Aşkım...

A -
A +

Şimdi moda oldu; herkes birbirine böyle hitap ediyor. Sevgililerin yanı sıra arkadaşlar, dostlar, aile bireyleri de birbirlerine "aşkım" diyor... Hatta, bu hitap yalnız insanlara karşı değil, bütün canlılara, söz gelimi birlikte yaşanan kedilere, köpeklere karşı da kullanılır hale geldi. Bu sözcüğü abartılı bir şekilde birbirine ekli zincirler halinde uzatmakla sanki demek istiyoruz ki: "Hepimiz, her şeye âşığız." Kaynağında dolup taşan, sınırlarını aşan muhabbet seline mi kapıldık? Sevgi, sevgi diye sayıklaya sayıklaya sevgi kelebeği, nihayet dayanamayıp kalplerimize yuva mı kurdu? Herkes sevgi nuruna gark olup en sonunda birbirinin kıymetini mi anladı? Keşke öyle olsa ama hayır... Bu, bence her şeyin maddeye dönüştürülmeye çalışıldığı, her şeyin kavgaya dönüştüğü şu tatsız tuzsuz dünyada sevgiye duyulan ihtiyacın dışa vurumu... Bir barış, kaynaşma, mutluluk sloganı gibi bir şey... Zulmün sevgisizlikten kaynaklığının idrakiyle yüzeysel de olsa, abartılı da olsa aşka davetiye çıkartma gayreti belki... Bilemem, ama söyleyen de memnun, dinleyen de... Ne diyordu aşk şiirlerinin piri şair Fuzuli, "Aşk gelince, cümle dertler biter." Aşk gelmedi ama sanki yeli geldi. Öyle diyelim öyle olsun... Ve temenni edelim; kâinatın aşk üzre kurulduğuna inanıp da aşk dileyenler aşkı bulsunlar... Leyla'lar da çoğalsın, Mecnun'lar da... Aşkın hararetiyle taş kalpler yumuşasın, dillerden bal damlasın, yüreklerdeki kireçler çözülsün, sözler bedene can olsun... *** Mademki sabah sabah söz aşktan açıldı; hayırdır inşallah diyelim; bu ne kutlu, ne hayırlı bir sabahtır... Aşkta gönül gözünü açmak gerek, can'ı cana katmak gerek, fedakârlık gerek, cesaret gerek, tevazu gerek, özden geçmek gerek... Aşkı duyumsamak gerek... Ne yapalım derseniz... Aşka benzeyen güneşi selamlayalım, hayırlar müjdeleyen günü kutsayalım; biz de modaya uyarak şefkat, merhamet ve şükran dolu bir yürekle kâinatı kucaklayıp tomurcuklanma sancılara çeken ağaçlara, kararsız bulutlara, kuşlara, böceklere, dosta, düşmana hasılı her şeye "aşkım" diyelim dolu dolu... Dargın olalım, barışık olalım, sevelim sevmeyelim, anlaşalım anlaşamayalım; ister beriki olalım ister öteki; fark etmez, arkadaşımızın, dostumuzun veya tanışımızın kapısına gidelim, tıklatalım. Tekliğin bilinci içinde şairin sözlerini fısıldayalım: "Kim o? Kim deme! Benim, ben! Öyle bir "ben" ki gelen kapına; Baştan başa sen!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.