Antalya'ya gittim mi?

A -
A +

Bir sinema aşığı ve tarihi kentler meraklısı olarak yazın başında yapmıştım programımı. Ekim başında Antalya film festivalini izleyecek, akabinde deniz, güneş ve kumu bir yana bırakıp bu defa bir tarihi kent olarak Antalya'yı gezecek; intibalarımı siz sevgili okuyucularım için yazacaktım. Gelin görün ki, kısmetten öteye gidilemiyor. Festival sırasında Antalya'ya gittim gitmesine. Gittiğimin ilk gecesi otuzdokuz buçuk derece ateşle yatağa düşüp, başağrısından ve mide bulantısından başımı kaldıramaz hale gelince bana hoş geldin demek için telefon eden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanının özel kalem müdürü Belgin Hanımdan hastaneye gitmem hususunda bana yardımcı olmasını rica ettim. Sağolsun, hemen ilgilendi (kendisine buradan bir kere daha teşekkür ediyorum.) Bir saate kalmadan ben, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi acil servisindeydim. Yapılan tahlil ve tetkikler sonucunda zatürree geçirmekte olduğum anlaşıldı. Doktorlar hemen hastaneye yatmamı önerdiler ama ben, bir anda bozulan moralimi sıfıra indirmemek için ilaçlarımı alıp otel odasında yatmayı tercih ettim. Festival süresince (ne yazık ki hiçbir film izleyemeden, hiçbir programa göz ucuyla bile bakamadan) yattım kaldım. Sevdiğim ve ilgilendiğim şeyler bir adım ötemdeydi ama benim o bir adımı atacak halim yoktu. Hastalığımı öğrenen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Bekir Kumbul'un, önce geçmiş olsun telefonu açması, ertesi gün onca yoğun programının arasında bir fırsatını bulup ziyaretime gelmesi beni çok duygulandırdı. Başkan, Bavyera İçişleri Bakanı Dr. Günther Beckstein'in dediği gibi insan sevgisiyle dolu, çok centilmen bir insan. Aslında kendisiyle festival ve tarihi bir kent olarak Antalya üzerine etraflıca bir röportaj yapmayı önceden kafama koymuştum. Ama ne diyelim kısmet!.. Elimizde olmayan sebeplerle bazen düşündüklerimizi gerçekleştiremiyoruz işte! Yine de kendisiyle yaptığımız kısa sohbet sırası içinde Başkanın çok önemli projeleri gerçekleştirme gayreti içinde olduğunu öğrendim. Antalya'da oturan ailelerin soyları hakkında detaylı bilgiler içeren kitap çıkartılması, önümüzdeki yıl sinema müzesinin kurulması ilginç projelerin başında geliyor. Dr. Kumbul, aslen bir Türkmen. Çocukluğu yaylalardaki çadırlarda geçmiş. Ailesinde okuyup doktor olan tek fertmiş. Hayatı, çadırdan başhekimliğe; oradan bir dünya şehrinin yöneticiliğine uzanan örnek bir başarı öyküsü... Halk arasından sivrilip geldiği için Başkanın tafrası yok, kibiri yok; samimi ve sevecen... Onunla görüşmek benim için de moral oldu doğrusu... Şimdi, nekahet devrini de atlatmış, işimin başına oturmuş durumdayım. Gözlerimi kapatıp o otel odasındaki şahane deniz manzarasını, pırıl pırıl güneşi, bir tanesini bile seyretmek nasip olmayan festival filmlerini, uçakta pek keyifli olan emektar sinema oyuncularını düşünüyorum da, kendi kendime sormadan edemiyorum: Sahi, ben Antalya'ya gittim mi?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.