Altın Portakal'dan notlar

A -
A +

Bu yılki festivalin en önemli atılımı; uluslararası filmlerin tanıtım ve pazarlamasının yapıldığı film marketinin açılması... Böylelikle Antalya, tasarlandığı şekilde sektörel bazda Avrupa ve Asya arasında bir köprü oluşturuyor. Marketi dolaşırken Türk filmlerine büyük ilgi olduğu daha ilk günden satışlar yapıldığı yetkili ağızlardan aldığım sevindirici haberdi. Eğer mevcut gayret ve destek devam ederse Türkiye, bu pazarlama işinde çok başarılı olacağa benziyor. Festival başkanı Engin Yiğitligil, film marketinin 10 yıl sonra dünyanın ilk 5 marketi arasına gireceğinde iddialı konuşuyor. Kanaatimce de filmlerimizin dünya pazarında pazarlanamamasından şikayet eden Türk Sinema Sektörü için bu, büyük bir fırsat. Sinemacılarımız umutlarını ve hayallerini büyük tutarak var güçleriyle özgün eserler üretirlerse dünya sinemasında saygın bir yer edineceklerdir sanıyorum. Bardağın hep boş tarafını gören umutsuzlar için bu, ham hayal gelebilir. Ama gördüğüm kadarıyla yapılan işler ve alınan mesafe, vicdanen umutlu olmamızı gerektiriyor. İki yıldır izlediğim kadarıyla festival yöneticileri özellikle sinemanın genç yeteneklerinin önünü açmak için özen gösteriyorlar. Mesela Behlül Dal Jüri Özel Ödülünün Digitürk'ün desteğiyle genç yeteneklere verilmesi kararı bunun bir göstergesi... Festival programı çeşitli etkinlikler içeriyor. Takip etmek için ne kadar gayretli olursanız olun bu önemli etkinliklereyetişmekte zorlanıyorsunuz. Bu konuda şikayetler oluyor ama ben bu şikayetleri yersiz buluyorum. Bu etkinlikler, böylesine iddialı bir atılımda sağlıklı bir temel kurmak için gerekli diye düşünüyorum. Kortej yürüyüşünde halkın dört gözle beklediği yerli oyuncuların bulunmayışı en çok eleştiri alan hususlardan biriydi. Halk, filmlerini ilgiyle seyrettiği sanatçıları canlı olarak karşısında görmek istiyor. Halkın desteğinin hayati bir önem taşıdığına inanan genç oyuncuların bu konuda sorumlu davranmaları gerektiğini düşünüyorum. Altın Portakal vesilesiyle Antalya'da sanat ağırlıklı bayram havası yaşanıyor. Film gösterilerinin yanı sıra çeşitli mekanlarda düzenlenen konserlerle Antalya halkı bu bayram havasını coşkulu bir şekilde yaşıyor. Sonbaharın güzelliği ile bu bayram coşkusu birleşince Antalya, yaşanılası büyülü bir kent olarak gönüllüre taht kuruyor. İnsan, acaba sonbaharları hep bu güzel ve rahat kentte geçirsem mi diye düşünüyor. Festivalin ikinci gecesinde Avrasya Film Festivalinin açılışı AKM'de yapıldı. Açılış konuşmasında Engin Yiğitligil'in ve sunuculuk yapan bayanın İngilizce'yi kullanmalarını yadırgadım. Konuşmaları Türkçe'yle yapmalarını, arka ekranda İngilizce çevirilerinin yapılmasını tercih ederdim. İlerki yıllarda eleştirilere hedef olmamaları için Festival yöneticelerinin Türkçe konusunda hassasiyet göstermelerini tavsiye ederim. Gecenin sonunda Hüsnü Şenlendirici konseri ve "Şölen" isimli muhteşem bir Çin filmi gösterimi seyirciler tarafından çok beğenildi. Devleşen Çin, sinema sanatında da üstünlüğünü, gösteri sanatının bütün inceliğini yansıtan bu filmle ispatladı. İkinci Avrasya gecesinde Türk Dünyasının buluşması hoş bir sürpriz oldu. Geceye, Antalya'da düzenlenen 10. Türk Devletleri ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'na katılan konuklarla birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bakanlar, milletvekilleri ve bürokratlar katıldılar. Her şeyde bir hayır vardır derler ya, ben bu buluşmayı sinema sektörünün desteklenmesi hususunda hayırlı bir tesadüf olarak yorumluyorum. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'le, Festival Başkanı Engin Yiğitligil, Başbakan Erdoğan'a ve Kültür ve Turizm Bakanı Attila Koç'a verdikleri destekten dolayı plaket verip teşekkür ettiler. Başbakanı ve Kültür Bakanını yanlarında görmek sanatçıların da morallerini arttırdı. Kim ne derse desin, güzel işler yapanların yolu açılıyor. Antalya'nın zaten turizmle açık ufkunu sanatla daha da genişleten Başkan Menderes Türel ve Engin Yiğitgil'in, TÜRSAK ve AKSAV çalışanlarının samimi gayretleri çok yakın bir gelecekte meyvalarını verecek diye umut ediyor, katılımcılara nice güzellikler yaşattıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. Bu arada bu önemli festivale büyük katkıda bulunan ana sponsor Real'i de sanat ve sanatçı dostluğu için kutluyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.