9 Martta yapılan Siirt seçimlerinden sonra nihayet hak yerini buldu; AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önce milletvekili oldu; sonra başbakanlık koltuğuna oturdu. Kendisini kutluyor, şahsı ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Yoksulluğun ve işsizliğin yanı sıra bir de savaş belasıyla karşı karşıya olan halkın çoğunluğu sayın Abdullah Gül'ün üçbuçuk aylık uzlaşmacı, güleryüzlü başbakanlığından sonra asıl AKP iktidarının sayın Erdoğan'la başlayacağı inancı içinde umut tazelemiş durumda. İktidara geldikleri ilk günden itibaren dikkatle gözlemlediğim AKP'lileri anlamakta zaman zaman güçlük çektiğimi itiraf etmeliyim. Sanki kendilerini birilerine kabul ettirmek, beğendirmek için popülist bir gayret içindeler. Özellikle ilk günlerde bakanlar ve milletvekilleri popüler TV kanallarına çıkmağa, birbirleriyle çelişseler de demeç üstüne demeç vermeğe meraklı oldular. Öte yandan, dikkat edilirse, AKP'li bayanlar (bakan ve milletvekili eşleri) öne çıkmamaya, kamera karşısına geçmemeye özen gösteriyorlar. Ben bunu yeni bir "başörtü" krizine sebebiyet vermemek için çok ihtiyatlı davranmak istediklerine bağlıyorum. Ancak, 8 Mart Kadınlar Günü'nde doğrusu beklemediğim bir hareket oldu. Başbakan Abdullah Gül'ün eşi Hayrünisa Gül, "Dünya Kadınlar Günü" dolayısıyla Ankara Devlet Opera ve Balesi salonunda bir kutlama düzenledi. Basında çıkan haberlere göre bu toplantıda Kadın Sorunları Strateji Geliştirme Merkezi'nin başlattığı kadın istihdamını geliştirme projesi ele alınmış. İyi de, bunun için mekan olarak niye Ankara Devlet Opera ve Balesi salonu seçildi? Bununla AKP'nin önde gelen hanımları batılı çizgide olduklarını dolayısıyla opera ve baleye sahip çıktıklarını mı vurgulamak istiyorlar? Toplantıda sadece Nazım Hikmet ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan şiirler okunması olup bitenleri kuşkuyla gözlemleyen sol çevrelere şirin görünme amacı mı taşıyordu? Ayrıca, bu toplantı ile ilgili davetiyelerin gazetelerin kadın yazarlarının bazılarına gönderilmesinde seçicilik neye göre yapılmıştı? Anladığım kadarıyla Hayrünisa Hanımın gündeme getirdiği kadın istihdamını geliştirme projesinin ana hedefi; eğitim ve kadın girişimciliğini destekleme... Emine Erdoğan'ın da sosyal çalışma alanını yoksulluk olarak belirleyerek sahip çıktığı söz konusu proje, başarıya ulaştığı takdirde bayanlar kolektif bir çalışma havası içinde AKP iktidarının temellerini daha da sağlamlaştıracaklar gibi geliyor bana. Ancak, burada da kafamı karıştıran bir çelişki var. Yoksulların sözcüsü durumunda olan bir partide bakan ve milletvekili eşleri giyimlerinde neden bu kadar gösterişe düşkünler? Hani buna "normaldir", "olağandır" diyenler çıkabilir. Öyle de; %25'i açlık sınırında olan bir ülkede bana biraz fazla gibi görünüyor. Hz. Mevlana'nın bir sözü geliyor aklıma: "Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün!"