İnsanlık olarak içine çekildiğimiz karanlığın tespitini yaparken niyetim felaket tellallığı yapmak değil tabii ki. Ama her taraftan imdat sinyalleri geliyor. İşte Sabah gazetesindeki "Akdeniz Ağlıyor, Sesini Duyan Yok" yazısından aldığım satırlar: "Mercan yok, deterjan var; sinarit yok, tarım ilacı var; barbun yok, cıva var; çipura yok, nükleer atık var; Akdeniz yok oluyor... Orfoz, orkinos, akya, yunus, Akdeniz foku bitti; Akdeniz bitti!" Tüketiciliğe programlanmış, düşük bilinçli, sorumsuz insanoğlunun el atıp da kurutmadığı ne var? Karanlık, ruhlara, emellere, niyetlere sinmişken; bilinçler yerlerde sürüklenirken şafağın sökmesini bekliyoruz bir de. Şafak, tabii ki sökecek, sökmeli... Ama ille belirli yönde değil, önce insanoğlunun bilincinde, vicdanında... Fuzuli, "Aşk gelince, cümle dertler biter" demiyor mu? Gönülsüz insan bedeni su ve topraktır. Oluşan çamur. Çamur batağından sıyrılıp da gerçek anlamda insan olabilmek için 'aşk güneşi'nin içimizde doğması gerekir. Koca Yunus bizi çağlar ötesinden uyarmıyor mu? "Dinleyin ey yarenler aşk bir güneşe benzer/Aşkı olmayan kişi misal-i taşa benzer." Bütün karanlıkların anası aşksızlık... İnsan, ancak aşkla kendini kurtarabilir; aşkla dirilir, faziletlenir, benliğini aşar; kendinde göklere uzanacak güç bulur; korkulardan, belalardan sıyrılabilir, ötekileştirme illetinden kurtulur; bir olmanın, birlik olmanın mutluluğuna erişir; başkalarına ışık kesilip yolu aydınlatıcı olur. Bu kavgalar, velveleler, el atılan her şeyi kurutmalar, azgınlaşan hırslar, benlikler, zulümler, bitmeyen kinler, savaşlar, ortalığı kasıp kavuran şiddet kasırgaları, hayâsız ayrışmalar, adaletsizlikler aşksızlıktandır. Tarih boyunca dünyaya hakim olmaya çalışan zorbalar nefretle anılırken Leyla ve Mecnun dendiğinde neden yürekte ılık ılık akışlar olur? Düşünün. Kavgalar, çekişmeler, bencillikler, ötekini hor görmeler, aşkın önünü kesenler Mecnun zamanında da vardı. Leyla'ya olan aşkından dolayı tasalanan ailesi, onu bu aşktan kurtulması için dua etmek üzere Kâbe'ye gönderdiğinde nasıl dua etmişti Mecnun: Ya Rab, bela-yı aşkla kıl aşina beni Bir dem bela-yı aşktan etme cüda beni (Allahım, beni aşk belasıyla dost kıl; bir an bile aşk belasından beni ayırma.) Neden böyle söyledi Mecnun? Bir düşünün!..