Anlaşılan o ki, IMF'ye bağlı olunulduğu sürece hangi hükümet gelirse gelsin, ek vergi ve zam zulmünden kurtulamayacağız. Şimdiye kadar (hayata geçirilen ve geçirilemeyen) birçok vergi adı duyduk. Bizden neredeyse "nefes alma vergisi" alacaklar diye adeta nefeslerimizi tuttuğumuz zamanlar oldu. Ama "barış vergisi" diye bir vergi adını ilk defa telaffuz ediyoruz. Malum tezkerenin TBMM'de kabul edilmeyişinin hemen ardından Maliye Bakanının televizyon kameralarının karşısına geçerek: "Barışın da bir bedeli vardır" diyerek ek vergileri ve zamları açıklaması halkın kanını dondurdu. Herkesin kafasında çift başlı bir soru belirdi: "Böylesine insafsız bir vergi ve zam paketi bir gecede nasıl hazırlandı?" Yoksa, "barış bedeli" mazereti önceden hazırlanmış taslağa günlük bir kılıf mıydı? Barışçı olma ve sorunların barışçı yollarla çözülmesi isteği insanlığın yüzyıllar süren acı tecrübelerden sonra edindiği bir olgunluktur. Ayrıca tezkereye hayır demek de demokratik ve meşru bir haktır. Buna bedel biçilip de vergi konulur mu? Üstelik, ek vergi koymayacağız, vergi adaletini sağlayacağız diyerek iktidara gelip; toplayamadığı vergileri "vergi barışı" diye affederek; asıl vergilerini düzenli ödeyen, elinde avucunda artık verecek bir şeyi kalmayan dar gelirli, dürüst vatandaşı: "Sizden bir defaya mahsus bir depo benzin parası istiyoruz" diye zorlamak insafa sığar mı? Bir depo benzin kaça? Haberleri var mı? Hem araba artık bir lüks olmaktan öteye günlük bir ihtiyaç. El emeği harcayıp göz nuru dökerek araba sahibi olan mahdut gelirli bir vatandaş, benzinin pahalılığından, kasko ve vergi taksitleri ödemekten başını alamadığı için ancak zorunlu hallerde arabasını kullanır hale geldi. Diyeceğim, benzini depoyla değil, ancak gıdım gıdım alabiliyor. Hal böyleyken, devletlüler, artık kuru canından başka verecek bir şeyi kalmayan vatandaştan bir depo benzin parasını nasıl talep edebiliyorlar? Akılları sıra adalet ve kalkınmayı böyle mi sağlayacaklar? Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, ayrıca: "Memurlarımızın ve emeklilerimizin enflasyona ezdirilmemesi için her türlü gayret gösterilecektir" şeklinde bir beyanatı var. Memurlar zaten ezildikleri kadar ezilmişler. Ek vergilerle de presleniyorlar. Emeklilere gelince... Bırakın maaş yetersizliğini; her gün biraz daha yedikleri sağlık harcamalarından kısıntı darbeleriyle nerdeyse ölmeye yatacaklar...