Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen II. Uluslararası İstanbul-Beyoğlu şiir festivalini programımın yoğunluğu sebebiyle takip edemedim. Ancak, İş-Sanat'ta Attila İlhan şiirlerine ayrılan kapanış törenine katıldım. Çoğunluğu kadınlardan oluşan dinleyici kalabalığını görünce hem şaşırdım, hem sevindim. Basın masasında görevli olanlar İş-Sanat'ta her ay yapılan şiir dinletilerinin büyük ilgi gördüğünü söylediler. Büyük başarı. Bu arada bir şiir festivali düzenlemekle şiire katkı sağlayan Beyoğlu Belediyesini kutluyorum. Doğrusu şiire gösterilen bu rağbet, şiirimizin geleceği adına çok umut vericiydi. Şiir ve hikâye kitaplarının satılmadığını iddia eden yayınevi sahipleri gelip de bu izdihamı görselerdi diye düşündüm. Attila Birkiye'nin hazırladığı, Serdar Yalçın'ın müzik direktörlüğünü yaptığı ve Mehmet Birkiye'nin sahneye uyguladığı program, "Ben Sana Mecburum Bilemezsin" başlığı altında sunuldu. Sahnenin sisler bulvarı dekorunda Tiyatro oyuncuları (Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar, Hakan gerçek) Attila İlhan'ın sevilen şiirlerini kitaptan okudular. Dramatize bir ortamda bu kitaptan okuyuşları biraz yadırgadım. Ezbere okuyup biraz jest katsalardı daha iyi olabilirdi diye düşündüm. Bütün eserleri Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nca yayımlanmakta olan Attila İlhan'ın şiirlerini diğer şairlerin şiirlerinden ayıran özellikleri, yerinde ve derli toplu biçimde bana verilen basın bülteninde şöyle yorumlanıyor: "Attila İlhan şiirinin ayırt edici özelliği lirizm, sentez ve melodidir. İlk döneminde toplumsal temaları destansı bir boyutta işleyen, duygusal ve halk şiirinin ses ve biçim özelliklerine yer veren bir şiir kurmuş; daha sonra imge zenginliği içinde, egzotik betimlemeleri sıkça kullanan, toplumsal olanı bireysel boyutta vermeye çalışan, müzik ve ritm arayışlarıyla kapalı bir şiir oluşturmuştur. Sanatçı, son döneminde ise divan şiiri ile çağdaş şiiri yeni bir senteze ulaştırma düşüncesinde; yabancılaşma, umutsuzluk, ölüm, melankoli, romantizm, yalnızlık ve aşk gibi temaları işleyerek özgün bir şiire yönelmiştir." Serdar Yalçın'ın "ki", "Ben Sana Mecburum", "Yasak Sevişmek", "Yağmur Kaçağı", "Yalnızlık" adlı şiirlerinden bestelediği şarkıları piyano eşliğinde okuyan Çiğdem Soyarslan ve Zafer Erdaş güzel sesleriyle geceye renk kattılar. Müziğin ve şiirin anlamlı bir çizgide buluşması günün yorgunluğu içinde gelen dinleyicileri romantik bir atmosferde derin bir coşkunluğa sürükledi. Programın bitişinde nedense Konservatuvar'da öğretmenlik yıllarımda Tolga isimli öğrencimin şairden enfes bir şekilde okuduğu "Aysel" şiiri, yine bir öğretmen arkadaşımın tertiplediği bir şiir yarışmasında öğrencilerden birinin yüreğimin tellerini titretircesine okuduğu "Ben Sana Mecburum" şiiri içimde yankılandı durdu. "Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor, Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor, Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum Sen yoksun"