Aşka kanat açmak

A -
A +

Yaşadığımız günler acı olayların, acı sözlerin, ölmelerin, öldürmelerin, garezlerin, kinlerin, entrikaların, terör olaylarının, çıkar kavgalarının yaşandığı, şehit analarının feryatlarının göğe çıktığı karanlık günler... Sözler dikenlere, yüreklerdeki hüzünler yaralara dönüştü. Gelin, biz bugün aşka kanat açalım, aşka sığınalım, aşk'tan bahsedelim... Bir okuyucum, bana göndermiş olduğu bir sohbet yazısında aşkı şöyle tarif ediyor: "Aşk, Rahmeti Sonsuz'un insanoğluna gelip ulaşan en gizli lütuflarından biridir. Aşk, bir nüve, bir çekirdek olarak her fertte bulunur. Şartların elverdiği ölçüde o çekirdek ve tohum ağaçlar gibi dal budak salar, çiçekler gibi uyanır ve meyveler gibi başlangıç ve sonu bir araya getirerek tekâmül halkasını tamamlar. " *** Bildiğiniz gibi UNESCO, 2007'yi Mevlana Yılı ilan etti. Bütün dünyada çeşitli etkinlikler ve kutlamalar yapılıyor. Amaç; bu büyük zatın ilhamını tasavvuftan aldığı aşk, barış ve tolerans çağrılarını yaygınlaştırmak... Bu çağrı doğrultusunda cins, ırk, din, mezhep vs. ayrımına düşmeksizin farklı kültürden olan toplulukların bir arada barış ve kardeşlik havası içinde birbirlerine kenetlenerek yaşamalarına yardımcı olmak; öteki olarak vasıflandırılanların gerçek insani yanını bulup keşfetmek... Mevlana'nın insana verdiği değer, Allah'ın insanı varlıkların en şereflisi olarak yaratmasından; insan'ın da İlahi Varlık'ı idrakte kabiliyetli olmasından dolayıdır. Bu kabiliyetini ima ederek şöyle seslenir insanoğluna: "Ey kardeş! Sen yalnız duyuş ve düşünüşten ibaretsin. Geri kalanın ise sadece et ve kemiktir." Bu, tefekkür gerektiren derin manalı söz, vahşi kapitalizmin keskin çarkları arasına sıkışıp kalmış, para ve tüketim tuzaklarına düşmüş insanlığa ulaşır da, onların gözünü açar diye umut edelim. İnsan'ın, duyuş ve düşünüş melekelerinin canlanması için de (okuyucumun yukardaki satırlarda belirttiği gibi) aşk cevheri taşıması (bunu işlemesi) gerekir. Mevlana aşkla ülfetini şu mısralarla dile getirir: "O şarapla sarhoşum ki kadehimde nakşı aşk O ata binmişim ki onun yemi aşk Ben o varlığa kulum ki Onun kölesi aşk" Mevlana'ya göre bütün ruh ve beden dertlerinin biricik devası aşktır, hatta aşk yolunda çekilen ıstıraptır. Ve aşkı şu sözlerle yüceltir: "Ey bizim sevdası güzel aşkımız! Ey bizim derdimizin tabibi!.. Şad ol!" İnsanlığın bu karanlık çağda, dünyayı kana bulayan barbarların saldırılarına maruz kaldığı gibi, Mevlana da Moğol istilalarının ortalığa dehşet saldığı bir dönemde yaşadı. O, aşka sığındı, aşkla umutları yeşertti, insan'ı aşk nuruyla insan'la buluşturma yolunu seçti. Biz de gönüllerimizdeki aşk cevherini parlatalım; onun nuruyla bakalım her şeye, onun sıcaklığı ile kucaklayalım insanlığı...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.