Başbakanın sağ kolu

A -
A +

Kendisiyle yaptığım mülakatı pazar günü gazetemizde okuduysanız Başbakanlık Müsteşarı Fikret Nesip Üçcan'dan bahsettiğimi herhalde anlamışsınızdır. Kendisiyle Kültür eski Bakanı İstemihan Talay'ın müsteşarı olduğu sıralar tanışmıştım. Güzel işler yapan başarılı bir ekibin başında olan bu değerli bürokratın bir diplomat zarafeti taşıyan tavırları, kendine güvenen havası ve güleryüzlülüğü dikkatimi çekmişti. Kısa zamanda dost olmuştuk. Başbakan sayın Abdullah Gül, çalışkan, makul ve uzlaşmacı kişiliğiyle bugün toplumun büyük bir kesiminin ilgi ve beğenisini kazanan bir insan. Ama ben kendisine gerçek anlamda güveni; kendisine müsteşar olarak sayın Üçcan'ı seçtiği zaman duydum. Bu seçimiyle başbakan yenilenme, yeniden yapılanma konularında ne kadar kararlı ve samimi olduklarını vurgulamış oluyordu. Fikret Üçcan, sıradan bir bürokrat değil. Köken itibarıyla diplomat. Aynı zamanda fikir ve kültür adamı. Elimde 1995 yılında yayınlanan, Paul Kennedy'den çevirdiği; tarihsel gelişim ve değişimin ezeli hikayesini konu alan "Yirmi Birinci Yüzyıla Hazırlanırken" isimli kitabı var. "Şu andaki yaşam biçimimize meydan okuyan unsurlar nelerdir? Dünyadaki değişim için gerekli güçler hangileridir ve bunlarla başa çıkma yöntemlerimiz neler olmalıdır? Bir toplum kendisini yirmi birinci yüzyıla en iyi şekilde hazırlamak için neler yapmalıdır?" sorularının çarpıcı cevaplarını içeren bu hacimli ve ilgi çekici çeviri, Üçcan'ın dünyanın geleceğine ait hayati sorunlarla ne kadar ilgili olduğunu gösteriyor.  Dünyadaki gelişmelere paralel olarak son yıllarda en fazla telaffuz ettiğimiz kelimeler yenilik, yeniden yapılanma, değişim... Dünyadaki yeni düşünce ve uygulama yöntemlerini ve teknolojik gelişmeleri anı anına takip eden sayın Fikret Üçcan'ın bu kavramlara getirdiği açıklık şöyle: "Hemen her gün dünyanın her yerinde insanlar sürekli olarak yeni düşünceler, yeni teknikler ve metodlar bulup uyguluyorlar. Bunlar niye Türkiye'de uygulanmasın? Reformun sonu gelmez. Bu, bitmeyen bir süreçtir. Her şey her an değişiyor, yenileniyor. Bizim yenileşme yapalım derken ilgili yasa tekliflerini meclisten geçirmemizle iş bitmiyor. Yaptığımız; mevcudu ileriye götürmektir. Yenileşme dediğimiz anda hiç durmadan yeni bir şeyler araştırmamız; ortaya koymamız gerekiyor. Bilinmeyen ne varsa onunla ilgili planlar yapılacak. Bu sebeple ülkenin ve idarenin yeniden yapılanması derken bunu bir süreç olarak düşünmek lazım. Bugünün sorunlarına dünkü çözüm yolları ile çözüm bulunacağına inanmıyorum. Bugünün sorunları ancak yarına ait çözüm yollarıyla çözülebilir. Yönetim Biliminde yeni bir fikrin zihinde oluşması, iki kişi veya bir grup tarafından konuşulmaya başlamasından, herkes tarafından benimsenip gerçekleşmesine kadar geçen süre ileri bir sanayi ülkesinde 8-10 senedir. Benim Türkiye ile ilgili kafamdaki planın 50 seneden aşağı olmaması lazım. Mesela 50 sene sonra nasıl bir insan Türkiye'yi ileri götürebilir diye düşünürsek eğitim sistemimizi de ona göre düzenlememiz gerekiyor." Statükoda direnenlere, bugünün sorunlarını düne ait çözüm yollarıyla aşmak isteyenlere bu sözler çok anlamlı mesajlar veriyor sanıyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.