylı bir görüşme yapmağa fırsat bulamadan Milli Eğitim Bakanlığı'na geçti. Kendisinden yine çarpıcı bir proje haberi beklerken "10 bin fakir öğrenciye özel okul" projesi gündeme geldi. Başarılı olan fakir öğrencileri sınavla tesbit edip devlet bursuyla özel okullarda okutma amacını taşıyan bu proje, şimdilerde eğitimle ilgili kişi ve kuruluşlar arasında bir tartışma konusu. Bakanı destekleyenler de var, karşı olanlar da... Ancak bu iş için ayrılan paranın devlet okullarının ıslahında harcanmasını isteyenler çoğunlukta. Buna ben de katılıyorum. Okuyucularım bilir; gençlik ve eğitim konularında uzun süre sessiz kalamam; ilgililerce dikkate alınsa da alınmasa da eğitimci sorumluluğu ile düşüncelerimi söylerim. Çelik'in projesi hayırlı bir girişim; ama eğitime özde ne kazandıracak? Sayın bakan özel okullarda yetişenlerin devlet okullarına kıyasla daha kaliteli bir eğitim aldığını mı düşünüyor? Eğer böyle düşünüyorsa aslen bir eğitimci olarak buna katılmadığımı özellikle belirteyim. Fakir öğrenciye özel okulda okuma imkanı sağlamakla çok önemli bir eğitim atağı yapılacağı; böylelikle eğitimde fırsat eşitliği sağlanmış olacağı kanaatinde de değilim. Çelik'ten beklediğimiz, bir an önce uygulamasını temenni ettiğimiz proje; eğitimin özüyle ilgili. Zaten bunları, her yeni Milli Eğitim Bakanına hatırlatıyoruz. Her şeyden önce eğitim sisteminin A'dan Z'ye, toplumun ve çağın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yenilenmesi gerekiyor. "Tek tip" insan yetiştirilmesini hedefleyen; ezberciliğe dayanan köhnemiş müfredat programları, "düşünme yeteneğini ve zevkini" geliştirecek; gence "şahsiyet" kazandıracak onu "milli ve evrensel" değerlerle donatacak biçimde ivedilikle yeniden düzenlenmelidir. Atatürk'ün hedeflediği fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür; bilgi ve birikimleriyle dünyaya açılan gençlerin yetiştirilmesi ana hedef olmalı. Artık ortalıkta kolaycı, entrikacı, bencil, dalgacı, cahil 'Hababam Sınıfı' öğrencilerini değil, yoğun bir demokrasi kültürü almış, birey olmanın, kendini bilme'nin idrakine varmış, yetenek ve hünerlerini dünya pazarında güvenle sergileyen, korku ve evhamlardan arınmış; kendine güven duyan gençleri görmek istiyoruz. Ayrıca, eğitimin temel unsurunun öğretmen olduğunun bir kere daha altını çizerek sayın Çelik'in, öğretmen yetiştirilmesi ve öğretmenlerin sosyo-ekonomik sorunlarının ıslahı, kültürel birikimlerinin zenginleştirilmesi konusunda tasarıları var mı, bilmek istiyoruz. Bilmek istediğimiz bir başka husus; (bir zamanlar Mustafa Taşar'ın Turizm'de yaptığı gibi) projelerin sağlam bir temele oturtulması için sayın bakanın birikimli, geniş bir dünya görüşüne sahip olan yüksek kültürlü kişilerden oluşan fahrî danışmanlar kurulu oluşturmayı düşünüp düşünmediği...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.