8. İstanbul Uluslararası Sinema ve Tarih Buluşması

A -
A +

Televizyon ve internetin sinemaya ve yazılı basına büyük darbe vuracağı sanılıyordu. Umulanın aksine sinema sektörü (Türk sineması da dahil) daha canlandı, gazeteler daha kabardı. Ülkemizde sinemaya verdiği destekle öne çıkan bir kuruluş var: Türsak. Türsak, düzenlediği yarışmalar, seminerler, sinema kursları ve festivallerle sanat çevrelerinde başarı grafiğini giderek yükselten, saygınlığını arttıran ve emek verenlerinin özveriyle çalıştığı, basına bilgi aktarımının çok düzenli yapıldığı bir kurum. Antalya Film Festivalindeki başarılı organizasyonu da övgüye değer. Türsak'ın sekiz yıldır aralık ayında gerçekleştirdiği 'sinema ve tarih buluşmaları'nın ayrı bir önemi var. Tarihe ışık tutan kültürler arası köprü kurmayı amaçlayan, sinema diliyle 'öteki'ni anlatmaya çalışan filmleriyle bu buluşma, ulusal ve uluslararası platformlarda düşünce ve felsefe festivali olarak ön çıkıyor. Bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığının himayesinde gerçekleştirilen 8. Sinema ve Tarih Buluşması'nın ana teması: "Avrupa". Ülkemize uyguladığı çifte standartlı yaklaşım ve dayatmalarıyla zaman zaman şimşekleri üzerine çeken AB, ekonomik cephesi bir yana; aslında farklı kültürlerle bir arada barış ve hoşgörü içinde yaşamayı hedefleyen ortak ve ve evrensel değerler bütünü. Ancak, bugün AB'nin bu hedefine ulaştığını veya ulaşma yolunda olduğunu, ayrımcı saplantılardan arındığını yaşanılan hayal kırıklıkları paralelinde rahatlıkla söyleyebilir miyiz? Bizi kendi kendimizi eleştirmeye ve kendimizi aşmaya zorlarlarken acaba AB ülkeleri de böyle bir zahmete ve çabaya girip bu süreçte kendi kendisini sorguluyorlar mı? Türk seyircilerinin, festivalde "Hangi Avrupa", "Avrupa Avrupa", "Siyahlar, beyazlar ve renkliler" gibi çarpıcı başlıklar altında Avrupa'nın kendisini sorguladığı filmleri seyrederken bu sorgulamadan kendilerince çıkaracakları cevapların ipuçlarını bulacaklarını, Avrupa kültür ve değerlerini daha yakından tanıma fırsatını yakalayacakllarını sanıyorum. Geçtiğimiz cumartesi akşamı bu önemli festivalin açılışı Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapıldı. İstanbul'lu kültür ve sanat aşıklarının büyük çoğunluğu oradaydı. Büyük perkusyon ustası Burhan Öçal'ın III. Selim'in gün yüzüne çıkmamış bir bestesini icra ettiği konseri her zamanki gibi muhteşemdi. Konser esnasında Beyhan Murphy'nin hazırladığı küçük bir dans gösterimi vardı. Ancak, düşüncenin dansında her zaman çok başarılı bulup hayran olduğum Murphy'nin bu çalışmasını pek beğendiğimi söyleyemem. Konser sonrasında Türsak'ın gelenekleşmiş Işık Saçan Apollo başarı ödülleri, sinemanın sultanı Türkan Şoray'la, sümerolog Muazzez İlmiye Çığ'a verildi. Atlas ve Alkazar sinemaları ile Fransız Kültür Merkezinde gösterilen festival filmleri ile ünlü tarihçimiz İlber Ortaylı'nın 14 Aralık, Çarşamba günü, saat 17.00'de Topkapı Müzesi, Konferans Salonunda vereceği "Avrupa'daki Osmanlılar" konulu konferansını kaçırmamanızı tavsiye ederim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.