Aytmatov ve telif hakları

A -
A +

Ruhunu kaybeden toplumumuzda kötü giden işlerin müsebbibi olarak sadece siyasiler görülüyor. Tabiî ki baştan beri harcına yalan ve hile karışmış siyaset arenasında bulunanlar baş sorumludur ama halk olarak, bizim de sorumluluk payımız yok mudur? İşçimiz, memurumuz, esnafımız, iş adamlarımız, medyamız mensupları sütten çıkmış ak kaşık mıdırlar? Hiç mi günahları yoktur? İçinde boğulduğumuz meselelerin çözümleriyle ilgili bitmez, tükenmez tartışmaların yapılmasına başlanmadan önce, herkesin kendisini öz eleştiri süzgecinden geçirmesi gerektiğini çeşitli vesilelerle yazılarımda belirtirim. Ama herkes sadece kendisini iyi, karşısındakini kötü görme cehaletinden kurtulamadığı için bu, kimsenin işine gelmez. Pazar günkü Hürriyet gazetesine göz atarken, eserleri 157 dile çevrilen Cengiz Aytmatov'un Türkiye'de yayınlanan eserleri ve sinemaya, tiyatroya uyarlanan kitaplarından hiç telif almadığına dair bir yazı dikkatimi çekti, okudum. Yazarın bugüne kadar alması gereken telif ücreti 5 milyon doları buluyormuş. Düşünün, bu kadar paradan adamcağız beş kuruş alamamış! Gerçi, Türkiye'de belli çevrelerce öne çıkarılıp ihya edilen birkaç yazarın dışında yazma çilesi yaşayan yazarların emeğinin karşılığını alamadığını, yayınevleriyle sorunlar yaşadığını bilirim ama dünya çapında bir yazara karşı yapılan bu kadar büyük haksızlık karşısında pes ettim doğrusu. Hem onun için Türk Dünyasının medarı iftiharı diyeceksin; hakkında methiyeler düzeceksin, hem hakkını yiyeceksin! Saygı, sevgi, takdir ve adalet böyle olur mu? Biz, "emek sahibine hakkını alın teri kurumadan verin" diyen bir kültürden geldiğimizi neden ısrarla unutuyoruz? Neden adil olamıyoruz? Gazetenin yazdığına göre Cengiz Aytmatov, önce Kırgızistan Başkonsolosundan Türkiye'deki telif hakları konusunda yardım istemiş. Toplanacak telif bedelinin uluslararası Aytmatov vakfına bağışlanması için de bir avukata vekâlet vermiş. Bana kalırsa bu iş, yılan hikâyesi gibi uzayıp gider. Dünya çapında bir yazara bu haksızlıklar yapılıyorsa varın, hakkını talep etmekten bile çekinen birçok yazarın hal-i pür melalini siz düşünün! Esasında burası öyle sorumsuzlukların, saygısızlıkların, haksızlıkların yaşandığı bir ülke haline geldi ki... İşte size bir örnek; bir TV kanalında, ölmüş bir yazar (Reşat Nuri Güntekin)'ın hacimsiz ama önemli bir dönem romanı (Yaprak Dökümü)'ndan hareket edilip binbir türlü ilavelerle aylarca süren dizi senaryoları yazılıyor; ama buna kimsenin aldırdığı; sorumsuzlara, hangi salahiyetle yazarın eserine müdahaleler yapıyorsunuz diye sorduğu yok! Malum; burası Türkiye...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.