Milli Eğitim Bakanlığının, öğencilerin okuma merakı ve kültürünün gelişmesi için seçtiği 100 Temel Eser üzerine tartışmalar gittikçe alevlenerek sürüp gidiyor. Bendeniz bu projeye başından beri karşıydım. Hatta bununla ilgili bir eleştiri yazısı da yazmıştım. Ne diyordum yazımda, hatırlatayım: "Öğrenciye şunu veya bunu okuyacaksın diye eser dayatmaktansa, onda merak ve ilgi uyandırarak; daha net bir ifadeyle düşünme zevki aşılayıp okuma arzusunu ateşleyerek tercihi ona bırakmak daha doğru olur diye düşünüyorum. Dayatmayla onların okuma isteklerini büsbütün köreltme tehlikesi bile söz konusu olabilir. Mademki fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz; o zaman bunun gerçekleşmesi için çocuğun her türlü seçimde hür iradesini kullanabileceği hürriyet alanlarını oluşturmak, kültürel birikimlerini arttırmak zorundayız. Sizin (şüphesiz iyi niyetle) yaptığınız okunacak kitap seçimleri ister istemez bir sınırlama etkisi oluşturur. Oysa, insan, sınırsız bir varlıktır. Bu sınırsızlığın keşfi, esasen bugün en fazla %10'unun kullanıldığı beyinlerin açılımı için okumak ve düşünme kapasitesini geliştirmek şart. Milli Eğitim Bakanlığına düşen esas görev; bunun önemini ve gerekliliğini gençlere iyi anlatacak; onların yolunu aydınlatacak; öğenme, bilme, anlama meraklarını geliştirecek kaliteli öğretmen yetiştirmektir." Tabii biz söyledik, biz dinledik yine. Eserler (sonradan basından öğrendiğimize göre seçici kurulda da birtakım anlaşmazlıklar ve değişimler olmuş) ilan edildi, basıldı. Yine basından öğrendiğimize göre bazı kitaplarda içerik değişikleri yapılmış(!), basımlar özensiz, çeviriler kalitesiz olmuş. Tartışmalar da bunlardan kaynaklanıyor. Doğan Hızlan, Hürriyet' teki köşesinde bu tartışmaların sağlıklı yapılabilmesi için sorunların madde başlıkları altında toplanmasını teklif ediyor ve bu madde başlıklarını şöyle sıralıyor: * Tespit edilen eserler isabetli midir? * Yaşayan yazarların alınmaması doğru mudur? * Sadece kitap adına karar verilince iş biter mi? * Çevirisi iyi midir, değiştirilmiş midir? * Denetlenmesi gerekmez mi? Bütün bu maddelerin tartışılması daha önceden yapılamaz mıydı? Koskoca Milli Eğitim Bakanlığı sonradan alacağı tenkitleri hesaba katıp daha tedbirli davranamaz mıydı? Atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra koparılan bu kızılca kıyametin bir faydası olacak mı? Yanlış hesap Bağdat'tan dönecek mi? Yoksa, ortalık yatıştıktan sonra her şey unutulup gidecek mi? Bunca külfete, mesaiye, masrafa yazık değil mi? Ayrıca popülizmin edebiyata sindiği, bazı yazarların çevre ve reklam desteğiyle öne çıkarıldığı sağlıksız ve adaletsiz bir edebiyat ortamında hangi yaşayan yazardan örnek alacaksınız?... Kime göre yaşayan yazar? Hızlan'ın yazısında dediği gibi 100 Temel Eser projesi iyi niyetli bir projeydi ama ben, temeldeki itirazlarımı aynen vurguluyorum. Ne kadar iyi niyetli olursanız olun, ebeveynlerin okumadığı, okuma kültürünün yerleşmediği bir ortamda, düşünme mekanizmasını çalıştırmaya yönelik olmayan bir eğitim sisteminde öğrencilere devlet zoruyla kitap okutmanız zor, çok zor...