Yunanlı yönetmen Angelopulos, dünya halklarını Amerikan filmlerini boykota çağırıyor. Bizde ve dünyada bu boykota katılımlar giderek artıyor. Sanatın siyasete alet edilmesi hoş bir şey değil. Üstelik Amerikan sinema çevresinin de savaş karşıtı eylemlere destek verdiği dikkate alınırsa bu, biraz da haksızlık oluyor. Hele hele bu yılki Oscar töreninde en iyi belgesel film ödülünü kazanan "Benim Cici Silahım" isimli filmin yönetmeni Michael Moore'un, törende yaptığı o tarihi ve yürekli çıkıştan sonra... Bakınız, bütün dünyanın gözü önünde, insanlığın başına bu savaş belasını saran Amerikan yönetimine karşı protestosunda neler dedi Moore: "Uydurma zamanlarda yaşıyoruz. Uydurma seçim sonuçları ile uydurma başkanların seçildiği bir zamanda yaşıyoruz. Uydurma sebeplerle bizi savaşa gönderen bir adama sahip olduğumuz zamanlarda yaşıyoruz. Biz bu savaşa karşıyız. Bay Bush ayıp size!... Utanın!... Utanın Bay Bush!" Bundan daha etkileyici daha yürekli bir protesto olabilir mi? Üstelik, başta Benim Cici Silahım olmak üzere Şikago ve New York Çeteleri filmlerini özellikle şu sıralarda herkesin görmesi gerekiyor. Bunlar, yalnızca sinema şaheserleri olmakla kalmıyor, aynı zamanda Amerika'yı tanımamız açısından büyük bir önem taşıyor. Michael Moore'un Benim Cici Silahım'ı Amerikan halkının korku kaynaklı şiddet eğilimi ile devletin kitle imha silahları üretip dünyanın jandarmalığına soyunması arasında paralellik kuran; çarpıcı örneklerin ve röportajların yer aldığı çok önemli bir belgesel film. Filmde bizzat rol alan Moore'un sosyal gerçekleri, saptırmadan, mesleki ahlak duyarlılığının sorumluluğu içinde objektif bir biçimde yansıtması saygıya ve övgüye değer bir tutum. Diğer taraftan Rob Marshall'ın Şikago'su, Amerikan sistemini püf noktalarıyla tanıtan, gerçeklerin nasıl değiştirildiğini; suçluların gösteri dünyasının sihirli oyunlarıyla nasıl masumlaştırıldığını sinemanın büyülü atmosferinde çarpıcı bir müzik eşliğinde anlatan bu film, (geçen yıl seyrettiğim Kırmızı Değirmen filminin dışında) seyrettiğim en etkileyici bir müzikal... Fırsat bulduğumda ikinci defa seyretmeyi düşünüyorum. Yönetmen Martin Scorsese'in New York Çeteleri filmine gelince... Amerika'nın kan ve şiddet üzerine kuruluşunu bundan daha iyi ve çarpıcı bir biçimde anlatan başka bir film olamaz diye düşünüyorum. Dev bir sinema şöleni... Filmdeki dehşetengiz tip Kasap Bill'i yürek ağızda seyrederken bugünkü çılgın ve hayâsız savaşı çıkaranların yapısını ve mantığını daha iyi anlıyorsunuz. Bu filmleri boykot şöyle dursun; ısrarla kaçırmayın derim.