Basında pozitif ayrımcılık

A -
A +

Popüler gazetelerde absürd şeyler yazan, uzun uzun sevgililerini, ilişkilerini, hatta mahremiyetlerini pervasızca anlatan genç kadın yazarcıklara neden yer verildiği merak konularımdan biridir. Vatan gazetesinde Tuğçe Baran, pazar günkü yazısında bu merakımı giderici samimi bir yazı yazmış. Sizin de ilginizi çekeceğini umduğum bu yazıdan alıntılar yapacağım. Baran da, yazısına bir başka yazıdan aldığı alıntıyla başlamış. Şöyle diyor bu alıntıda: ".... Kadınların salt kendi cinsiyetlerinden doğan bir avantajları olduğu gerçek bu meslek hayatında. Erkek egemen dedikleri medyada sadece kadınlara tahsis edilmiş, kadınlara mahsus, erkeklerin giremediği pek çok alan var çünkü. Kadın yazar kategorisi bunun en iyi örneğidir mesela. Gazete tasarlayan insanlar 10 tane kadın yazar arıyorsa, kriterleri 10 tane iyi yazar değil, içlerinde illa ki birkaç kadının da bulunduğu 10 yazardır. Eğer 10 iyi yazarın hepsi erkekse, birkaç tanesi illa ki kadınlara yer açmak için elenir. Ve medyada yükselen kadınlar da bunu bilirler. İşin tuhafı, kadınlar son sözü söyleyecek konuma geldiklerinde de genellikle iyi gazeteciliktense vakitlerini sadece kadınlıklarına vurgu yapmayı yeğlerler." Karşılık olarak Tuğçe Baran da şunları yazıyor: "Dediklerinin tümüne değilse de büyük bir bölümüne katılıyorum. Kadınlara yönelik bir pozitif ayrımcılık olduğu doğru. Kadın yazar derken herhalde Nuray Mert, Ferai Tınç veya Gülay Göktürk'ten söz etmiyoruz öyle değil mi? Oray'ın pozitif ayrımcılık yapılıp da illa ki kadroya alınan kadın yazar dediği her gazeteye bir Ayşe Arman kampanyasının ürünleri olan yazarlar olmalı... (Ki, ne enteresandır Akşam gazetesinde bu BİLE bir erkek olan -gay falan değil, hakiki!- Ersan Özer tarafından takma isimle yapılmıştı bir süre.) Bu Ayşe Armanlaştıramadıklarımızdan mısınız kampanyasının baş ürünlerinden biri olarak bu ne kadar iyi bir şey, kadınlar adına ne kadar pozitif bir şeydir, tümüyle şüphe içindeyim. Hiçbirimiz haaaarika kalem(!) falan değiliz. Hıncal Uluç( kısaca HU) istediği gibi yırtınsın, onun kızcağızı da değil. Bu kampanyada haaaarika kalemlik falan yok, olması da istenmiyor. Veya umursanmıyor diyelim. Büyük bir çoğunluk utanç verici kötülükte yazıyor, dahası inanılmaz bir cehalet sergileyip duruyor. Bol miktarda ay'lar, aman'lar, öff'lerle bezenmiş süper ucuz yazılar. Üst düzey yönetim ne kadar okur bu yazıları, ne kadar sever, ne kadar onaylar tümüyle şüphe ve merak içindeyim. Ama nedir? Onun da müşterisi var diye düşünülüyor. Hafif konuları seven okurlar tavlansın. Kadınlar, çocuklar, gençler ve spor sayfalarından sıkılıp sarışın bir şeyler okumak isteyen erkekler... Bir nevi gel gel'cilik vazifesi yani... Burada beni dertlendiren şu: Ucuzlaşmanın gönüllü taşıyıcısı kadınlar oluyor. Bu bir nevi evdeki erkek gönül indirip çalışmadığı için köydeki tek iş olan lağımcılığa evdeki kadının gitmesi gibi. Birinin yapması lazım. Kadın yapıyor. Veya pozitif ayrımcılık yoluyla buna itekleniyor... Kadınsın, yedirirsin, boşver... Yapmayan yapmıyor kardeşim, mecbur mu kötü yazmaya? Değil. Niye yapıyoruz, niye yapılıyor? O da kadınların kendilerine ayıbı mı? Demek isteyip de dediğimden emin olamadığım şey; bu pozitif ayrımcılık denilen şey esasen öyle o kadar iyi bir şey değil. Farkında olmadan yine kadınlara bir kötülük olarak dönüyor" Ben, bu konu hakkında bir yorum yapmayacağım. Yazıda basın ve okuyucu kitlesi olarak hal-i pür melalimiz bütün çıplaklığı ile ortaya serilmiş.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.