AB fobisi

A -
A +

17 Aralıkta Türkiye'ye zorlukla (ucu açık) müzakere tarihi veren AB'nin dayatmaları ve bunların akisleri Türk halkının, özellikle gençlerin hevesini kırmışa benziyor. Konu hangi sohbet meclisinde açılsa endişeler, şikayetler ve korkular dile getiriliyor. Aslında gelişen olaylar da buna zemin hazırlıyor. Düne kadar Avrupa'da serbest dolaşma hayalleri kuran gençler tarafında büyük ölçüde hayal kırıklığı, hatta öfke hakim. Milliyet yazarlarından Osman Ulagay'ın geçtiğimiz pazartesi günü yayınlanan yazısı bu görüş ve tesbiti doğrular nitelikteydi. Yazar, Ege Üniversitesi'nde AB-Türkiye ilişkilerini ele alan bir panele katılmış. Gençlerin büyük çoğunluğu AB karşıtıymışlar. Milliyet yazarları Türkiye'nin AB ile bütünleşmesinin önemi üzerinde ne kadar dil dökmüşlerse de onları iknada başarılı olamamışlar; hatta, "satılmışlıkla" suçlanmışlar. Gençlerin AB'ye karşı olumsuz tavır takınmalarını bilgi yetersizliğine ve özgüven eksikliğine bağlayan yazar, korkuları besleyen, cesur adımları engelleyen bu güven eksikliği sendromunun aşılması gerektiğini söylüyor. * Efendim, tabii ki gençlerimizin çoğunluğu bilgi yetersizliği derdinden mustariptir; haliyle özgüvenden yoksundur. Ama bunun sorumlusu kim? Biz büyükler (aileden başlayarak) onlara bilme ve öğrenme merakı aşılayamadık. Çünkü esasen bizlerin öyle bilgi edinmekle, kitap okumakla, düşünmekle falan ilgimiz yok ki!.. Olmuyor da. Hayatı, "bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete" kabilinden kendimizi "kader rüzgarlarına" bırakmış halde yaşayıp gidiyoruz... Eğitimi de, şimdiye kadar aman çocuklar sokaklara düşmesinler diye avutmak, oyalamak gibi gibi kof bir meşgale olarak sürdüregelmedik mi? "Biz adam olmayız" hükümlerini onların yanında tekrarlayıp durmadık mı? Öz değerleri savunmayı, onlarla moral kazanmağa çalışma gayretlerini "Türk'ün Türk'e propagandası" sayıp küçümsemedik mi? Eğitim sisteminin çarpıklıklarından aldığımız ilhamla "hababam" filmleri çevirip seyrederken kah kah, kih kih gülmedik mi? Üstüne üstlük o abuk sabuk popstar türü yarışmalarla umudu tükenmiş, içi boş gençleri şöhret uğruna medya maymununa çevirip ele güne rezil rüsva etmedik mi? O gençler ki idealsiz, ülküsüz, bilgisiz, hayalsiz ve renksiz boşlukta sallanıp durmaktaydılar. Karşılarına geleceklerini kurtarma adına AB'yi tek çare olarak çıkardık. Şimdilerde bazıları AB handikapları karşısında direniyorlarsa bu, yalnızca onların özgüven yetersizliğinden değildir. Kendilerine gelme, kendi yetersizliklerini anlama, sorumluluklarının farkına varma ve bilinçlenme yolunda bir adımdır. Düşünmeğe başlamalarının bir işaretidir. Ve bence bu da bir gelişmedir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.